Ülkücüler ihanet projesine koltuk değneği olabilir mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Ülkücüleri ‘yönlendirmek’isteyen bir gazete, hemen her gün birinci sayfasına ‘kafası karışık’ bir kişinin kellesini yerleştiriyor, altına da şu tür başlıklar atıyor:
- “Ülkücüler, Anayasa paketini destekliyor.”
Neymiş efendim, Anayasa’nın geçici 15’inci maddesi kaldırılarak ‘12 Eylül darbesini’ yapanlara karşı ‘yargı yolu’ açılacakmış. Ülkücüleri haksız yere hapishanelere tıkıp işkenceden geçiren 12 Eylül cuntacılarından artık hesap sorulacakmış.
Bir Allah’ın kulu da çıkıp sormuyor:
- “13 yıl öncesini görmezden gelenler, 30 yıl öncesinde olanlar için kimden, nasıl hesap soracak? Oltanın ucuna takılan yem, yargıyı kontrol altına alıp Türk kimliğini ortadan kaldırma hedefine payandalık için bir gerekçe olabilir mi?”
İnsan bir partide ‘beklediğini’ bulamayabilir, o partinin ‘yönetimini’ beğenmeyebilir, kızabilir, eleştirebilir; ama bunun karşılığı ‘ihanet’ ile özdeşleşmiş bir ‘etnik’ çıkar koalisyonunun emellerine hizmet etmek, ‘yıkım ocağına’ odun taşımak olmamalıdır.
Debillerin bile kolaylıkla anlayabilecekleri bir dil ile yeniden tekrarlıyoruz:

***

‘Zehirin’ üzerini ‘şeker’ ile sıvıyorlar.
Değişik teklifindeki göze çarpan en önemli düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin yapısıdır.
Düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nin 17’ye çıkarılacak olan üyelerinden ‘3’ünü’ fiili olarak TBMM seçecek, ‘14’ünü’ ise Cumhurbaşkanı atayacak.
Nihai atamayı gerçekleştirecek olan Cumhurbaşkanı ve TBMM, aday gösteren kurumların ‘çoğunluklarının’ iradesi ile bağımlı olmayacak.
‘Bir oy alan’ ile ‘500 oy alan’ aynı kabul edilecek. Yani, ‘tek oy’ alarak adayların arasına giren bir kişinin ‘üye’ olarak atanması fiilen mümkün hale gelecek.
‘Üyelerinin tamamı’ siyasi iktidar tarafından atanacak olan Anayasa Mahkemesi, şu dört önemli yetkiyi kullanacak:
1-) ‘Kanunların’ uygunluğunu denetleyecek.
2-) Yargıtay ve Danıştay kararlarına karşı gidilebilecek olağanüstü temyiz davalarını karara bağlamada ‘süper mahkeme’ olacak.
3-) ‘Yüce Divan’ görevini yerine getirecek.
4-) ‘Partileri kapatmaya’ karar verecek.

***


Bir zamanlar Anayasa Mahkemesi’ni “siyasi karar” vermekle suçlayanlar, şimdi o mahkemeyi tamamen ‘siyasetin arka bahçesi’ haline getirmeye çalışıyorlar.
Üyelerinin tamamı, ‘doğrudan’ veya ‘dolaylı’ olarak iktidar tarafından atanmış olan bir Anayasa Mahkemesi’nin, artık üzerine düşen ’denetim’ vazifesini, ‘bağımsız’ ve ‘tarafsız’ olarak yerine getirebilmesi mümkün müdür?
Böyle bir mahkeme, kendisini seçen iktidarın yaptığı kanunların ‘Anayasa’ya uygun olup olmadığına’ nasıl karar verecek?
Yargıtay ve Danıştay kararları karşısında nasıl bir ‘hukuki tavır’ ortaya koyacak?
‘İktidara’ veya ‘muhalefete’ mensup kişiler hakkında nasıl bir karar alacak?
‘Kapatma’ davaları karşısında nasıl bir tutum takınacak?
 ‘Türk milleti’ adına karar veren mahkeme, ‘iktidar partisi’ adına karar veren bir mahkeme haline dönüştürülüyor.
Anayasa Mahkemesi, YÖK veya RTÜK benzeri bir kurum haline getiriliyor.
Anayasa Mahkemesi, aslında ‘iptal’ ediliyor.

***

Anayasa Mahkemesi’nin 17 üyesinin de iktidar tarafından atanması halinde, ‘hukuk devleti’ ilkesi tamamen ortadan kalkacak, Anayasa’nın ‘ilk üç maddesi’ güvencesini yitirecek, yapılacak ‘seçimler’ de artık herhangi bir anlam ifade etmeyecek.
İktidar, emri altına giren Anayasa Mahkemesi’ni kullanarak ‘istediği muhalefet partisi’ hakkında dava açtırıp kapattırabilecek.

***

Ve daha acısı, ülkücülerin ‘ideallerini’ gerçekleştirmek üzere ‘iktidara gelme’şansları tamamen ortadan kalkacak.
Lakin, ‘millileştirilmesi’gereken bir devlet artık ortada kalmayacak.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş