Ultra faşist, ultra hain!..(1)

A+A-
Behiç KILIÇ

Para babası ve PKK muhibbi Soros temsilcisi İzak Alaton bendenizi “faşist” diye tanımlıyor...
Hem de “Ultra faşist!..”
“Boş ver yaşı malum” gibisinden yaklaşımlarla bu muhteremin sözlerini yabana atmıyorum!..
Mutlaka yüksek performanslı bir “arpa”  sorunu vardır şirketlerinin ve tersten devlete dalmasının hikmeti burada da aranabilir ama..
Eşkıya çetesine sevgi seli sunmasından yola çıkıp, şu “ultra faşist” meselesine bir dalalım istiyorum..!
“Ultra faşist!..” Bendeniz “faşist” saldırısına ilk defa uğramıyorum!.
Bunu sarf eden “çakal sürüsünün” kıymeti harbiyesini bildiğim için!..
Eyvallah, hoşuma da gidiyor, nedenini de arz edeyim..!
Bu bir kısım cemaat kendilerini de “aydın ve demokrat” olarak tanımlıyor ki bu daha çok hoşuma gidiyor!. Ön yargılı, kafatasçı, etnik ve dinsel milliyetçilerin destekçisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanı olup Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hortumlayan sermaye ağalarından maddi nasiplerini alma gibi özellikleri olan demokratlar...
Dediğim gibi “bunların” ağzındaki faşist lafını memnuniyetle karşılıyoruz çünkü onlara göre Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet devletine sahiplenenler “faşist”tir!..
Etnik ve dinsel kimliklerle rant arayışındaki şebekeler de bu tavrı benimsiyor..
Efsunladığı cemaatlerine ve kendisini  “mazlum” diye sunarak yaltaklandığı AB’deki patronlarına Türkleri “faşist” diye tanıtıyorlar ve Türklerin böyle tanımlanması için telkinde bulunuyorlar.
Bunun hesabı basittir...
Hitler ve Mussolini ile insanlığın üzerinde kara lekesi, kabusu çökmüş olan faşizm tanımı ile Türk milleti üzerinde bir yıldırma kampanyası amaçlanmaktadır. Türk insanının faşizm damgası yememek için susturulması, özbenliğini içine hapsetmesi, zorlandığı teslimiyeti kabul etmesi istenmektedir. Bu sindirme kampanyasında ekonomik unsurlar etkili olmaktadır.
Şöyle ki;
Toplumumuza egemen olan sermaye ağaları, uluslararası şirketlerin acenteleri durumundadır. Global sermayenin üniter yapılara savaş açtığı düzende, göz dikilen ülkelerdeki acenteleri o çok uluslu saldırganların Truva atlarıdır. Türkiye’de durum George Soros’un İstanbul’daki turu ile artık saklanmaya gerek görülmeyecek biçimde milletin önünde sergilenmiştir. Burada görülen egemenlerin saadet zinciri, milli yapıdan yana tavır alanları dışlayarak varlığını sürdürebilmektedir.
Sözün özü arkadaş... Pastadan kırıntı bile almak istiyorsan şart belli.. Milli kimliğinden soyunacaksın...
Hitler faşizmi nasıl Yahudileri “sarı kollukla” işaretlemişse, Türkiye’de de günümüzde milli tavırdan soyutlanmayı kendisine yediremeyenler “faşist” diye damgalanıp yok edilmeleri hedefleniyor.
Reçete Soros reçetesidir..
AB, ABD egemenlerinin reçetesidir...
Paralelliği olduğu için bir örnek verelim... Kimden mi?! Yedi yıldan bu yana Başbakanlık koltuğunda oturan Erdoğan’dan..! Başbakan Erdoğan AB’den ABD’den gelen talepleri kabul ettikçe, Avrupa Birliği yolunda milli vasıflardan tavizler verdiğinde ondan iyisi yoktur.. Batı basını Tayyip’i ve partisini övdükçe över. Ama en ufak bir pürüzde!!?
Mesela bir AB gezisinde, Suriye meselesi yüzünden AB’cilerin isteği dışında tavrı olmuştu Erdoğan’ın. İngiliz The Times gazetesi O’nun için şöyle yazmıştı...
“Erdoğan, odaya girdiğinde mekanın boşalmasına neden olan tiplerden!.”
Eğriye eğri doğruya doğru, bu laf nasıl bir insafsızca infazın ürünüdür ve bu bir menfaatin, iki yüzlülüğün tezahürüdür...
Başbakan’a aba altından sopa gösteriyorlar ve ya bizle dans edersin ya da seni yok ederiz diyorlardı...
Tıpkı yukarıda örneğini verdiğim “faşist baskısı”  gibi...
Demek ki neymiş...
Çok uluslu sermayenin, AB’nin, ABD’nin...
Sömürgecilerin istilalarına karşı çıkanlara faşist deniyor!..
Vatan haini de denebilir mi?..
Bu yazının devamı yarın...

Yazarın Diğer Yazıları