Uludere’deki Amerikan kürtajı!

A+A-
Arslan BULUT

Tayyip Erdoğan, medyanın Uludere meselesini tartışmasının PKK’ya yaradığını iddia ettikten hemen sonra “Sezaryenle doğuma karşıyım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum, ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ diyorum. Anne karnında bir yavruyu öldürmenin, doğumdan sonra öldürmekten ne farkı var soruyorum size. Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan olduğunu bilmek durumundayız, prim vermemeliyiz” dedi.
Yani Uludere’yi unutturmak istese de kendisi unutamıyor..
Kürtajla Uludere’nin ne ilgisi var? Uludere’de Amerikalılar size kürtaj mı yaptırdı?

***


Bir aşı üzerinden yapılan sinsi nüfus planlamasını yıllar önce Türkiye’nin gündemi haline getirmiş bir gazeteci olarak, özellikle Sağlık Bakanlığı’nın sezaryen politikasının da aynı oyunun parçası olduğunu düşünüyorum. Sezaryen, bir ameliyattır. Doktorlar ameliyat başına para alıyor. Ne kadar çok ameliyat, o kadar çok para! Buna karşılık, üniversitede doktor yetiştiren bir tıp hocası, veya bir psikiyatri uzmanı sadece maaşını alıyor! Bu da sezaryen veya benzeri riski az ameliyatların çoğalmasına yol açıyor..

***


Uludere’de esasen ne oldu? Murdoch’un Wall Street Journal gazetesi, Amerikan Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayanarak, Uludere istihbaratının Türk tarafına Amerikan Predatörleri üzerinden verildiğini yazdı. Bakanlık sözcüsü, konu sorulunca, “Bu tür sızdırmalar olabiliyor” diye cevap verdi. Yani haberi yalanlayamadı. Genelkurmay Başkanlığı ise, “Haber gerçeği yansıtmamaktadır. İlk görüntüleri biz kendi Heronlarımızdan aldık” diye açıklama yaptı. Tayyip Erdoğan, “ Predatörlerin verdiği 31 dakikalık görüntü var, Irak tarafında” dedi..
Zaten Predatörlerin 37 dakika uçtuğu ve TSK tarafından, operasyon yapılacağı için bölgeden uzaklaştırıldığı da biliniyordu. Abdullah Gül de hem Heronlardan hem Predatörlerden görüntü alındığını doğruladı.
Şimdi sıra geldi, “emri kim verdi?” konusuna.
Konu buraya gelince Tayyip Bey, “Benim olaydan sonra haberim oldu” dedi.. Oysa sınır dışı operasyon yetkisi TBMM tarafından hükümete verilmiştir. Hava Kuvvetleri’nden bir komutana değil! Yani görüntüleri değerlendiren komutanın tek başına karar verdiği iddiası hiç de inandırıcı değildir.
Bu durumda ne yapmak lazım? Uludere tartışmasını gündemden düşürmek lazım. Uludere’yi tartışanı “PKK’ya hizmet ediyorlar” diye suçlamak lazım! Çünkü işin ucu Tayyip Erdoğan’a dokunuyor. Yetki de sorumluluk da onda çünkü! Haberinin olup olmaması, sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.. Kaldı ki haberinin olmadığı da inandırıcı değil..

***


Peki asıl mesele nedir?
Asıl meseleyi, Karadeniz TV’de Hulki Cevizoğlu ve Nejat Eslen şöyle konuştu. Cevizoğlu, “Bir ordu, Türk ordusu hem Atatürkçü hem Amerikancı olur mu? Hem Atatürkçü hem milliyetçi, hem Atatürkçü hem Amerikancı, hem Atatürkçü hem NATO’cu olur mu?” diye soruyor, Nejat Eslen, “Olmaz, olmaması lazım ama yoksulluk da Amerikancı yaptı bu orduyu. Biz Amerika’yı iyi analiz edersek sorunları çözeriz. TSK’nın başına ne geliyorsa Amerika’nın Türkiye’de kurduğu hakimiyet yüzünden geliyor” diye cevap veriyor..

***


Ordunun Amerikancı olduğu iddiasına katılmıyorum. Öyle olsaydı Nejat Eslen de Amerikancı olurdu. Tanıdığım hiçbir subay Amerikancı değildir ancak Türkiye’nin Yalta paylaşımından sonra NATO sisteminde yer alması, Türk Ordusu’nu Amerika’nın her türlü tehdidine açık hale getirmiştir. Bir defa ST10-B denilen yanaşık düzen eğitim talimatları bile Amerikan ordusundan alınmadır. Kurmayların terfi edebilmesi için Amerikan eğitimi almış olması, fiilen şart haline getirilmiştir.
Oysa bugünkü profesyonel ordu sistemini kuran, onbaşıdan, ordu komutanına kadar yönetim biçimini tasarlayan ve orduya nasıl milli ruh verileceğini icraatı ile gösteren bizzat Mete Han’dır. Buna rağmen, NATO sürecinde Pentagon, askeri istihbaratı ve askeri polisi ile birlikte Türk Ordusu’nun içine nüfuz etmiştir. Siyaset de tamamen Amerikan projelerinin esiri haline gelince zaaf kendisini göstermiştir.
Ergenekon ve Balyoz örgütlenmeleri bahanesi ile Türk Ordusu’nun önemli bir kısmının tasfiye edilmesi, orduların dağıtılması girişimidir ve buna bir çare bulunamamıştır.
Tayyip Erdoğan, tabii ki kürtaj ve sezaryen gibi konularla gündemi değiştirmek isteyecektir. Ancak oralarda da hükümetinin hataları vardır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları