Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu bildirileri...

A+A-
Ahmet SEVGİ
Adıyaman Üniversitesi’nce 15-16 Mayıs 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen “Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu” nda sunulan bildiriler yayımlandı. (Adıyaman Üniversitesi Yayınları, Ankara 2010, VIII+663 s.) Editörlüğünü Doç. Dr. Süleyman Çaldak ve Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil Tuğluk’un yaptığı  bildiriler kitabı Rektör, Prof. Dr. Mustafa Gündüz’ün “Önsöz” ve editörlerin “takdim yazısı” yla başlıyor.
“Kültürel zenginliklerin farklı zaman ve zeminlerde, akademik düzeyde konuşulması, tartışılması; zenginliklerimizin keşfi ve geniş kitlelerle paylaşımı açısından önem arz etmektedir. Bu etkinliklerin; akademik kazanımları yanı sıra, ülkenin her köşesini bilimsel çalışmaların bir sahası haline getirmek gibi somut neticeleri bulunmaktadır. Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu bu amaca hizmet etmek için düşünüldü” ifadeleriyle takdim edilen kitap, yazarların soyadı sırasına göre düzenlenmiş 55 bildiriden oluşmaktadır.
Bildiri kitabının takdim yazısında da işaret edildiği üzere, Türk milleti olarak çok zengin bir kültür mirasına sahibiz. Kütüphanelerimizde daha el değmemiş yüzlerce kitap var. İmparatorluk döneminde sınırlarımıza dâhil olan Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu, Afrika gibi geniş bir coğrafyada araştırmacıları bekleyen nice nadide eser mevcut... Bunları araştırıp gün yüzüne çıkarmak öncelikle Eski Türk Edebiyatı alanında çalışan araştırmacılara düşmektedir. 13. asırdan 19. asır ortalarına kadar yaklaşık 600 yıl boyunca duygu ve düşüncelerimize tercüman olan Klasik Edebiyatımızı bütün olarak ortaya çıkarmadıkça gerçek anlamda ne edebiyat tarihi yazılabilir ne de kültür tarihi... Dolayısıyla, üniversitelerde yapılan kültürel faaliyetleri özellikle de Eski Türk Edebiyatı etkinliklerini önemsiyorum. Her eser, her şiir hatta her mısra topluma tutulan bir aynadır. Meseleye bu açıdan bakıldığında Eski Türk Edebiyatı etkinliklerinin ve bu etkinliklerde sunulan bildirilerin yayımlanmasının önemi kendiliğinden anlaşılacaktır.
Kahraman Bostancı’nın  “Edebiyat Gazetesi Peyâm’da Bir Mısra’-ı Berceste Musabakası”  (s. 161-172) adlı bildirisinde yer alan güzel mısralardan birkaçını zikrederek yazımızı noktalayalım:
“Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz.//” O cürmün özrü müşkildir ki kâmilden zuhûr eyler.// “Geçmiş zaman olur ki hayâli cihân değer.//” Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza.// “Bâr olma sakın kimseye mümkün ise yâr ol.//” Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler.// “Dün mektebe gitti bugün üstâd olayım der.//” Adam ol isterse hasm olsun bütün âlem sana.// “Yârsiz kalmış cihânda aybsız yâr isteyen.//Herkesin âlemde bin mâ-fevki bin mâ-dûnı var.//” Tuhaftır hâl-i âlem bilmeyen söyler bilen söyler.// “Hicâb eyler tabîat yerde kalmış kâbiliyyetten.//Hâzır ol cenge eğer ister isen sulh-u salâh// Eğer maksûd eserse mısra’-ı berceste kâfîdir.//
“Ulusal Eski Türk Edebiyatı Sempozyumu Bildiriler Kitabı “nı kültürümüze kazandıran Adıyaman Üniversitesini kutluyoruz... Allah emeği geçenlerin sa’ylerini meşkûr eylesin...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları