Uluslararası Mahkeme İsrail'e çalışmıyor mu?

İsrafil K.KUMBASAR

İslam Ekonomik ve Ticari Daimi Komitesi’nin düzenlediği Liderler Zirvesi’nin davetlisi olarak İstanbul’a gelmesi beklenen Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, uluslararası anlaşmalar dahilinde Türkiye’nin ‘milli egemenliğine’ ipotek koyan AB ve ABD’nin yoğun baskısı üzerine son anda ziyaretinden vazgeçti.
Neymiş efendim?
El Beşir, katil bir diktatör imiş.
Darfur’da, devlet otoritesine karşı ayaklanan isyancılara karşı ‘hoşgörü’ ve ‘tolerans’ göstermemiş, güvenlik kuvvetlerinin ‘katliam’ yapmalarına göz yummuş.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 300 bin kişinin katledilmesinden sorumlu tutarak ‘insanlığa karşı suç’ işlediği gerekçesiyle hakkında ‘tutuklama’ kararı vermiş.
Bu yüzden 108 ülkeye giremiyormuş.
Peki ne yapacaktı El Beşir?
Sudan’dan ayrılıp ‘bağımsız’ bir devlet kurmak isteyenleri köşkünde ağırlayıp, üzerine bir de ‘açılım’ mı yapacaktı?
İsrail, topraklarını sistemli bir şekilde ele geçirip üzerinde devlet kurduğu Filistin’de, bütün dünyanın gözleri önünde ‘Müslüman’ halka karşı, bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir ‘etnik temizlik’ uyguluyor.
Teslim olmayıp, direnmeye çalışan Müslümanlar, ‘terörist’ muamelesine tabi tutularak ‘kadın’, ‘çocuk’ denmeden hunharca katlediliyor.
Yetmiyor, üzerlerine havadan ‘fosforlu’ bombalar yağdırılıyor.
Peki bu yapılanlar ‘suç’ değil mi?
Uluslararası herhangi bir mahkemenin, şimdiye kadar, İsrailli herhangi bir yöneticiyi yargılayıp, hakkında ‘tutuklama’ kararı çıkardığına hiç şahit oldunuz mu?
El Beşir’in Türkiye’ye gelmesine tahammül edemeyenler, ‘mülteci kamplarında’ gerçekleştirdikleri katliamları yüzünden ‘Kasap’ olarak anılan İsrailli yöneticilerin Ankara’yı ‘su yolu’ haline getirmeleri karşısında neden sessiz kalıyorlar?
Yoksa, tepki göstermelerine ‘etnik aidiyetleri’ mi izin vermiyor?

* * *

1989 yılında gerçekleştirdiği askeri bir darbe ile işbaşına gelen Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, uluslararası şirketlerin bir yolunu bulup bölgedeki ‘zengin petrol yataklarının’ üzerine bedavadan konmalarına fırsat tanımıyor.
Üç kuruş menfaat uğruna ülkesinin kaynaklarını yabancılara peşkeş çekmiyor.
Uyguladığı ambargolar ile El Beşir’i dize getiremeyen Amerika, her zamanki gibi ‘insan hakları’ ve ‘demokrasi’ getirme bahanesi ile bölgeye yerleşmeye çalışıyor.
Ancak, Irak’ta olduğu gibi fiili bir ‘işgali’ de göze alamıyor.
Ol sebepten dolayı, ‘etnik ayrımcılık’hareketlerini körükleyerek, ‘uluslararası mahkemeleri’ kullanarak, ‘dünya’ ile bağlantılarını kopararak El Beşir’i köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.
Kaç günden beri “Bu adamın Türkiye’de ne işi var?” diye ortalığı galeyana verip kraldan fazla kralcılık yapan medyadaki işbirlikçiler, işte bu ‘izolasyon planının’ değirmenine su taşıyorlar.
El Beşir, son anda ‘kendi isteği’ üzerine Türkiye’ye gelmekten vazgeçmişmiş?
Bu palavra ile belki kendi yandaşlarını kandırabilirler, ancak bizim külahımıza yutturabilirler. Belli ki, iç kamuoyuna karşı  “Kim kime nota veriyor? Onlar ne karışırmış ki? Bu ikili ziyaret değil”  diye efelenme numarası çeken Abdullah Gül, el altından Sudan’ı arayıp, “Efendiler gelmenize izin vermiyorlar. Aman bir arıza çıkarmayın. Eğer havaalanında gözaltına almaya kalkışırlarsa biz karışmayız” dedi.
Başına gelecekleri anlayan El Beşir de, mecburen ‘iç karışıklıkları’ gerekçe göstermek zorunda kaldı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş