Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Sempozyumu...

Ahmet SEVGİ

Bu hafta, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, adına yakışır bir faaliyet gerçekleştirdi: I. Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Sempozyumu... 19-21 Kasım 2008 tarihlerinde yapılan sempozyumda yerli-yabancı yaklaşık 125 bilim adamı tebliğ sundu. Mehmet Akif’in çeşitli yönleriyle ele alındığı konuşmalara ilgi yoğundu.
Söz konusu sempozyuma bendeniz de katıldım. “Mehmet Akif’in Hikmet Cephesi” adlı bildirimden birkaç pasajı sizlerle paylaşmak istiyorum...  
Konumuz; İslâmî hassasiyetleri ile tanınan Mehmet Akif’in hikmet cephesi olduğuna göre, öncelikle Hz. Peygamberin şu hadisini hatırlamamız gerekecek: “Öyle şiir vardır ki hikmettir; öyle beyan vardır ki sihirdir.” Resûlullâh’ın bu sözünden de anlaşılacağı üzere Şark’ta, daha doğrusu İslâm dünyasında şiir denilince genellikle akla ya hikmet gelir ya da sihir... Mehmet Akif, bu iki şıktan “ahlak ve âdâba dair kısa, özlü ve öğüt verici söz” demek olan hikmet yolunu tercih etmiştir. Aşağıdaki mısralarda bunu açıkça görmek mümkün: Sâde pek sövme ki Peygamberimiz şi’ri sever./-Vâkı’â “inne mine’ş-şi’ri...” büyük bir ni’met;/Dikkat etsen: Yine sevdikleri, lâkin, hikmet./Ben ki Attâr ile Sa’dî’yi okur, hem severim;/Başka vâdîleri tutmuşlara ancak söverim.
Gerçekten de “Safahat” incelendiğinde hikmetli ifadelerin büyük bir yekûn teşkil ettiği görülür. Biz bu bildirimizde başta “insan” olmak üzere din, iman, çalışmak, hak-hukuk, ümit, ümitsizlik, his, hayâ, ahlak... gibi cemiyeti ilgilendiren temel konularda Mehmet Akif’in hikmetli sözleri üzerinde durmaya çalışacağız...
İnsan “sûret” ve “sîret” ten mürekkeptir. Onun maddî yönünü “sûret”, mânevî cephesini de “sîret” oluşturur. Lâkin Mevlana’nın ifadesiyle: “Eğer insan sûretle insan olsaydı Ahmed’le Ebucehil müsavi olurdu.” Demek ki insanı insan yapan, onu meleklerden üstün kılan sûret değil, sîrettir, yani ahlâkî terbiyedir. Akif: Sâde bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli/Bir halâs imkânı var: Ahlâkımız yükselmeli./derken bu önemli gerçeğe işaret etmektedir. Ahlâkın yükselmesi de gayet tabii, dinle imanla, Allah korkusuyla olacaktır: Ne irfândır veren ahlâka yükseklik, ne vicdândır;/Fazîlet hissi insânlarda Allâh korkusundandır.
Mehmet Akif’in üzerinde durduğu en önemli meselelerden biri de şüphesiz ki çalışmaktır. Akif, diğer mevzularda olduğu gibi çalışma konusunda da ilhamını Kur’an’dan almıştır. Şairin “İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur” mealindeki âyete sık sık atıfta bulunduğunu, ayrıca söz konusu âyeti iki ayrı yerde lafzen iktibas etmiş olduğunu görüyoruz.
Mehmet Akif, hak-hukuk konusuna da çok önem vermiştir. Çünkü cemiyetin huzur ve refahı hakkın sosyal hayata hâkim kılınmasına bağlıdır. Haklılardan çok, güçlülerin haklı olduğu bir toplumda huzur olmaz. Bu sebeple, şahsiyetli kişilere güçlünün değil, haklının yanında yer almak yakışır: Hâlık’ın nâ-mütenâhî adı var, en başı: Hak./Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak!
Kısacası; hikmetli söz, zamanla anonimleşerek atasözü haline gelebilecek nitelikte veciz ve mânâ derinliği olan ifadelerdir ki “Safahat” ta bunun sayısız örneklerine rastlamak mümkündür. Bildirimizde bunlardan bazılarına yer verdik. Fakat benden Mehmet Akif’in fikirlerini özetleyecek hikmetâmiz bir beyit istense her halde hiç tereddüt etmeksizin, insanı dünyada ve âhirette saadete götürecek yegâne düstur olan ve şairin “Allah inancı, çalışma azmi ve hikmet tutkusu” olarak tablolaştırdığı şu beyti okurdum ki bence “Safahat” ın da özetidir: Allâh’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol.../Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş