Uluslararası Nevşehir Tarih ve Kültür Sempozyumu

Ahmet SEVGİ

Üniversiteler bilim yuvalarıdır. Oralarda eğitim ve öğretimin yanında çeşitli bilimsel araştırmalar da yapılır. Özellikle sosyal bilimler sahasında çalışan akademisyenlerin; ülkenin tarihî değerlerini, kültürel varlıklarını, yazılı ve sözlü ürünlerini tespit ve tahlil ederek ulaştıkları sonuçları toplumun istifadesine sunmaları geleceğimiz açısından büyük önem arz etmektedir. Genç üniversitelerimizden biri olan Nevşehir Üniversitesi de bu noktadan hareketle geçen hafta (16-19 Kasım 2011)  “I. Uluslararası Nevşehir Tarih ve Kültür Sempozyumu” nu gerçekleştirdi.
Nevşehir Üniversitesi Kapadokya Araştırma ve Uygulama Merkezi (NEVKAM), Nevşehir Valiliği, Nevşehir Belediyesi ve Nevşehir ilçe belediyelerinin destekleri ile düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını yapan NEVKAM müdürü Yrd. Doç. Dr. Âdem Öger, Kapadokya bölgesinin köklü ve zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirterek:  “Böyle bir coğrafyada kurulan Nevşehir Üniversitesi, bünyesindeki fakülte, yüksekokul ve araştırma merkezleri ile bölge içinde mevcut doğal ve kültürel mirası korumayı amaç edinmiştir. NEVKAM tarafından bölgenin somut ve somut olmayan kültürel mirasının tespiti ve incelenmesi üzerine önemli projeler hazırlanmış ve bunlar hayata geçirilmeye başlanmıştır. Yörenin kültürel dokusu ile ilgili bilimsel ve akademik yayınlar yapmanın yanı sıra, hazırlanan bilgileri elektronik ortamda toplumun yararına sunmaya yönelik çalışmalar da yapıyoruz. En önemli çalışmalarımızdan birisi de Kapadokya Halk Bilimi Müzesi oluşturulmasıdır ki bu yönde çalışmalarımız halen sürüyor. Nevşehir’in sahip olduğu tarihî ve kültürel değerlerini bilimsel platforma taşımak, bilim dünyasına tanıtmak, bunları tartışmak ve sonuçta kapsamlı ve nitelikli bir eser ortaya koymak amacıyla düzenlenen sempozyum, misyonumuz açısından da önemli bir aşama olacaktır”  dedi.
Sempozyumun açılışında, Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç da:  “Türkiye ve dünya üniversiteleri arasında yaptığı çalışmalarla üniversite olma misyonunu layıkıyla yerine getirme çabası içerisinde olan Nevşehir Üniversitesi değişen dünya şartlarına hızla adapte olabilmekte, Nevşehir yöresini hak ettiği gelişme noktasına taşımak için çalışmalarına devam etmektedir. Nevşehir Üniversitesi, Türkiye’nin ve dünyanın yükselen bir değeri olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte ve yerelden kopmadan evrenseli yakalama amacını gerçekleştirmeye çalışmaktadır”  diye konuştu.
Açılış konuşmalarından sonra Ürgüp Sebahat ve Erol Toksöz Meslek Yüksek Okulu’nda, 6 ayrı salonda iki gün süren sempozyumda 20 farklı ülkeden 320 bilim adamı 240 bildiri sunup tartışmışlardır.
Sempozyum öncesinde tebliğ özetlerinin (Türkçe-İngilizce) basılmış olması bildirilerin daha ayrıntılı tartışılabilmesi açısından faydalı olmuştur.
Söz konusu bildiri özetlerinden iki örnek:
“Nevşehir, ülkemizin en önemli bilim ve kültür merkezlerinden biridir. Nitekim hâl tercümesi kitaplarındaki Nevşehirli âlim ve ediplerin yanı sıra, Türkiye kütüphanelerinde bulunan Nevşehirli âlimlerin yazma eserleri de bunu açıkça göstermektedir. Bu bildiride ilk olarak Damat İbrahim Paşa’nın sosyal ve kültürel faaliyetleri ile İstanbul’daki Damat İbrahim Paşa Kütüphanesinde mevcut müellif hattı yazma nüshalar hakkında bilgi verilecek, sonra da Nevşehirli âlimler ve eserleri tanıtılmaya çalışılacaktır.” (Prof. Dr. Recep Dikici)
“III. Ahmed döneminin (1703-1730) ünlü sadrazamı olan Damad İbrahim Paşa, 1689’da ayrıldığı memleketi Muşkara’yla (Nevşehir) bağını koparmadığı gibi câmi, şadırvan, medrese, sıbyan mektebi, imâret, çeşme, kervansaray ve çifte hamamdan oluşan külliye yaptırarak bölgenin ihyasına çalışmıştır. Onun bu faaliyetlerinin sonucu Muşkara’nın adı Nevşehir olarak değişmiş ve kaza merkezi haline gelmiştir. Bu bildiride, İbrahim Paşa’nın yaptırdığı bu binalara dönemin başta Nedim (ö. 1730) olmak üzere ünlü şairlerinin yazdığı tarih manzumeleri ele alınıp değerlendirilecektir.”  (Prof. Dr. Hatice Aynur)
Yazımı, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya sunulan müzeyyel gazeller üzerinde duran Prof. Dr. A. Habip Sakızlıoğlu’nun şu sözleriyle bitiriyorum:
305 beyitlik söz konusu müzeyyel gazellerin methiye kısımlarında ise İbrahim Paşa; padişahın damadı olması, İbrahim Peygamber’le adaş olması, cömertliği, adaleti, tevazuu, bilginleri koruması gibi çeşitli özellikleriyle övülmektedir ki bizce bu övgüler içerisinde İbrahim Paşa’nın tarihî kişiliğine en uygun düşeni, Sultan III. Ahmet’e imamlık ve şehzâdelere de hocalık yapan Sahib Efendi’nin şu sözleridir:
“Ser-mâye-i hayâtıdır erbâb-ı dânişin//Hüsn-i teveccühi nazar-ı lütf u şefkati//Kâlâ-yı nazma böyle harîdâr var iken //Bâzâr-ı ma’rifetde kimin var zarûreti.”  (İbrahim Paşa’nın teveccüh gösterip lütuf ve şefkatle bakması, bilginler için hayat sermayesidir. Şiir kumaşına böyle -İbrahim Paşa gibi- bir müşteri varken marifet pazarında hangi şair fakr u zaruret çeker?)
Tebliğlerin bir an önce kitaplaştırılmasını beklediğimizi bildiryor, bu güzel faaliyetlerinden dolayı başta Nevşehir Üniversitesi mensupları olmak üzere emeği geçenleri ayrı ayrı kutluyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş