Umudumuz APO

A+A-
Altemur KILIÇ

Güneydoğu-Kürt cephesinde son durum: APO’dan mesaj; barışa çok yakınız. PKK bir dahaki emre kadar eylem yapmayacak. Lideri APO’yu, İmralı’da ziyaret eden Aysel Tuğluk’tan haber, teröristlere talimat; PKK, yeni emre kadar eylem yapmayacak. Barzani’nin huzuruna giden İçişleri Bakanı Atalay’dan, Barzani’nin huzurundan müjdeler; PKK “seçimlere kadar” eylem yapmayacak! Ve Washington’dan, her türlü gizli-açık destek!


APO faktörü
Acı olmasaydı gülünç derdim... Umudumuz; daha doğrusu gafillerin, hainlerin ve de AKP Hükümetinin beklentileri -umutları- Abdullah Öcalan, nam-ı diğer; binlerce insanımızın ölümünden doğrudan doğruya suçlu, sabıkalı ve idam cezası “müebbet hapse” çevrilmiş eşkıya başı, bebek katili APO!
Bu klişeleşmiş sıfatları tekrar ediyorum, çünkü unutulmasa da, idam cezası gibi rafa kaldırılmış! “Terör bitirilecekse, çözüm APO’suz olmaz” diyorlar... Yani kısacası  “cinayetin” çözülmesini bizzat katilden ve şeriklerinden, Barzani’den ve dışarıdan destekçileri ABD’den bekliyoruz! “Çalışmalar” , aynen böyle ve süratle APO’nun affına doğru gidiyor! AKP iktidarının da yeni “açılımı” işte böyle! Adam arkasından hançerlenmiş, sormuşlar; “Acıyor mu?” diye... Adam, “sadece gülünce” diyebilmiş... Aynen böyle!
Adamlar, iktidarla kamuoyu ile ve en acısı TC devleti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar, halkayı burunlara takmışlar, istedikleri noktaya getirdiler. “Terörle bir yere varılmaz” dedik, bu noktaya, bu hallere, terörle getirildik... Ve PKK’nın döktüğü kanları, güya PKK/ BDP durduracak! Hiçbir devlet bu kadar aciz, gülünç duruma düşmemiştir ve düşmana böylesine teslim olmamış, yenilgisini itiraf edip dayatılan ve dayatılacak “barış şartlarını” böyle kabul edebilecek duruma gelmemiştir!
Türklerin ezeli ve ebedi düşmanları, başından beri -en az bir yüzyıldan beri- bu ölümcül, çok boyutlu satranç oyununu, “Büyük Oyunu” ustalıkla oynadılar... Amaç,  “Türk Tehlikesini” bitirmek, “Müthiş Türklerden”  kurtulmaktı! En zayıf olduğumuz zamanlarda, kendi ayak seslerimizden korktuğumuz zamanlarda bile! Bunun yolu, Kürtleri ve Ermenileri kullanmak ve öylece ülkeyi bölmekti. Bu 1896’dan beri ortalıkta dolaştırılan haritayla sabit... Kürtlere vaat edilen “Büyük Kürdistan”ı, -Kürtlerde, aslen mevcut olmayan milli hisleri -milliyetçiği “iteleyerek”,  “Oyunu” bu son perdesine ve “şah” diyecekleri aşamaya getirdiler... TSK’yı bertaraf ettiler, “Demokratik Özerkliği” ilan ettirdiler.
Bunları çok yazdım. Şu sırada oyunun son perdesinde, teröre resmen teslim olmak aşamasındayız, bir kez daha hatırlatıyorum... Bütün bunları bugün APO’dan, Barzani’den ve CIA’dan yardım bekleyen iktidar, Başbakan, Bakanlar, MİT ve yanaşmaları bilmezler mi? Bal gibi bilirler hatta daha fazlasını! Bildikleri halde, neden böyle abesle iştigale, olmayacak dualara âmin demeye ve dedirtmeye devam ederler?
Bu “açılım” da, önceki gibi hüsranla, fiyaskoyla bitmeye mahkûmdur; kayıt düşürüyorum... Bugün Türkiye’yi yönetenler, Devlet adamları değil fırsatçı politikacılardır! Maksatları günü gün etmek ve idare-i maslahattır!
APO’dan gelen mesajın, Barzani’nin sözlerine mim koyun: “Seçimlere kadar eylemsizlik”. Yani genel seçimlerde AKP’ye,  “barış”  kozuyla destek vermek! AKP seçimleri kazanırsa, daha önce veya sonra Yeni Anayasa’nın BDP’nin (APO ve PKK’nın) istediği şekilde değiştirilmesi sonucunda, Büyük Kürdistan’ın yolu açılacak!
“Barışı istememek”, kanların durmasını  “Anaların ağlamamasını” istememek, mümkün mü?
Ama gene sorarım; İktidardan umudum yok ama milletime sormak isterim, “Ne pahasına?”
Bunun da bedelini,  “EVET”  demenizin bedeli gibi, siz ödersiniz! Erdoğan’ın 12 Eylül’de açtığı sayfa hiç de beyaz olmayacak!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları