Umudumuz Baykal!

A+A-
Altemur KILIÇ

Deniz Baykal tek aday; 32. Olağan Kurultayı’nın ilk gününde 1016 delegenin oyuyla yeniden CHP liderliğine seçileceği de muhakkak!
Bu, sadece CHP için değil ülke için de sevindirici; partizanlığı bir tarafa bırakarak söylemek gerekiyor: “Şu bağlamda”, milliyetçiler, Atatürkçüler olarak ülkeyi karanlıklardan kurtarmak için umudumuz “Deniz Baykal.”  
 Baykal bu başarıya, dışardan, içerden hatta CHP içinden takılan çelmelere rağmen, meşru yollardan bileğinin ve belagatinin kuvvetiyle ulaştı. Kimse, delegelerin “toplama” ve üzerlerinde baskı yapıldığı gibi iddia ve imalarla, bu ezici başarı üzerine gölge düşürmeye kalkışmasın. Doğru; bütün partilerde olan lider sultasına son vermek için Seçim ve Partiler Yasalarında esaslı değişikliler çoktan yapılmalıydı ama yapılmadı. Diğer liderler, iktidarlar, neden bu değişikleri yapmadılar ve şimdi Baykal’ı bu sebeple eleştirenler, bugüne kadar bu konuda neden fazla bastırmadılar? Gerçek inançlı CHP’lilere, hatta Baykal’ın aday rakiplerine bu sırada düşen, kırgınlıkları unutup liderlerinin etrafında ülkenin yüksek çıkarları için birleşmektir! 
Adaylardan Haluk Koç bunun ilk işaretini verdi: “Partimiz için bundan sonra da görevimizi yapacağız”  dedi! Centilmence bir mücadele veren,  değerli ve AKP’ye karşı dirayet ve celadetini TBMM’de göstermiş olan Profesör Koç’a da bu yakışırdı! Ya diğerleri?

Bugünkü gerçek
Bugün gerçek ve önemli olan şu ki, Deniz Baykal CHP’nin mevkiini sağlamlaştırmış, tartışılmaz lideridir... Ve millet olarak başlıca, hatta tek umudumuz Baykal!  
Umudumuz MHP olmalıydı. Şimdi de umuda ortak olabilir. Ama Sayın Devlet Bahçeli ortak olmayı istemiyor; herkesi hatta Orduyu rakip sayıyor! AKP’ye payanda oldu. Maalesef Cumhurbaşkanı seçiminde Gül’e “ip” verdi. Sonra türban konusunda “çene altı” formülü ile adeta destek oldu! Son zamanlarda 301 konusundaki hararetli çıkışlarıyla yeniden umut vermişti ama 23 Nisan’da, PKK dağlarda can alırken, Meclis’teki açık temsilcisine el uzatmak “jestine” ne demeli? Tutarlılık mı? 
MHP’li Deniz Bölükbaşı, geçen akşam bir TV programında beni hayal kırıklığına uğrattı. Baykal’ın kavgacı üslubunu tenkit etti. Deniz Bey oğlum, sen başarılı bir diplomattın, ama şimdi içinde bulunduğun alan, diplomatik müzakere alanı değil. “Tutarlı olmak ve gereğinde kızgınlığı göstermek şart...” Muhterem babanız, sevgili Osman Bölükbaşı da öyle yapardı!

CHP ve ben 
Geçmişte, bazı CHP Genel Başkanlarının ve yöneticilerinin partiyi  “ortanın solu” sloganıyla, kurucusu Mustafa Kemal’in çizgisinden,  “Müdafaa-i Hukuk”  kökeninden ve özellikle ambleminde perçinlenmiş olması gereken  “Milliyetçilikten” ayırmak isteyenlere  karşı çıktım ve çıkıyorum. Bunda da biraz hakkım var; babam, Cumhuriyet Halk Fırkası kurucularındandı, bu partiyle göbek bağım var! İşte ben de zaten onu bunun için eleştirenlerin başında “milliyetçi” olması, AB’ye karşı gerçekçi ve vatansever tutumu, fazla hararetli AB taraftarı olmaması, “ortanın solunu” ihmal etmesi ve sıkı durun “2. Cumhuriyetçi” olmaması var! Ben de zaten onu, bundan dolayı seviyorum ya!
 “Halktan koptu” derler. Aslında, halktan kopmadığı, aldığı oy sayısından belli! O, bu oyları baskıyla, vaatlerle, erzak kömür dağıtarak almadı. 1016 delege de Mars’tan gelmedi...
Zaman dar, particilik zamanı değil: Müdafaa-i Hukuk ve birlik zamanı! Ve şimdi milletçe umudumuz Baykal’ın bu “Milli birliği”  sağlaması!
Baykal, bugün ilerisi için manifestosunu, yeni yol haritasını açıklayacak... Parti için de ülke için de yeni bir umut dönemi başlıyor. Özellikle “Milliyetçilik okunun”, Mustafa Kemal’in ışığında, ülke ufkundan sisleri ve karanlıkları dağıtacağını ummak istiyorum!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları