Umudumuz yeni Mesih Obama!

A+A-
Altemur KILIÇ

ABD’nin, yeni Başkanı Barack Obama nihayet Türkiye’de. Ne yapacağı, ne söyleyeceği adeta yeni bir Mesih’miş gibi bekleniyor. Bu satırları okuduğunuzda ziyaretinin ana teması TBMM’de yaptığı konuşmadan belli olacak... Sonra da ayrıntılar sızacak, maksadı daha iyi anlaşılacak!
Gül ve Erdoğan’la yapacağı görüşmelerde; Afganistan, Ruhban Okulu, PKK, Ortadoğu, AB reformları ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerini gündeme getireceği malûm. Bu konuların her biri ayrı bir yazı konusu!

Kim bu Obama?
Önce Obama nedir, kimdir bunu belirtmeye çalışalım... Malum Amerika’nın 44. ve de ilk siyahî Başkanıdır. Bu son husus, kendisine dünyada gösterilen ilginin baş sebebidir. Amerika’nın, kanlı iç savaşından sonra da süren, beyaz-siyah mücadelelerinden sonra, bir zencinin Başkan olması gerçekten, küçük bir mucize ve Amerika’daki,   “pozitif ayrımcılık” siyasetinin eseridir. Kısacası; Zencilerin her sahada eşit mevkilere gelebilmeleri için onlara,  beyazlardan fazla, özel imtiyazlar tanındı... Mesela bir mevki için, biri zenci, diğeri beyaz iki aday varsa, yeteneğe bakılmadan zenci tercih edildi ve sonunda, “siyah” Obama, Beyaz Saray’a geldi, oturdu.
Ondan evvelki Cumhurbaşkanları, ya politikanın içinden gelmişlerdi veya Grant ve Eisenhower gibi eski askerlerdi... Bazıları da, Truman ve Ford gibi, Beyaz Saray ölüm veya “başka” bir sebeple boşalınca, Başkan Yardımcısı oldukları için Başkan olmuşlardı.
Obama’nın, daha önce belli bir politika hayatı yoktu. Onu, hangi güç bu mevkiye getirdi?..  Rivayet muhtelif, ama herhalde bir “mim” koymak gerekiyor!
Obama, selefi George W. Bush’un ve  “Newton” cuların  (yeni muhafazakârların) berbat ettikleri “düzenin” yerine, “yeni bir dünya düzeni” kuracak deniyor. Bu düzenin gerçek “mimarı” mı, yoksa “uygulayıcısı” mı olacak ve bu sefer bu yeni “düzen” nasıl bir düzen olacak? Bu “düzende” Türkiye’nin yeri ne olacak? “Faillerden” mi yoksa “mefullerden mi” mi; aktif mi, pasif mi?
Önce düşünmek gerek; genelde ve özellikle Obama’nın çantasındaki konularda, Türkiye’nin çıkarları, ABD’nin çıkarlarıyla örtüşüyor mu?  Gerçek, devamlı bir “stratejik ortaklık” mümkün olabilir mi, yoksa “taktik”, yani zamana ve zemine göre değişen bir ortaklı, “birliktelik” mi söz konusu! Öyleyse, bu kadar çok boyutlu “oyunda”, halen Türkiye’yi idare edenlerin basiret ve dirayetine ne kadar güvenilebilir? 


Kullanana göre
Hatırlardadır, Zapsu Amerika’da yalvarmıştı; “Onu (Erdoğan’ı) atık su deliğinden aşağıya süpürmeyin, kullanın” diye! Şimdi ABD’nin, Obama’nın, Amerikanın öz çıkarları için, Türkiye’yi kullanmak istediği besbelli. “Sureti istimali” (kullanış tarzı) ve “son kullanım tarihi” sonra anlaşılacak!
Siz şu acınacak hale, koca Türk milletinin ve Cumhuriyetinin getirildiği şu hale bakın. Kendi milli çıkarlarımızı ilgilendiren konularda, DTP/PKK, Obama’dan, eyalet sistemi, özerklik, APO dahil genel af isteyecekler. Döndük dolaştırıldık, ne durumlara düşürüldük.
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’i ayırımcılık yapıyor diye linç etmeye kalkışanlar, bildiriler yayımlayanlar, asıl ayırımcılığı Türkiye’nin eyaletlere ayrılması için, hem de Obama’dan şefaat dileyerek yapanlara karşı ses çıkarmıyorlar. Çünkü onlara göre Türkler hep haksız, Ermeniler ve Kürtler haklı!
Bazı yazarlarımız yazmışlardı “Obama Kürt sorununun çözümü konusunda öneride bulunmadan, biz çözelim” yani “verelim kurtulalım”, “Başka seçeneğimiz yok” diye! 
Obama’nın ne kabahati var, bizde bu “enseler” teslimiyetçiler, “onlarda” da o güç oldukça, biz daha çok şamar yer ve “kullanılırız”... Son kullanım tarihi geçince de, Zapsu’nun atık su kanalından aşağıya süpürülürüz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları