Üniter devlet, Ata'dan emanet

Ergun KAFTANCI

HİTLER'in yüzünden İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya ikiye bölündü. Savaşın bitimine yakın, Nazi ordularına karşı savaşan ve yenen ülkeler, Almanya'yı kağıt üzerinde çoktan paylaşmıştı...

    Berlin'in yarısından başlayarak doğuya sarkan Alman toprakları Rusların eline geçti. Sömürgeci ülkeler ayaklandı; Fransa, İngiltere, Amerika ve Rusya yerleştikleri bölgelere bayraklarını dikti.

    ..........................

    Aynı ülkeler bir dönem de, Osmanlı topraklarını paylaşmaya kalkmışlardı. Fazladan Yunanı da, İtalyan'ı da paylaşmanın içine sokmuşlardı...

    Mustafa Kemal ve silah arkadaşları öncülük yapınca milletimiz, Gazi'nin askeri dehası sayesinde işgalci devletleri topraklarımızdan atmayı başardı...

    ........................

    1961'de sahnede yine aynı aktörleri gördük...

    Berlin duvarı, sağlı sollu iki iğrenç emperyalizmin dekoru olarak 1 günde

inşa edildi. 21 yıl sonra 1982'de, bu utanç duvarı yerle bir edildi, iki Almanya birleşti...

    Bugün Kore milleti de ayrılmış durumda...

    Komünistler kuzeyde, demokratlar güneyde yaşıyor...

    Yemen, ruhen ikiye ayrılmış ülke. Irak sözde üniter devlet; değil, o da bölünmüş durumda, Suriye de paramparça...

     .......................

     Terör çetesi kurmakla suçlanan eski Genelkurmay Başkanımız Orgeneral İlker Başbuğ'un kumpas yoluyla özgürlükleri elinden alınmış ve bir süre hapis yatmıştı...

     Geçti o günler; diğer kumpas mağdurları gibi Başbuğ da beraat etti.

     ......................

     Bir süre önce Almanya'da konferans verdi...

     Çok önemli uyarıda bulundu:

     -Zor bir dönemden geçiyoruz... Türkiye Cumhuriyeti olarak, Cumhuriyetin en karmaşık, hatta toplumun bölünmüşlüğü açısından gerçekten çok ciddi ve neredeyse her konuda bölünme içinde olduğu bir an içindeyiz. Hiçbirimizin toplumun ikiye ayrılmasından mutluluk duymaması lâzım. Bütünlüğe ihtiyacımız var, belki de birbirimizi daha doğru anlamaya ihtiyacımız var.

     Başbuğ, doğruları söylemekle tanınmış bir asker; bu sözlerini yabana atamayız...

    Allah esirgesin, eski Almanya'ya da benzeyebiliriz, şimdiki Kore'ye de...

     ....................

     İyi durumda olmadığımız kesin...

     Terör ne pahasına olursa olsun bitirilmeli...

     Zira kimsenin bu sıkıntılı havaya, kan ve gözyaşı dökülmesine

tahammülü kalmadı; insanlık düşmanı şerefsiz, hain ve canavar terör çetesinden milletimizi el birliğiyle kurtarmak zorundayız.

     ....................

     Bizi bölmeye çalışanlara lanet olsun!

 

*

 

KILIMIZ KIPIRDAMIYOR

        DEĞERLİ yazar arkadaşımız Ahmet Takan'ın "Türk topraklarına pasaportla giren Başbakan" başlıklı yazısını okumadıysanız lütfen okuyunuz...

      Okumuş olanlar birkaç kez daha okusun...

      Takan, bir acı gerçeği anlatıyor ve o gerçeğin aktörlerini teşhir ediyor...

      Bahse konu olan, halen Yunan işgalindeki bize ait Koyun Adası. Aktörlerden biri de adaya üç kez Türk pasaportuyla giden yeni Başbakan Binali Yıldırım...

      .......................

      Konuya uzun boylu değinecek değilim; onu değerli arkadaşımız Ahmet Takan zaten yapmış... Benim hayretle karşıladığım durum, yazının son bölümünde yer alıyor...

           O bölümde Takan'ın vurgulaması şöyle:

       -Davutoğlu Hükümeti döneminde de 17. adanın Yunanistan'a alenen verildiği ortaya çıktığı için Anayasanın 83. maddesine göre ağır cezayı gerektiren suçüstü hali oluşmuştur. Başta Davutoğlu olmak üzere Binali Yıldırım ve diğer hükümet üyelerinin soruşturulmalarının ve Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmalarının önünde hiçbir hukuki ve kanuni engel yoktur... 

      Yoktur da ne olmuştur...

         Takan ne olduğunu da şöyle anlatıyor:

      -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 ada ve 1 kayalığın Yunanistan'a alenen verilmesi ile ilgili olarak, Erdoğan, Gül, Davutoğlu, Çavuşoğlu, Ala ve diğer sorumlular hakkında TCK 302'den (vatana ihanet) yapılan suç duyurusuna, 6 Mayıs 2015 tarihinde, 'Soruşturma ve Kovuşturma Yapılmasına Yer olmadığı Kararı' verdi.

         ....................

        Anayasa Mahkemesi'ne yapılmış konuya ilişkin başvurular olduğunu da yazıdan öğreniyoruz...

      Bakalım oradan bu konuda nasıl bir karar çıkacak!

 

*

 

ONDAN BUNDAN

          BİR kere taciz etmekle bir şey olmaz diyen kadın bakan bu defa kabineye giremedi. Erdoğan, Sema Ramazanoğlu'nu bu görüşü nedeniyle veto etmiş, pardon kabineye almamış...

       Sema Hanımın bu lâfı AKP kulislerinde "Bir kere öpmekle bir şey olmaz"anlamında ki tekerlemeyle tiye alınıyor.

       *

       BU kadar da "Kör kör parmağım gözüne" olmaz ki...

       Parti liderliğine atama külliyeden...

       Bakanlar listesi külliyeden...

       Hükûmet programı külliyeden...

       İlk bakanlar kurulu toplantısına davet külliyeden...

       Başka ne kaldı?

       Bütün bunlar kaide-i külliye'den midir; yani başkanlık ya da partili cumhurbaşkanlığı kapsamında olan işlerden midir bilemiyoruz...

       Öğrenmek istiyoruz.

       *

       BAŞBAKAN ne dedi, duydunuz  mu..

       Terörle mücadele konusunda ağzından şu cümle döküldü:

       -Mücadelemiz tek bir terörist kalana kadar sürecek...

       Bundan "Hepsinin canına okuyacağız ama birini müzelik saklayacağız"anlamı çıkmıyor mu!

       Gaf işte...

       "Tek bir terörist kalmayana kadar" diyecekken tersini söylemek, başbakanlık görevinin ilk gün heyecanı ve telâşından olmalı...

       *

       DOKUZUNCU Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel vefat edeli yaklaşık bir ay oldu...

       Bugüne kadar damadı İlhan Kesici'ye başsağlığı dileyemedim...

       Kesici'nin, engin bağışlama duygusuna sığınıyor "Yazıklar olsun bana "diyorum. Allah Şevket Demirel Bey'e rahmet eylesin, değerli ailesine, Binhan Demirel Kesici Hanımefendi'ye ve yakınlarına sabır versin.

       Bu arada Kılıçdaroğlu'na sesleniyorum; hükûmet programı üzerinde CHP adına İlhan Kesici konuşmalı. 28 Kasım 2015'de 64. Hükûmet'in programına ilişkin yaptığı konuşma unutulacak gibi değildi.          

 

*

 

HİÇ GEREĞİ  YOK

        BEŞİKTAŞ'ta yetişen, Trabzonspor'da devleşen, Galatasaray'da sönmek üzereyken kendini Çin'e atan Burak Yılmaz gittiğinden beri sadece 2 maçta oynayabilmiş, maalesef 1 gol atabilmiş...

     Bir de asisti var...

     O gün bu gün sakat...

     Buna rağmen Terim onu da Fransa kadrosuna çağırdı...

     ........................

     Sosyal medyada Burak'a hücum başladı... 

     Biri çok ilgimi çekti; Trabzonlu bir uşak yazmış:

     -De baa bakim, yüzme bilmeysun da neden çiktun incir ağacuna...

      Tercümeye gerek var mı!    

 

*

 

BİR SÖZ

      ZULÜMLE kuyu kazan, kendine tuzak hazırlar...

 

  

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş