Unutulan destanımız; Kut’ül Ammare!

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Türk milleti 1915’de Çanakkale’de İngiliz emperyalizmine vurduğu darbeden bir yıl sonra, Irak Cephesi’nde Kut’ül Ammare (Kûtül’amâre) de 1916’nın 29 Nisan’ında etkili bir ‘Türk tokadı’ daha indirdi... Ne var ki toplum olarak bu önemli zaferimizi çoğunlukla bilmiyoruz.
Kut’ül Ammare, Bağdat’ın hemen altında bir küçük ilçe. Ve bu küçük ilçe İngiliz generalinin tümeniyle beraber şanlı Türk Ordusu’na teslim olduğu yerdir.
Birinci Dünya Savaşı’nda İtilâf Devletleri; Arap coğrafyasındaki Osmanlı topraklarına -günümüzde olduğu gibi- “demokrasi-özgürlük” getirmek; Arapları sözde ‘Türk işgalinden’ kurtarmak için girdiler. İngilizler halkın çoğunu Türk düşmanlığı propagandasıyla ve altınlarla satın almıştı. Türklere karşı yörede öylesine etkili nefret tohumları ektiler ki; Araplar, Ammare Hastanesini basarak yaralı Türk askerlerinin hepsini cenbiyelerle şehit ettiler!
Sizlere bu yöredeki savaşın gelişmesini anlatmam gereksiz bir lâf kalabalığı olur. Yalnız şu ilginçliği aktarmalıyım. 6. Ordu Komutanı Mirliva (Tuğgeneral) Halil Paşa Kut’ül Ammare’de İngiliz Kolordusu’na bağlı Tümeni ve Tümen Komutanı General Townshend’i esir aldığında, İngilizler Halil Paşa’ya 1 milyon sterlin değerinde bir sandık dolusu altını -esirlerin salınması karşılığında- rüşvet olarak vermek istediler. Halil Paşa bu aşağılık teklifi şiddetle reddetti. “Herkesin bir fiyatı vardır” diye, dünyada kirli bir ‘deyim’yaratan kapitalist zihniyet, bu aşağılık teklifi 2 sandık altına çıkardı. Halil Paşa yine aynı şiddet ve öfkeyle bu teklifi de geri çevirdi.
Bu savaşta İngilizlerin nasıl bir tokat yediklerini, Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa, zaferden sonra ordusuna yayımladığı mesajında şöyle anlatıyordu:
 “Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülâta uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”
Gerçek şu ki değerli okurlarım; Birinci Dünya Savaşı’ndaki Kut’ül-Ammare çarpışması, Türk Ordusu’nun zor şartlar altında, Çanakkale’den sonra İngilizlere karşı kazandığı ve bir tümeni bütün personeli ile birlikte esir aldığı eşsiz bir zaferdir.
Şimdi gelelim bir başka gerçeğe... Mondros Mütarekesi’yle İstanbul’a giren İ’tilâf Devletlerinden İngilizler, ilk iş olarak Tümenlerini ve komutanlarını esir alan Halil Paşa’yı emperyalizmin kuklası İstanbul Hükümeti’ne yakalattı ve “Bekir Ağa Bölüğü”ne hapsettirdi. Aynen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’e yaptıkları gibi -Nemrut Mustafa Paşa’ya mahkûm ettirip, hain Şeyhülislâm Süleyman Sabri’den alacakları fetva ile- asacaklardı. Ama henüz dağılmamış olan Teşkilâtı Mahsusa, Paşamızı hapishaneden kaçırdı.
Şanlı Türk Ordusu’nun 29 Nisan 1916 Kut’ül Ammare zaferi şimdiden kutlu olsun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları