Unutulanlar

Altemur KILIÇ

Genel Yayın Müdürümüz Hayri Köklü, Pazar günleri  “hafif”  yazılar yazmamı önerdi. Kızdırmaya gelmez; kendisi Gümüşhane doğumludur ama Trabzon’da yetişmiştir!
Benim öteden beri, babamın Trabzonlu arkadaşları, ailemizin sadık adamı Turgut Abi ve de Topal Osman Ağa dolayısıyla, Karadenizlilere ve de Trabzonlulara özel bir yakınlığım vardır! Hoş, bu güzel memleketin her yerine, taşına, toprağına, insanlarına aşıkım, ayırım yapmam imkânsız. Milliyetçililik, vatan sevgisi de zaten, önce budur! 
Trabzon’u, Trabzonluları neden severim? Çünkü yiğit, mert, vatansever insanlardır, vefalı dostturlar...
Galatasaraylıyım, ama Trabzonspor da favorim!
Son zamanlarda liboşların Trabzonlulara laf atmaları  beni çok kızdırdı.Trabzon bunu hiç hak etmedi! 


Vakfıkebir yağı
Trabzon deyince aklıma önce, çocukluğumda Trabzon’dan tenekelerle gönderilen Vakfıkebir yağı gelir. Hayri söz verdi; İstanbul’a gittiğimde beni Vakfıkebir yağıyla yapılmış, kavurmalı - peynirli Trabzon pidesi yemeye götürecek... Ben ondan bir teneke yağ istedim ama yanaşmadı, pideye

fit oldum!
Trabzon’la ilgili bir tutkum da, çocukluğumda kasalar dolusu gönderilen,  “Kisarna maden suları”  idi. Atatürk de Kisarna içerdi. Babam da! Sonraları bu nefis suyu göremez, içemez olduk! Membaından nedense az akıyormuş!  İçmek için, Trabzon’a kadar gitmek mi lâzım? 


Unutulanlar
Bu vesileyle unutulan, çocukluğumda günlük hayatımızın parçası olan bazı şeyleri hatırladım: Her sonbahar evimize gelen, özel  “yayı”  ile yatakların, yorganların, yastıkların pamuklarını atan  “hallaçları” ... Gene sonbaharda tavan aralarında açılan tarhanaları... Evlerin kapısına gelen  bıçak bileyicileri, kalaycıları ve at, merkep sırtına yüklenmiş sebze ve meyve küfeleriyle satıcıları. Yoğurtçuları ve güğümlerle günlük süt satan  “sütçüleri” ... Yaz günlerinde ve gene sırtlarındaki iki taraflı kovalarda  “Dondurmam var kaymaklı”  diye dondurma satanları... Geceleri  “Bozacııı!...”  diye seslenen bozacıları ve de seslerini... Bir de Beyoğlu pasajlarında ,  “kaçan ipek, sonra da naylon kadın çoraplarını”  çekenleri...  “Veresiye”  satış yapan mahalle bakkallarını. Evlerden yükselen cazırtılı gramofon seslerini!  Internet çıktı, marketler çıktı, TV icat oldu, hayatımızın tadı kaçtı! 
Bir de eskiden telefon rehberleri  vardı, ne oldu?  “Bilinmeyen numaralar” 1181’i oldu!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş