Usame bin Ladin’den Dersim’e

A+A-
Altemur KILIÇ

El Kaide lideri Usame bin Ladin ABD komandoları tarafından Pakistan’da İslamâbât yakınlarındaki “lüks” malikânesinde öldürüldü... Amerikalılar öçlerini aldılar, bayram ediyorlar. Darısı başımıza!


Sorular-Sorunlar
Olay, “Acaba hakikaten öldürüldü mü, cesedi ne oldu? Neden bu kadar gecikildi?” sorularından başlayarak çeşitli spekülasyonlara açık... “El Kaide”nin ve bu olayın “Büyük Orta Doğu Projeleri”ne ne dereceye kadar denk düştüğü de tartışmaya açık! Bin Ladin’in öldürülmesi, muhakkak çoğunluğu mutlu etmiştir. Ama bakalım, kimleri rahatsız edecek? Medyada takip edilmeye değer... Mesela, PKK-BDP, memnun mu olurlar, yoksa şimdi “yol olur” diye endişeleniyorlar mı?


Ders; Dersim
Önceki akşam bir TV programında “Dersim katliamı”ndan söz edildi. Bugün 4 Mayıs. Dersim isyanının, -sözde katliamının- 74. yıldönümü imiş ve bu münasebetle SOROS vakfına bağlı Bilgi Üniversitesinden Özgür Fındık’ın bu olaya dair, “Kara Vagon” adlı belgeseli gösterime girecekmiş. “Kara Vagon” adı, isyan tenkil edildikten, isyancıların başı Seyit Rıza ve avanesi mahkeme kararıyla idam edildikten sonra, isyana katılan aşiret mensuplarının trenle “batı yörelerine, göçe tâbi tutulmalarının” simgesi.
Bu suretle “Dersim olayının”, aslında “Devlete karşı” başkaldırı -isyan- olduğu ve bu kanlı başkaldırının gerektiği gibi tenkil edildiğini, isyancıların da mahkeme kararıyla layık oldukları gibi, cezalandırıldıkları unutturulmak isteniyor!
Kürt konusunda uzman David McDowall, Kürtler ve Kürtçülük konusunu işlediği “Kürtler” adlı kitabında, Dersim isyanının, “Kemalist devlete karşı son aşiret isyanı olduğunu” yazar. McDowall’ın başka ilginç yorumu şu: “Dersim’den sonra Kürt milliyetçiliği ile İslamcı Kürt hareketlerinin yolları ayrılacaktır. 1950’de çok partili rejim başladıktan sonra şeyhler genellikle taraftarlarını İslâmi veya sağcı partileri desteklemeye teşvik etmişler, Kürt milliyetçileri de Türk solundan destek almışlardır...”
Sözde “katliam”, hakikatte “tenkil ve te’dip” harekâtı, 1937, 1938’de, Atatürk’ün talimatıyla, zamanın Başbakanı Celal Bayar ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak tarafından gerçekleştirilmişti. Yörenin “Dersim” adı, kötü anılardan arındırılsın diye “Tunceli” oldu. Fakat “Dersim” adı ve yalanları şimdi seçim malzemesi. Tunceli’de bugün, “Seyit Rıza” anıtı var. Demek, terörle, isyanla bir yere varılabiliyormuş!.. “Başkaldırı, terör”  kutsanıyor; buna karşılık “tenkil ve te’dip” “soykırımı” oluyor! Ve şu sırada PKK gene devlete başkaldırırken, “Dersim” politikacılar için, oy malzemesi yapılıyor! PKK için de simge ve gerekçe! Ve bizim, sözde “aydınlar” da, bu amaçlara yardakçılık ediyorlar! Terörün, “dini, imanı, ırkı, yok”, ama bu hususta özellikle Türkiye’de derin “gaflet” var!

 

Not: Bu konuyla ilgilenenlere, belgesel yapanlara tavsiye ederim.Olayların tanığı gazeteci merhum Naşit Hakkı Atay'ın kitabını ve benim 'Bölücülüğün Uzun Tarihi' (Akasya Yayınları) okusunlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları