Üslub-u beyan ayniyle insan!

Altemur KILIÇ

Atalarımız ne kadar güzel söylemişler:  “İnsanın ne olduğu kullandığı üsluptan belli olur.”
Başbakan Erdoğan ile Doğan Holding sahibi Aydın Doğan arasındaki tartışma hakkında düşündüklerimi dün yazdım. Kimin haklı kimin haksız, kimin doğru kimin yanlış söylediği hakkında hüküm verecek değilim! Bu iş karakolda-yargıda biter! Ancak gene dün yazdığım gibi, medyanın hafızası “fil” gibi, araştırma kolları da çok uzundur. Erdoğan’ın ipliklerini birer birer pazara çıkarırlar... Tabii, daha önce bir “mütareke” olmazsa!
Aydın Doğan’ın ve medyasının avantajı, bu geniş imkânlardan başka, üsluplarının daha ölçülü ve somut olması!
Erdoğan ise öfkesine hâkim olamadığı ve anlaşılan olamayacağı için, ilk rauntta, sayı hesabıyla mağlup durumda... Bir büyük hatası, önce bu tartışmayı parti kongrelerine taşımak ve de öfkesine hâkim olamadığı için kullandığı üslup! Kısacası, “imam hatip belagatiyle-Kasımpaşa ağzıyla konuşuyor!” “Siyasetçi olarak, benim sermayem konuşmaktır” demiş. “Konuşmak”, ama nasıl konuşmak? Hem, “sermaye” tükenince?..
Erdoğan belki “Benim tabanım bundan anlar” diye düşünüyor ve amigoların idare ettiği “konserve” alkışların cezbesine kapılıyor...
Bu üslubun “Ananı al git” - “kelleler” gibi örneklerini daha önce görmüştük! Onun seçmenleri, kongrelerdeki “tutsak” dinleyicileri bu tarzdan anlarlar, ama Türkiye-dünya onlardan ibaret değil. TV ve radyolardan hitap ettiği kitle sadece onlar değil ve hatta uluslararası kamuoyu da onu dinlemekte! 
Hiçbir başbakana yakışmaz
Kısacası, üslubu, hiçbir başbakana yakışmaz, dahası TC Başbakanı’na, hiç yakışmıyor!
Ben altmış yıllık gazetecilik hayatımda çok başbakan, bakan gördüm, ama böyle bir üslubu ne gördüm ne de işittim!
Eski başbakanlar İsmet İnönü, Recep Peker, Adnan Menderes, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Ferit Melen, Nihat Erim, Turgut Özal ve hatta Tansu Çiller, en haksız suçlamalar karşısında kızarlardı, ama böyle konuşmazlar ve rakiplerini böyle tehdit etmezlerdi... Kasımpaşa kavgasına “senin dibin kara” tartışmalarına, tehditlere girişmezlerdi... Rakiplerine karşı cinaslı, hatta nükteli konuşurlardı... Bunların örneklerini herhalde dostum Hasan Pulur verir! 
Dünyada da devlet adamlarını, mesela Churchill’in, Roosevelt’in, De Gaulle’ün bu üslupla konuştukları görülmemiştir. Churchill bir muhalifine, çok kızınca,  “eşcinselliğin adını bile kötüye çıkarıyor” demişti. Öfkesiyle meşhur Charles De Gaulle da kızdığı bir adama, “Sayın mösyö, galiba kendisini parlamentoda değil bistroda sanıyor” diye çıkışmıştı! 
Bu arada, Churchill’in meşhur sözleri hatırıma geldi: “Bazıları düşünceleri gereği parti değiştirirler, bazılarıysa parti (“konum” diye okuyun) değiştirince fikirlerini değiştirirler!” Bu sözler tam Abdullah Gül’ü ve Erdoğan’ı tarif etmiyor mu?
İnsan çok kızınca, çok konuşunca fire verir: Erdoğan şimdi aynen bunu yapmakta.


Cem Uzan örneği
Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan’a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemece bir rehber eşliğinde “öfke kontrol sistemi” programına katılma ve  5 yayın okuma cezası verildi. Uygulama kabiliyeti şüpheli bir ceza. Ama dokunulmazlığı olmasaydı, bu ceza Sayın Erdoğan’a uyardı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş