Utanmazlık

A+A-
Agah Oktay GÜNER

                Silahlı Kuvvetlerimize, Emniyet güçlerimize vatandaş olarak minnettarım. Şükranlarım sonsuz. Silah arkadaşları şehit düşüyor, yaralanıyor... Onlar yılmadan, eğilmeden, bükülmeden görevlerine devam ediyor. Türk ordusunun ve Emniyet güçlerinin geleneği budur.

                "Çözüm Süreci" denilen ne olduğu belirsiz dönemde orduya kışladan çıkmayın, polise de karakoldan ayrılmayın emrini verenler; memleketin PKK eliyle silah deposu haline getirilmesine göz yumdu. İktidarın PKK konusunda uyguladığı bu politikayla teröristlerin  Güneydoğu'ya 80 bin silah ve 63 ton bomba soktukları, bunları dağlarda, kırlarda depoladıkları belirtiliyor.

PKK bu yığınağı yaparken asker ve polis hükümetin "karışmayın" talimatıyla sadece rapor hazırlamış, seyretmiştir. Tabii burada Devlet Memurları Kanunu'na göre hukuki mevzuata uygun olmayan bir emri uygulamanın suç olduğunu hatırlatmak isterim. Hükümet, devamlılık arz eden bir biçimde yasal dayanağı olmayan emirler verirken, bunları uygulayanlar da "suç" işlediklerinin ve bir gün bu konuda yargılanacaklarının farkında olmalıdır.

Örnek bir komutan

                Öte yandan verilen bunca tavize rağmen PKK olumlu hiç bir adım atmamıştır. AKP seçimlerden sonra "operasyonlara başlayın" demiştir ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiştir. Türk Devleti bize göre tam bir hançer yemiştir. Sırtından vurulmuştur. Şehit analarının ateş gibi yanan sözlerini dikkatle, bir kere daha okuyun. Düşünün; "Halkın sesi Hakkın sesidir" diyen hikmeti ibretle hatırlayacaksınız... Devlet güçleri asalet göstererek "bu pislik sizin eseriniz. Kendiniz temizleyin" demiyor. Ter döküyor, kan döküyor, can veriyor. Vatan toprağına bir kere daha devletin mührünü vuruyor. Evet, Jandarma Özel Harekat Timleri Tabur  Komutanı Yavuz Sonat Güzel'in destan çapındaki tavrına dikkat edelim. Bu tip operasyonlarda 2-3 tim çevreyi kontrol edip, yerini alır, komutanlar sonra gider.

Binbaşı GÜZEL, "beni korumak için askerlerim şehit olmasın, ben önden giderim" diyor. Helikopterden iniyor ve başından vuruluyor. Özel eğitim almış harekat timleri teröristlerin ilk ateşiyle vuruluyor. Sonra duruma hâkim oluyor. Yavuz Sonat Binbaşı örnek bir komutan, asker ve tam bir aile babası... Muhabbetli bir evlat... Şehitlerimizin hepsinde bu güzellikler katmer katmer gül açmış.

                Onlar Mete Han'ın kurduğu Türk ordusunun geleneğini yaşıyor. Biz vatandaş olarak bu yiğitlere lâyık olmak zorundayız. Tek silahımız var; seçimde kullanacağımız oyumuz. Oyumuz, PKK'nın önünü açarak, bu aziz millete kanlı gözyaşı döktürenleri, iktidardan uzaklaştırmalıdır...

Hakikat rüzgârı essin

                Bu zulüm bitmelidir. Bunu ancak milletin siyasi iradesi bitirir, bitirecektir. Madenci şehidin kardeşini tekmeleyenler, şehit anasına "hoşt" diyen soysuzlar bizden değildir. İnsanlar ya Muhabbet-i Hüda ile  veya Silleyi Hüda ile düzelirler. Helal ve haram kavramlarına ulaşırlar. Yalansız, riyasız, menfaatsiz bir hizmet eri olurlar. Dileyelim öyle bir hakikat rüzgârı essin ki sahte çatılar uçsun, "insan olarak yaşama" şerefini taşıyan insanların ülkesi olalım. Yalansız, riyasız, çalmayan, satmayan, satılmayan insanların ülkesi olmalıyız.

                Siyasi hayatta kalıcı çizgi bırakmış bütün  şahsiyetlerin ortak paydası dürüst olmalarıdır. Bu insanlar bütün varlıklarını devlete adamışlardır.  Devlet adamı öncelikle devletin hukukuna mutlak saygılı adamdır. Ne kendisi ne de yakınları için devletin hukuk düzenini zorlamaz. Herkes, hukukun, hakkın önünde eşittir. Zirveden tabana inen bu sorumluluk  ahlakıyla millet vicdanında dipdiri dürüstlük sancısı taşır. Fatih'in askerleri Bulgar bağlarında yedikleri üzümlerin bedelini mendille asma çubuğuna bağlamıştır. Onların torunları Balkanlarda unutulmayan adalet ve dürüstlük hatıraları bırakmıştır.

                               İnebolu'dan Ankara'ya kağnıyla cephane taşıyan Kuvay-ı Milliyeci ana yağmur başlayınca yavrusunun yorganını cephane sandığına örtmüştü. Bacı ne yapıyorsun? Çocuk donar! diyenlere "Donarsa çocuğum donar ama cephane ıslanırsa siperde askerlerimiz çaresiz kalır" cevabını verdi.

                Bu vatan, yavrularının hayatından cephane çıkaran anaların fedakârlığıyla kurtuldu. Ana, baba, aile, zirvedeki devlet adamları "ilim, iman, ahlâk ve fazilet" ölçüsüyle yoğrulmuşsa ülkede utanmazlık yaşanmaz... Huzur, bereket, bitmeyen güzellikler yaşanır.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları