Uyanma zamanı

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Camiye siyaseti sokarak inananlar arasına nifak saçmayı başaranlar, okulda siyaset tohumu ekip memleketin köküne kibrit suyu döküyor.  “Yetmez ama evet” çilerin kulakları çınlasın, siyasetin giremediği kışlanın nizamiyeleri de sivilleşince, oy verme hakkı adına kışlaya siyaseti sokup, ötekileştirme operasyonu ile Cumhuriyetin ruhuna fatiha okutacaklar. Türkiye’nin başına karabasan gibi çöken AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana adından başka  “milli”  tarafını bırakmadığı eğitimi getirdiği nokta, ortada... On yılda on milyon genç yetiştirmek yerine, on yüz defa program değiştirip eğitimi katletti. 4+4+4’ü dayatırken  “ben yaptım oldu”  mantığı kendisine oy verenlerce bile tasvip görmedi. Defalarca sorulmasına rağmen iktidarın yönetici ve milletvekillerinden kaçının, çocuğunu imam-hatiplere yazdırdığına cevap gelmedi. Gelemez de. Onların çocukları kolejlerde okur, fakir-fukara, garip-gurabanınki de nerede okursa okusun...
Seçmen yaşının 18’e indirilmesini anladık da, seçilme yaşının 18’e inişinin altında yatan plan ne? Yeni nesil gençliği devşiremedikleri için örümcek ağına düşürme tezgâhından başka bir şey değil. İpin ucu ellerinde olduğu için yeni seçmen sayısı adına sandık ve bilgisayar katakullisi. Ne de olsa  “digital terör”  çağındayız. Birkaç yılda altı milyon seçmen icat edenler yaş 18’e inince, on milyon ekstradan peşin oy sahibi olma düşü kuruyor. Henüz yedi aylık çocukları seçmen kütüklerine yazmadılar mı? Yirmi yıl önce ölen vatandaşı sandığa kaydetmediler mi? Polis üniformasıyla mükerrer oy kullanırken yakalananlar hakkında soruşturma dahi açılmadı. Vatandaşı balık hafızalı zannedenler bu ülkede her şeye rağmen fikir namusu taşıyan insanlar olduğunu unutuyor. Batı’da en modern ülkeler bile bilgisayar ile seçim sonuçlarını iptal etmişken, digital terör marifetiyle artı on milyon ile yarışa girmek kolay. Büyükşehir belediyesi sınırları ile muhalefetin önünü tamamen kesme planı uygulamaya konuyor bile. CHP ve MHP, seçmen sayısı ve sandık oyunlarının ne kadar farkında?! Ta başından beri seçim sonuçlarının sağlıklı olmadığına inananlardanım. Sokaktaki iki vatandaştan birinin iktidara oy verdiği iddia edilirken halinden memnun insana rastlayan var mı?
TBMM’nin İnsan Hakları Komisyonu insanın yüzünü kızartacak rapor hazırlıyor. Silivri Cezaevi’nde sadece  “akustik” problemi varmış... Başına gelmeyenin hoşuna gider. Devlet Bakanı Faruk Çelik’in kardeşi Bursa’da beş gün cezaevinde misafir edilince,  “Beş günün hesabını kim verecek!”  diye veryansın ediyorlardı. Peki beş yılın hesabını kim verecek! Halen ne ile suçlandığını bilmeyen, telefonlarına polis tarafından emniyette gözaltındayken yüklenen digital verilerle yargılanan Av. Kemal Kerinçsiz’e  “sehven”  cevabı geldi. Ama Kerinçsiz beş yıldır tutuklu... Dün Askeri Yargıtay’da Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçok’un duruşmasını izledim. 724 yıl hapisle yargılanan Üçok, TSK’ya sızma, bilgi çalma, casusluk gibi önemli soruşturmaları yürütürken başına gelenleri anlattı. İşin ilginç yanı, el yazıları ile itirafta bulunan astsubaylar serbest, tezgâhı ortaya çıkaranlar hapiste... Sadece Üçok değil, Kayseri’deki olayı soruşturan Albay Cemal Temizöz ve Alb. Cengiz Köylü de ayrı ayrı suçlamalardan tutuklu. Üç yıldır hapiste bulunan Cengiz Köylü’nün beş kez kalbi durdu. Sözde Balyoz’dan 18 yıl ceza aldı. Diğerlerinden kaç yıl gelir bilinmez. Temizöz de öyle... İçeride ölmeden tahliyeleri mümkün değil. Ne intikammış be!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş