Uyumlu ya da asi olmak!

Özcan YENİÇERİ

Günümüz dünyasında gelişmiş toplumlardan değil, insanına ve onun zihinsel gücüne yeterli değeri vermeyi öğrenmiş ya da öğrenememiş toplumlardan bahsedilebilir. Zengin ve bol kaynaklara sahip olmak, toplumların kalkınması için gerekli ancak yeterli değildir. Zira bugün dünyada en etkin ve güçlü olan memleketler; kaynakları zengin olan ülkeler değil, toplumsal aklını en iyi organize eden ülkelerdir. Bireysel, toplumsal ve örgütsel olarak beyin gücünü rasyonel bir biçimde kullanabilmek, başarılı olmanın en önemli gerekleri arasında yer alır. 
Her hangi bir organizasyonun başarısı, üyelerinin toplam beyin gücünü, finansmanını ve zaman kaynağını amaçlarına uygun biçimde kullanmasına bağlıdır. Düşünce gücü, finansman ve uygun zaman, eşi görülmemiş sonuç almanın olmazsa olmazlarıdır.
Bu üç unsur arasında en önemli olanı, organizasyonların sahip olduğu beyin gücüdür. Beyin gücü örgütte çalışan insanların bilgi, deneyim, girişim ve örgütlenme yeteneği ile yönetim kabiliyetlerini kapsar. Finansman kaynağı, zaman veya diğer üretim faktörlerinin varlığı, beyin gücü olmaksızın hiç bir anlam ifade etmez. Zira organizasyonların her türden para hareketleri, teknolojik gelişme ve uygulamaları aktif veya pasif, rasyonel veya irrasyonel, etkili ya da verimsiz kullanılabilmesi, sahip olunan beyin güçleriyle yakından ilişkilidir. 
Babası, Sony İmparatoru Akio Morita’ya şöyle bir tavsiyede bulunmuştu: “Unutma, patron olman, etrafındakileri itip kakma hakkına sahip olduğun anlamına gelmez. Kararlarında ve başkalarından yapılmasını istediğin şeylerde çok açık seçik olmalı ve bütün sorumluluğu üstlenmelisin. Başkalarını azarlamak ve suçu atacak birilerini aramak yanlış olur”. Bu tavsiyelerin gerisinde Japon’ların beyin gücüne verdikleri önem vardır. Japon geleneklerinde, birlikte çalışan kişilerin yeteneklerini paylaşıp, bunları herkesin yararına olacak şekilde kullanmak ibadet gibi kutsaldır. Onlar, bireysel aklın sınırına inandıkları için örgütte çalışan insanların tamamının aklından yararlanmayı benimsemişlerdir. Onlar bir organizasyonda beş bin kişi çalışıyorsa, tamamının kas gücünün yanı sıra, beyin gücünden de yararlanma yolunu seçmektedirler. Başarı, etkinlik, teknolojik liderlik ve rekabet gücü tamamen örgütün sahip olduğu beyin gücünü kullanabilme yeteneği ile ilgilidir. Bu gücü en iyi kullanan örgütler, sahasında lider durumuna yükselmektedir. 
Örgütlerde çatışma, uyumsuzluk ve geriliği üreten temel faktörlerin başında, insana ve yeteneklerine karşı olan duyarsızlık gelmektedir. Başarısız kuruluşlar, insanların beyin gücünden yararlanmak yerine, onları güdük ve etkisiz bırakmayı strateji olarak benimserler. Böyle örgütlerde itiraz ile uyumsuzluk kasıtlı olarak birbirine karıştırılır. “Evet” demek uyumlu olmanın şartı olarak görülür. Aşırı uyumculuk yönetilenleri rahatlarına düşkün kişiler yapar! Böylece bireyler soru sorma ve rahatlarına kıyma yeteneğini kaybederler.
Konformistler yumuşak başlıdırlar ve nasıl yönetildiklerini bile merak etmezler. Yönetenlerin hem ‘en iyisini bildiklerini’ hem de onların’ bir bildiklerinin var olduğunu’ düşünürler. Konformistin görevi ‘yap’ denileni yapmak, ‘yapma’ denileni ise yapmamaktır. Onlar adına yönetenler düşündüğü ve karar verdiği için onların düşünmelerine gerek yoktur! ‘Gözlerini kapayıp’ risksiz bir biçimde işini yapmak onlar için yeterlidir. Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan, “evet efendim” geleneğine sahiptirler.
Konformistler kendi geleceklerini etkileyecek konularda bile “hayır” demeyi aklına getirmezler. Böyle bir aşırı uyum şahsiyete ve öze yabancılaşma üretir. Başarısız organizasyonların tamamı konformistliği ödüllendirir, itirazları ise cezalandırır. Böylece sorgulama, itiraz ve şaşırma yeteneğinin kaybolmasıyla çöküş de başlar. 
Geleneksel yönetimler genellikle çalışanlarının uyumlu olmalarını isterler. Ancak yaratıcılık, yenilikçilik, değişim ve gelişme, yönetime uyum sağlamanın değil, meydan okumanın sonucunda meydana gelir. Aşırı uyumculuğu bir kez daha düşünmekte yarar yok mudur?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş