Uzatma yılları

Altemur KILIÇ

Gene bir yılımız bitiyor... 2011’de yeni bir yıl başlayacak. Eski, kaybettiğimiz yılları kâh hasret, kâh acıyla hatırlarken ve “keşkelerle” hayıflanırken, geleceği -2011yılını- umutlar, fakat daha fazla endişelerle karşılıyorum. Zamanlarım, “deldi geçti”... Zaman kimseyi beklemiyor, bu dünyada pek az zamanım kaldı, “uzatmaları oynuyorum” .
Tuhaf, ölümden korkmuyorum ama vatanım için beslediğim umutların gerçekleşmesini göremeden öleceğim, gözüm arkada kalacak diye üzülüyorum... Eğer umutlarım gerçekleşseydi, huzur içinde ölebilirdim. Artık umutlar öteki tarafta! Allah’ın takdiri. Artık, fazla vaktim yok! Namık Kemal’in dediği gibi “Yazılsın kabir taşıma; vatan mahzun, ben mahzun”!
Bu yıl da “Yılbaşı”, adet yerini bulsun diye sokaklarda, Taksim Meydanı’nda, Nişantaşı’nda, Ankara’da, ülkenin her yanında, televizyonlarda coşkuyla “kutlanacak”  ama bunlar sanal olacak. Çünkü açık söylemeli; hepimiz, geçen yılın -yılların- acı olaylarını, bir türlü çözülemeyen sorunları hatırlayarak, yeni yılı da endişe hatta korkularla bekliyoruz!.
Geçmişimizi hatırlamayıp unutmaya çalışsak, sevaplarımızdan az olan hatalarımızı tarihin çöp kutusuna atabilsek ve geleceğe umutla baksak çok daha iyi olacak, ama yapamıyoruz işte! Her ülkenin tarih dolaplarında, “iskeletler” vardır. Ancak bizdeki şeamet -mahşer süvarileri- bunları hortlatmaktan zevk alıyorlar. Tarihten ibret almak iyi de bu, organize bir “sektöre” dönüşürse, o acı olaylara takılıp kalırsak, İngiltere’nin “Demir Leydisi” Margareth Thatcher’in dediği gibi,  “önümüzü göremeyiz”. Şimdi her konuda böylesine bir bıçak sırtındayız.
Yeni yıl yazılarında adet edinmişimdir hep, İngiliz roman yazarı Charles Dickens’in “İki Şehrin Öyküsü” romanındaki Fransız İhtilali’nin başlangıç yıllarını anlatan bölümünü hatırlatırım. İşte o bölüm: “Zamanların en iyisiydi... Zamanların en kötüsüydü... Bilgelik çağı idi... Budalalıklar çağı idi... İnanç dönemiydi... Kuşkular dönemiydi... Aydınlık mevsimiydi... Karanlıklar mevsimiydi... Umutların baharıydı... Umutsuzluğun kışıydı... Önümüzde her şey vardı... Önümüzde hiç bir şey yoktu; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk... Hepimiz aksi yöne gidiyorduk”...
Her ülkeye her çağda, her yeni yılda uyan bu sözler, Türkiye’nin yeni yıla girerkenki halini tasvir ediyor!
Bilmiyorum, dünyada ülkemiz kadar korkuları büyük, sorunları kördüğüm olmuş, bu kadar huzursuz, gergin başka bir ülke var mı? Olaysız, baskınsız, tutuklamasız, kazasız belasız gün geçmiyor. İnsanlarımız tutuklanıyorlar ve aylarca cezaevlerinde yatmaktalar... “Cenneti kazanmak” mı dediniz; bizim cehennemimiz, her gün ortaya atılan “dinleme, gizli tanık” fesatlarıyla, “Korku İmparatorluğu”! Gazeteleri okudukça, televizyonlarda ahkâm kesenleri dinledikçe, içimiz kararıyor! Dizilere bakıyoruz; onlarda da öfke ve şiddet hâkim!
Siyaset alanında da öyle! Her Allah’ın günü, muhalefetle iktidar arasındaki tartışmalarda hiddet ve şiddet var... Bu,  “bitmez, hazin senfoninin” açış anahtarını, Başbakan Erdoğan verdi. Her konuşmasında öfkeli, şiddetli. Hükümetin başı böyle olunca, muhalefet liderleri de o seviyeye inmek zorunda kalıyorlar! Kısacası ülkedeki bugünkü gerginliğin, huzursuzluğun “lideri” Erdoğan! İstiklal marşımızın tarihimize, kültürümüze mal olmuş mısralarını, muhalefete çatmakta kullanıyor! Hatırlayabildiğim kadarıyla hiç bir Başbakan, Erdoğan gibi olmamıştı! Önce ülkemin terbiyesi bozuldu.
Ben de bunları yazmakla, içinizi kararttım. Umut vermeliyim; Türk tarihinde karanlık günler olmuş, ancak sonra milletimiz, aydınlığa çıkmıştır. “Ergenekon’dan” da çıkılmıştır!
Bu karışık duygular ve düşüncelerle, siz okuyucularımın ve özellikle Silivri’de, Hasdal’da, ailelerinden uzakta yatan kardeşlerimin yeni yıllarını kutlarım. Nasıl bir “kutlama”  olacaksa! Ama gene de her şeyin, vatanımız ve onlar için daha iyi olmasını temenni ediyorum. “Aydınlık günleri”  ben göremezsem de siz görürsünüz inşallah!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş