Vadideki kumpas...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Genelkurmay Askeri Mahkemesinde Yarbay Mustafa Dönmez’in davasını izledim. Ergenekon düzmecesinden 49 yıl hapse mahkum edilen Dönmez geçtiğimiz ay 5 yıl 2 aylık aradan sonra tahliye edilmişti. Onu Silivri duruşmaları sırasında tanıdım. Yaptığı savunmalar manifesto niteliğindeydi. Türk Ordusu içinde Dönmez gibi entelektüele az rastlanır. Belki de bu yüzden onu hedef seçtiler. Başına Zir Vadisi’ndeki ve Sapanca’daki kanunsuz aramalar gelmeden önce sade vatandaş olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’ı mahkemeye verip şikayetçi olmuştu. 
Zir Vadisi aramalarında bol miktarda cephane bulunduğu iddiasıyla yargılandı. Oysa Zir Vadisi’nde kameralar eşliğinde arama yapılırken o Mamak Askeri Cezaevinde’ydi. Dahası, aramalarda ele geçirildiği iddia edilen mühimmat 2 gün önceki gazete kağıtlarına sarılıydı. Kumpası, o gün aramalara eşlik eden jandarma birliğinden bir başçavuş fark etmiş, söz konusu gazeteleri tutanakla almıştı. Evinden kendisine ve subay olan eşine ait kılıç ve ruhsatlı beylik silahları alınarak örgüt silahı diye kamu oyuna bilgi verildi. Kumpasçılar acemi çıkmıştı. Kamera kayıtlarındaki sesler ve görüntüler sahtekarlığın da belgesi haline dönüştü. Sapanca’da babasından kalan evi kanunsuzca arayan polislerin elektrik şartelini bile söktükleri yine kamera kayıtlarından tesbit edildi. Antika eşyaların çalındığını bilirkişi tesbit tutanakları doğruladı ve mahkeme süreci devam ediyor. Fikirlerinden asla ödün vermeyen Dönmez’in başına örülmedik çorap kalmadı. Askeri mahkeme kısa sürede davayı “askeri malzemeyi izinsiz almak” suçundan 4,5 yıl hapis cezası ile bitirdi ve ordudan attı. Karar Askeri Yargıtay’da bozuldu. Daha sonra görevden alınarak işten atılan bilirkişi raporunda “askeri mühimmat” olarak belirtilen malzemenin askeriyede değil poliste kullanıldığı ortaya çıktı. Dönmez, başından beri kumpası kuranların isimlerini tek tek ifşa ederek mahkeme tarafından dinlenmesini talep etmişti ama talepler reddedildi. Oysa aramalara katılan polislerden biri organize edilişi itiraf etmişti. Ne hikmetse ne Silivri mahkemelerinin heyetleri ne da askeri mahkemelerin heyetleri sanık Mustafa Dönmez’in tanık dinleme talebini kabul etmedi. Bütün bu hukuksuzluklar yaşanırken hapishanede acıların en büyüğünü, evlat acısını yaşadı Dönmez.. 21 yaşındaki oğlu Alp, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de trafik kazasında hayatını kaybetti. Karanlık kazanın aslında cinayet olduğunu her fırsatta dile getiren Mustafa’nın düşüncelerine katılıyorum. Allah kimseye böylesi bir acı tattırmasın. Acılı baba Dönmez her şeye rağmen hayattan kopmadı. Masumiyeti ile beraber kumpası açığa çıkarmak için yüzlerce belge ortaya koydu. Bir süre Silivri’de aynı hücreyi paylaştığı Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’dan suç örgütünün yöntemlerini öğrendi. Mahkeme tutanakları ve yaşadıklarını  “Zincir Günlüğü” ismini verdiği kitapta topladı.
Bir Amerikan planı olduğu ortaya çıkan Ergenekon Davasının savcı ve hakimleri birer birer görevden uzaklaştırıldı. Özel yetkili mahkemeler kaldırıldığı için karar yok hükmünde. Ordudan atılışı durduruldu. Şimdi yeniden yargılanıyor. Daha önce yaptığı savunmalar yüzünden 2 ayrı dava daha açıldı. Zir Vadisi’nde bulunan malzemelerin kendisine ait olmadığı ortaya çıktı. Büyük ihtimal beraat edecek. Ama Mustafa inatçı... Kumpasçıların ortaya çıkarılmasında kararlı. Duruşma 19 Haziran’a ertelendi. Mustafa Dönmez söz alarak  “Bu davada her şey ortada. Çağırın o çıkar amaçlı suç örgütü elemanlarını beraberce sorgulayalım”  sözleri ile meydan okudu. Bakalım Genelkurmay Askeri Mahkemesi gerçeklerin ortaya çıkarılması için ne yapacak? Halen 234 personeli hapiste olan karargah bu konuda bir irade ortaya koyabilecek mi? Bekleyip göreceğiz. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş