Vahşeti ödüllendirip Hollywood'a taşıyan Batı ve laik/dindar AB'ciler

İsrafil K.KUMBASAR

Sağlık kuruluşlarının modernize edilmesi projesine katkı sağlamak amacıyla gitmişlerdi Ömer Muhtar’ın ülkesine.
Sözde, çöl ortasında çeşitli hastalık ile boğuşan çoçuklara ‘şefkat eli’ uzatacaklardı.
Ama gelin görün ki, ‘tedavi edilmeleri’ için ellerine teslim edilen çocuklar, esrarengiz bir şekilde birer birer ölmeye başladılar.
Olup bitenlerden şüphelenen Libya Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı araştırmalar neticesinde, vahşet olarak nitelendirilebilecek bir ‘insanlık suçu’ ortaya çıktı.
Bazı doktor ve hemşireler, çocuklara gizlice ‘HİV virüsü’ şırınga ediyorlardı.
Mahkemeye sevkedilen bir Filistinli doktor ve ve beş Bulgar hemşire, ‘tam 428 çocuğa’ AIDS virüsü bulaştırdıkları gerekçesiyle idama mahkum edildi.
Batı dünyası, topyekun ayağa kalktı.
Uluslararası baskı yüzünden ‘yeniden yargılanmalarına’ karar verilen zanlılar için, Trablusgarb mahkemesinden ikince kez idam kararı çıktı.
Bu kez AB komiserleri girdi devreye.
Libya Yüksek Adalet Divanı, ‘idam’ kararını yeniden bozarak, ‘ömür boyu hapis’ cezasına çevirdi.
Sonunda doktor ve hemşireler serbest bırakıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin karısı Cecilia’nın refaketinde, özel bir uçakla Bulgaristan’a getirilen ve ‘kırmızı halılar’ ile karşılanan doktor ve hemşireler, AB bünyesinde çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından ‘ödül yağmuruna’ tutuldu.
Son olarak Filistinli doktor üzerine ‘hüzünlü bir aşk senaryosu’ oturtuldu.
Senaryo, şimdi Hollywood yolunda.

***

Olup bitenler, ‘insanlığın’ artık resmen öldüğünün açık bir delilidir.
Ödül, ‘iyi işleri teşvik etmek’, ‘başarıyı takdir etmek’ amacıyla verilir.
Peki bu doktor ve hemşireler, ‘iyi’ sayılan hangi işi yapmışlar, hangi önemli ‘başarıya’ imza atmışlar?
Hiç bir şey?
Sadece, ‘tedavi etmeleri’ için ellerine teslim edilen tam 428 masum çocuğa, daha hayatı bile tanımamış olan minik bedenlere ölümcül virüs buluştarmışlar.
Eldeki delillere göre, iki defa yargılanmışlar.
Her ikisinde de ölüme mahkum edilmişler.
Eğer bu vahşet, ‘bir müslüman’ tarafından işlenmiş olsaydı, bütün dünya ayağa kalkar, ölüm cezasının derhal yerine getirilmesi için seferber olurdu.
Hele hele aynı vahşet bir de ödüllendirilmek istenince, başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere ‘bütün insan hakları kuruluşları’ ayağa kalkardı.
Ettikleri ‘hipokrat yeminine’ rağmen vahşetin içerisinde yer alan doktor ve hemşireler öncelikle kendi meslektaşları tarafından dışlanırlardı.
Ama, her nedende hiç kimseden ses soluk çıkmadı.
Olan masum 428 çocuğa oldu.
Vahşeti işleyenler, Batı emperyalizminin ‘sadık hizmetkarlarları’ olunca, her zamanki gibi bakış açısı bir anda değişiverdi.

***

‘Medeniyet’ nere, Batı nere?
‘Şefaat’ nere, Batı nere?
Türkiye’deki sözde laik çevreler tarafından ‘medeniyetin beşiği’, sözde dindar çevreler tarafından ise ‘şefaat kapısı’ olarak algılanan Batı dünyasının gerçek yüzü işte budur.
‘Hak’, ‘hukuk’, ‘adalet’, ‘insan hakları’ nedense hep Batı’nın tekelinde.
Ama aynı Batı ‘kendisinden’ olmayanları, ‘insan yerine’ dahi koymuyor.
Vahşete imza atan vicdansızlar, sırf ‘hristiyan’ oldukları için birer kahraman.
Vahşete kurban giden zavallı çocuklar ise, sırf ‘müslüman’ oldukları için ‘insan’ bile değiller.
İslam’a karşı ‘Haçlı Seferi’ devam ediyor.
Kutsal kitap Kur’an-ı Kerim’e hakaret etmeyi, yüce peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) küfürler yağdırmayı artık sıradan hale getirdiler.
‘Camilere’ bile tahammül edemiyorlar.
Ama kimin umurunda?
Sözde laikler, bu ikiyüzlü dünyayı, hâlâ millete ‘medeniyet’ olarak sunmaktan utanmıyorlar.
Sözde dindarlar, Türkiye’de yaşanan ‘laiklik’ tartışmalarının kaynağının, aslında bu ikiyüzlü medeniyet olduğunu görmeyip, ‘şefaat’ için Brüksel’in kapısında sıraya diziliyorlar.

***

Salman Rüştü gibi ‘İslama’ hakaret edeceksiniz, en ihtişamlı şatolarda, malikanelerde ağırlanacaksınız.
Orhan Pamuk gibi ‘Türklüğe’ hakaret edeceksiniz, Amerika’da 1.8 milyon dolara ev alacaksınız.
Aksi takdirde, Batı’yı unutun.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş