Vasıta yoksa ayaklarımız var; her koşulda halka gideceğiz...

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

 

Bazen haksızlık yaptığımı düşünüyorum ‘Akil Medya’ya; hemen her gün bu köşede çapsızlıklarından dem vuruyorum ama ‘kendilerine verilen görevi ifa etmekte’ hayli başarılılar aslında!
Üstün yetenekleri var; doğaüstü güçlere sahipler mesela. Öyle ki görülmemesi imkansız olanı, gözlerinin önündekini görmemeyi, göstermemeyi, görünmez hale getirmeyi becerebiliyorlar. 3-5 kişinin zırvalamasını ‘Türkiye’nin ortak talebi’ kılığına büründürebildikleri gibi milyondan fazla insanı ‘milli iradenin buhar hali’ne de getirebiliyorlar;
MHP’nin İzmir mitingi sonrası gazete sayfalarında gördük örneğini. Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en çarpıcı tablolardan biri olan ‘Bayrak’ mitingine, gazetelerin büyük bölümü 1. sayfalarında yer vermedi, iç sayfalarında da her gün rastlanılan sıradan bir olay muamelesiyle geçiştirmeyi tercih etti.

 


***

 


Medya MHP’yi görmüyor bu açık da, MHP medyayı nasıl görüyor acaba?
Soruyu MHP’nin Basın ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’a sordum.
Yalçın “Karartma sadece yazılı basında değil televizyonlarda da durum aynı”  diyerek bir dosya uzattı. İçinde televizyon kanallarının İzmir Bayrak Mitingi’ne kaç dakika bağlandıkları yazılı:
NTV 7 dakika 22 saniye... TRT Haber 3 dakika 1 saniye... TGRT Haber 2 dakika 42 saniye... A Haber 2 dakika 47 saniye... CNN Türk 3 dakika 32 saniye... Habertürk 5 dakika 8 saniye...
Böyle uzayıp gidiyor liste.
(Mitingin tamamını yayınlayan Bengü Türk TV dışında uzun süreli yayın yapan tek kanal 37 dakika 49 saniye ile Halk TV olmuş. Bir de Kanal B nispeten geniş yer vermiş; 13 dakika 24 saniye...)

 


***

 


Medya karartmasının kendileri için yeni bir durum olmadığını söyleyen Yalçın, “İmralı süreci”nin başlangıcından Bursa’da yaptıkları Kuruluş mitingine kadar geçen sürede gazete ve televizyonların MHP’ye geçmişe nazaran daha geniş yer vermeye başladığını,  “tek karşıt görüş” olduklarından söylemlerinin daha yoğun değerlendirilmeye başlandığını ancak Bursa mitinginden sonra yeni bir perdeleme dalgasıyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı:
“Bursa mitinginden sonra medyada bir karartma başladı. Aynısı İzmir mitinginde de tekrarlandı. Daha önce MHP’nin hiçbir mitingi veya grup toplantısından, size verdiğim listedeki kadar kısa sürelerle yapılmamıştı canlı yayın nakilleri. Bursa mitinginden sonra iktidar ürktü. MHP bu tür engellemelere alışıktır ama hepimizin geleceğini ilgilendiren böyle hassas bir konuda ülkenin bilinçlenmesi noktasında sorumluluğu olan medya kuruluşlarının, MHP’nin söylemlerini halka aktarmamasının affedilir yanı yoktur. Burada söz konusu olan ’hata’değil sistemli bir toplum mühendisliğidir. Medyanın görev alanı, önemli haberleri halka ulaştırmak olarak mütalaa edilir. İzmir’de toplanan kalabalığı, o insan selini, o bayrak havuzunu hep birlikte gördük. Böyle bir haber, böyle bir görüntü nasıl Türkiye’de ulusal kanallar ve gazeteler tarafından görülmez, görülmemeye çalışılır, üstü örtülür. Bu noktada iktidarın müdahalesi olduğunu düşünüyorum.”

 


***

 


Semih Yalçın’a göre partisine uygulanan örtülü ambargoda iktidar baskısıyla birlikte, medyanın yeni iktidar eliyle  “sürecin parçası”  haline getirilmiş olması ve ‘dış bağlantıları’ da etkili:
“Medya gruplarının büyük bölümünün aynı zamanda akillere üye olması da mutlaka etkiliyordur. Üstelik bu medya grupları akillere üye olmakla kalmıyor, bu ülke üzerinde toplum mühendisliği yapan veya psikolojik harekat peşinde olan sivil toplum örgütleriyle de bağları var. Patronları, yazarları bu vakıflara üye olan medya grupları var. Bu tip örgütlerin de biliyorsunuz yönetimi ülke dışından. Bu yapı içerisinde medyanın tavrı gayet normal.  Gazetecilik açısından bakınca bu denli büyük bir olay gözden kaçırılamaz.  Gazeteci olayı her ne ise vermek durumunda. Büyük bir kitleye hitap ediyoruz. O meydanda milli irade mevcut. Kamu görevi olan gazeteci milli iradeyi nasıl görmezden gelebilir? Görmezden geliyorsa bu başka bir görevin yerine getirilmesi, milli iradenin hükümsüzleştirilmesiyle ilgilidir.”

 


***

 


Maruz kaldıkları sansüre ek olarak bir de ciddi bir kara propaganda kampanyasıyla karşı karşıya olduklarının altını çizen Yalçın, “sürecin medya boyutu”nun da tıpkı kendisi gibi  “işgal yılları”yla paralel geliştiğine işaret etti:
 “Milli Mücadelede işgalcilerin akıl hocalığını yaptığı İstanbul Hükümeti’nin uygulamasın bugün de görüyoruz. Nasihat heyetlerini örnek alan iktidar akiller heyetini vücuda getirdi, 1960’ların Tahkikat Komisyonunu örnek alan iktidar 57. Hükümet dönemiyle ilgili komisyon açacağını ifade etti. Dikkat ederseniz çok ciddi benzerlikler var. Tarih değil, tarihteki kötü olaylar, hıyanet tekerrür ediyor. O hale geldi ki gazeteciler iktidara, MHP’nin nasıl kapatılabileceği yönünde yol gösteriyor. Jurnalcilik yapıyor. Başbakan’ın Moğolistan gezisine katılan gazetecilerden birinin bu konudaki yönlendirme çabasını hatırlayın, bir gazeteci anayasal değerleri savunan bir siyasi partinin kapatılması gibi anti-demokratik bir talebi nasıl gündeme getirebilir? Bu gazetecilik değil az önce ifade ettiğim mahfillerin projesidir.”

 


***

 


Durum tespiti, teşhis tamam da ya reçete? MHP ne yapacak, nasıl mücadele edecek bu yok sayma stratejisiyle?
Yalçın önce “medyaya küsülmez” dedi. Sonra da bir “ama” diyerek devam etti:
“Tarafgirlikleri devam edecekse, medya bizi vermiyorsa, vasıta olmaktan imtina ediyorsa ayaklarımız var, biz halkın ayağına gideceğiz. Tıpkı 1999’da yaptığımız gibi. Meydanlar Türk siyasetinin sinesidir. Biz orada siyaset yapıyoruz. Bundan sonraki mitinglere katılımın medyanın karartmasına rağmen artarak devam edeceğine inanıyoruz. Bir önceki, bir sonrakini tetikliyor. Bunun yarattığı sinerji medya aracı olmasa da kendiliğinden Türk Milleti’ne yayılıyor şu anda. Mütareke döneminde de ağırlıklı medya grubu Milli Mücadele’ye karşıydı. Ona rağmen Mustafa Kemal Paşa kurduğu bir ajans ve birkaç gazete ile bu işi sürdürmekte kararlı davrandı. Biz de aynı kararlılık içerisindeyiz. Öncelikle elbette medya üzerinden netice almayı deneyeceğiz. Ama onlar iletmezse. derdimizi halkın ayağına giderek anlatacağız.”
Sohbetin sonunda Yalçın. sosyal medyada paylaştığı manidar bir fotoğrafı gösterdi. 1919 tarihli İstiklal Savaşı Gazetesi. Manşette İstanbul Hükümeti’nin milli mücadeleyi engelleme çabalarına karşı Mustafa Kemal’in sözleri:
“Mitingler devam
edecek...”
Bu kupürün üzerine Yalçın,  “İşte bizim izleyeceğimiz yolun ana fikri, özeti” diye bitirdi sözlerini.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları