'Vatanı' alana, yanında sivil 'sultan' da bedava!

İsrafil K.KUMBASAR
Korkuya, endişeye gerek yok.
Türkiye ne ‘sivil vesayet’ ne de bir ‘padişahlık’ hevesine prim verir.
Yapılan sadece ‘peyniri kemirme’ operasyonunda, ‘biat’ etmiş görüntüsü vermekten ibaret. Yoksa altını kazısanız, kimin kime nasıl diş bilediği; kimin kimin aleyhine jurnallerde bulunduğu ayan beyan ortaya çıkar.
Şimdi ‘araba’ yürüyor ve ‘tüyü bitmemiş yetimin malı’ bölüşülüyor. Sergilenen ‘birlik-beraberlik’ tablosu da bu üleşmenin, ‘menfaat’ kenetlenmesinin işareti.
Deniz bittiğinde, herkes geldiği yere dönecek ve kılıçlar yeniden çekilecektir:
- “Bunlar Vehhabi.”
- “Bunların ipi, İsrail’in elinde.”
- “Babası da İngilizlerin ajanıydı.”
- “Şirk içindeler, post öpüyorlar.”
Daha neler neler...
Şimdilik ‘sus payı’ karşılığında ‘sulh’ içerisinde geçinip gidiyorlar. Sorsanız ‘ihvan’ olduklarını söyleyecekler de, geçmiş ortada.
Namazda bile ‘aynı safta’ buluşmayanları ‘neyin’ bir araya getirdiğini sorun kendinize, düğümü çözersiniz.
Yoksa ‘demokrasi’mi?

* * *

Eski tüfek solcular ‘lider sultasına’ boyun eğip, ‘saltanat’ hülyasına omuz vermez.
Kim ‘aksini’ iddia ederse yalan söyler. Böyle bir tezi savunursanız vebal altında kalırsınız, yüzünüz gülmez. Zinhar yalandır.
Çünkü Türkiye tarihi boyunca her şeye şahit oldu, ama bu eski tüfeklerin ‘tek ses’, ‘tek yürek’olduklarını asla göremedi.  Kurdukları yüzlerce örgüte ‘isim’ bulmakta neredeyse alfabe yetersiz kaldı. Üçü bir araya gelince hemen yolunu ayırdı.
Şimdi ‘sivil vesayete’ prim mi verecekler?
Geçici bir heves onların ki, biraz da ‘maişet’ endişesi. Kimi ekrana çıkarak, kimi rapor hazırlayarak, kimi köşede kalem sallayarak çorbayı kaynatıyor. Ceplerine indirdikleri ‘euro’ ve ‘dolar’ tomarları ile rüya gibi sahil kasabalarının düşlerini kuruyorlar.
‘İşçi sınıfı’ mı, ‘ezilen’ halk kitleleri mi?
- “Ah be azizim, hangi çağdayız? Marks yaşasaydı Kapital’i gözden geçirir, günümüz koşullarına uyarlardı...”
Bir nevi İslamcıların ‘ayetleri’yeniden yorumlaması gibi, ‘diyalektiğe’ takla attırma.
Sömürüyü sonlandırma adına, ‘sosyalizmden’ umut kesip ‘demokraside’ karar kıldılarsa ne diyebiliriz?
Ama ‘saltanat’, ‘sulta’, asla.
‘Cukka’ kardeşim, cukka.

* * *

Korkuya, endişeye mahal yok.
Bu ucube yapının en çürük, ‘satışa en elverişli’ ayağı liboş takımıdır.
Çünkü ticarete kafaları iyi basar.  “Süpürmezler’, kullanırlar. Her satış, onların ciğerine ‘kan’ pompalar. Fabrikaları satarlar, yolları satarlar, ‘hayalleri’ satarlar.
Alabildiğine ‘geniş portföyleri’ vardır.
Fırsatını bulunca ‘vatanı’ bile satarlar.
Peki ‘vatanı’ satmayı göze almış olan adam, ‘topraksız’ sultana boyun eğer mi?
Bir bakmışsınız, promosyon yapmış:
- “Vatanı alana, sultan da bedava.
Türkiye gerçekten ‘gülünç’ bir tartışmanın içinde. Yok ‘sivil vesayet’ tehlikesi varmış, yok birileri ‘tek adam’ özentisi içindeymiş.
Bunların hepsi boş, hepsi ‘gerçeği’ gözden kaçırma çabası. Siz asıl, bu ‘kırk yamalı’ bohçanın ‘ipliğine’ bakın. O ipliği pazara çıkarmaya çalışın.
O ne büyük bir  ‘güçtür’ ki, birbirini boğazlamaya hazır hizipleri, ‘munis birer koyuna’ çevirebiliyor?
“Demokrasi”  demeyeceksiniz herhalde?

* * *

‘Saltanatın’, ‘tek adamın’ geldiği falan yok, fakat ‘giden’ çok şeyler var.
Bırakınız çocuklarınızın, torunlarınızın bile yarınlarına ‘ipotek’ koydular.
Kendilerine ‘ikbal yolları’ açmak adına.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş