Vay anam vay!

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Arsızlığın ve de yüzsüzlüğün sınırının olmadığına tanık olunca, geçmiş dönemlerde kabahat işleyenlerin sessizce çekip gitmesini saygıyla anmaya başladık. Bırakın ayyuka çıkmış yolsuzluk olaylarını, gazetelere yansıyan “Gönül hikâyeleri” yüzünden canım memleketimin itibarlı bakanları koltuklarını tereddüt etmeden terk etme onurunu sergilemişlerdi.
Türk olarak en az Japonlar kadar gururlu olduğumuzla övünürken, adı yolsuzluğa karışan başbakan, bakan, milletvekili, üst düzey bürokratın “harakiri”, yani intihar ettiğine rastlamadık. Bir tek Hikmet Uluğbay çenesine dayadığı silahı ateşlemiş, ancak bu olayın dosyası da dönemin siyasilerinin yargıya yaptığı müdahale sonunda sümenaltı edilmişti. Japonya, Kore gibi ülkelerde onurunu korumak için harakiri yapılmasının dini inançlarımıza ters düştüğünü öne sürenler olacaktır. Müslüman kimliği altında hırsızlık, arsızlık, yüzsüzlük ve rüşvete kılıf bulmaya çalışanlar, bunun kutsal dinimizin neresinde olduğunu asla gösteremeyecek olsalar da “darülharp” ilan ettikleri memleketimizde hedefe giden her yolun mubah olduğunu savunacaktır.
Kimilerinin “muz ülkesi” diye küçümsediği Afrika’da bile AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli ile ilgili iddialar ortaya atılsa halkı yer yerinden oynamaz mıydı? İktidar erki, belediye yetkilileri ve abidik gubidik ilişkilerle tereyağından kıl çeker gibi götürülen trilyonların hesabı dokunulmazlık zırhıyla itina ile korunuyor.
“Biz bunların cemayziyelevvelini biliriz” diye güzel bir Anadolu özdeyişi vardır. Bizzat tanık olduğum için kısa cümlelerle hatırlatmalarda bulunacağım.
İstanbul-Sultanbeyli...
Tamamı gecekondu sıfatındaki Sultanbeyli ilk belde belediyesi olduğunda RP’nin (Refah Partisi) surda açtığı gedik olmuştu. Günümüzün başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da RP’nin o vakit cevval il başkanıydı. Pilot bölge Sultanbeyli’yle beraber yayılmaya başlayan RP ve devamı partiler İstanbul ve diğer illerde yerel yönetimleri ele geçirip “imar” uygulamalarıyla değerli araziler üretme becerisi gösterdiler.
Gelelim ABD’nin hastane gemilerinin Boğazlar’dan geçiş meselesine. Montrö Antlaşması’na göre geçişi yasak gemiler için kıyamet koparılıyor. Malum matbuat ise “1 Mart Tezkeresi” çağrışımlarıyla aba altından sopa gösteriyorlar. Gürcistan’da yaralananlara insani yardım ve tedavi amaçlı olarak Boğazlar’dan geçip Karadeniz’e demir atacakmış ya... Yemezsen gargara yap! Caniler NATO’ya dahil edemedikleri Gürcistan ve dolayısıyla Kafkaslar’daki planını hastane gemilerinin insani yardımıyla gerçekleştirecek öyle mi? Putin’in de eli armut toplamayacak tabii! Vay anam vay!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş