Verelim, kurtulalım!..

A+A-
Altemur KILIÇ

Nevruz, Kürt ateşini daha da harlandırdı. Artık terörle PKK ile eş anlamda olan bu ateşi, şöyle veya böyle söndürmenin zamanı geldi ve geliyor... Türkiye devleti söndüremezse bu ateş, Türkleri yakacak!
Elazığlı dostum, araştırmacı yazar Günerkan Aydoğmuş’un, bu  konudaki kitabının adı  “Şark Çıbanı” ... İnsanların çehresini bozduğu gibi ülkemizi de çirkinleştiren bu çıban, yıllardır kan ve irin topladı. Ya patlayacak mikroplar ortalığa yayılacak ya da buna engel olmak için radikal “cerrahi” ile deşilecek. Kan ve irinler temizlenecek, başka yolu, orta yolu da yok...

***


İşler had safhaya geldi. İçeriden ve dışarıdan bir “bahar taarruzu” başlatıldı. AKP iktidarı da savunmada. Terörle mücadelede yeni yöntemler, çareler arıyor. Bir bakıma kaderi bu soruna bağlı.
Osmanlı döneminde de Ermeni sorunu ile bazen özdeş bazen zıt Kürt sorunu vardı. Ancak sorun haydutluğu içerse de “Kürt Hakları” bağımsızlık veya “Kürdistan” davası değildi. Derebeylik, devlete vergi ve asker vermemek için kafa tutmak ve de aşiretler arasında rekabetti. Başkaldırılar ya tenkil edilir ya da aşiret ağaları ulufelerle memnun ve teskin edilir yani “ıslahatı maslahat” edilirdi. Fakat yabancılar “Türk tehlikesi”ne karşı, Ermenileri ve Kürtleri tahrik etmek için müsait zemin buldular.

***


19. Yüzyıl’da bu maksatla bölgeye gelen özellikle İngiliz ajanları, “Kürtlerde milli hisler, milliyetçilik yok ama biz biraz iteleyerek bunu yaparız” dediler ve yaptılar Sonra Kurtuluş Savaşı esnasında çıkan bir dizi Kürt isyanları onların eseriydi. Bu yabancılar, yine başta İngilizler Cumhuriyetin ilk yıllarında da Kürt isyanlarını tahrik ettiler. Şimdi bu yabancılar; Avrupalılar ve Amerikalılar da “Artık Türkiye, kendi Kürtleri ile anlaşmalı” diyor. Üst düzey bir Batılı diplomat da  “Er ya da geç, bağımsız bir Kürdistan oluşacak” demiş. Muratlarına erdiler. Yani  “Büyük Kürdistan” artık kaçınılmaz bir vakıa...
Son günlerde Ankara’ya gelip Başbakanla görüşen, Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirmekle maruf, şimdi CIA’nın başkanı çuvalcı general Petraeus Başbakan’a  “Kürdistan’ın tanınmasına ses çıkarmayın. Ağabeylik yapın, petrol ve doğal gazdan pay kapın” diyesiymiş!..
Ben her şeye rağmen AKP iktidarının bile bu ahlaksız teklifi kabul edeceğine inanmıyorum. Ama sorunu çözmek için yeni “açılımlar” tasarlıyor...
Muhtelif gazetelerde dolaşan ve servis edilen haberlere göre, yeni “açılım”ın abesle iştigal veya idarei maslahat olması ve asıl sorunun Büyük Kürdistan’ı engelleyeceği yerde buna yol açacak ögeleri ve tavizleri içeriyor gibi. Barzani bu açılımın maşası olacaksa!.. Ki yandaş medyada şimdi Barzani’nin imajını cilalamak yarışı sürüyor.
Yeni açılımın da Erdoğan’ın ünlü  “Mücadele ederken müzakere” yöntemine dayanacağı anlaşılıyor.. Bu nasıl olacaksa? Önce,  “müzakere” bir nevi bırakışma, haydutlara zaman kazandıracak-cesaret verecek... Sonra en önemlisi, müzakere edilecek nedir?.. Bölücüler  “Büyük Kürdistan”a bu kadar yaklaşmışken bundan vaz geçerler mi? Olsa olsa Türkiye’ye hangi tatlandırıcılar içinde yutturulacağını ve sonunda “Kürdistan” sınırlarını müzakere etmek isterler.
Ve eğer AKP’nin yeni açılımdaki ögeleri doğruysa, bunlar mesela; yerel yönetimleri güçlendirmek, demokratik özerkliğin yolları, yeni anayasada Türklük kavramının değiştirilmesi!.. Ulus devletimize elveda...
Kürt sorununun kitabını yazmış bir kişi olarak benim, sorunun nihai çözümü konusunda bir önerim var. Bu kadar dolambaçlı yollarda yorulmaya ve nefes tüketmeye ne gerek var; kestirmeden “verelim kurtulalım” yani topraklarımızdan bir kısmını  “Büyük Kürdistan” a verelim!.. Ama bu sorundan ve neticelerinden kurtulacak mıyız?

***


Biz Türkler alicenap insanlarız veririz. Safdilliğimiz de müsellem... Vere vere koca bir imparatorluğu harcadık. Şimdi de “barış”  uğruna verelim!
Ama gene Türk Milliyetçileri olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çözüm önerisi gönüllerimize daha uygun;  “Radikal Çözüm” ... Kandil’i yok etmek, yılanların başını ezmekten, Apo’nun  sesini susturmaktan başlayarak! Gerisi abesle iştigal, lafugüzaf!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları