"Vicdani" asker kaçağının oto-biyografisi

Altemur KILIÇ

“Bedelli askerlik”, gündemden düşmüyor. Genelkurmay direniyor, ama galiba “sivil AKP iradesine” karşı fazla direnemeyecek, “Tek tip” eşit vatan hizmetini, diretemeyecek! Çünkü “Bedelli askerlik” AKP’nin oy malzemesi! Gün uğursuzların. Bütün ordu düşmanları sindikten kovuklarından fırlamışlar!
Bunlardan biri, tipik örnek Hasan Cemal! Şerefli bir Türk Paşası, Cemal Paşa’nın “nesebi belli”, torunu olması! Büyük anasını, halasını tanımamış olsam, arada bir imalat hatası olmuş diyeceğim!
Askerliğe -nedense- “hıncını” terör örgütü üyesi iken, kendi ordusunun evine bomba atmak teşebbüsüyle belli etmişti. Bu caniyane eylemi, son dakikada vicdanı sızlayıp elleri varmadığı için değil, örgüt şefinden aldığı talimat üzerine, yerine getirmemişti. Bunun yerine, gene şefin emriyle, yanlışlıkla öldürülen kişinin kanlarını, o temizlemişti!.. Ne parlak bir sicil değil mi? Bunları ben uydurmuyorum, kendisi anılarında yazmış!
Hasan Cemal, aslında psikiyatriklik
bir vak’a, herhalde “Büyük Baba
kompleksi”!
Diyor ki: “Vatani görev dediğin nedir ki? Tek tip askerlik de zorunlu askerlik gibi ’zamanın ruhu’na aykırı. Vatani görev anlayışının bu ülkenin gerçekleriyle, demokrasiyle, insan haklarıyla uyumlu hale getirilmesi, bence, doğru bir ‘profesyonel askerlik’ modelinden geçiyor.”
Ben “Bedelli askerlik” ve “askerlik”  konusundaki düşüncelerimi, önceki gün yazmıştım. Bunlar, sadece benim değil, ruh ve ahlâk sağlıkları bozulmamış, vatansever çoğunluğun ortak düşüncesidir ve milletin kimyası tamamen bozulana kadar da, inşallah öyle kalacak!
Fakat ben şimdi, Hasan Cemal’in son yazısı üzerine onun kişiliğini, askerlik sicilini, kendi kaleminden kayıtlara geçirmek istedim!
Kısacası Hasan Cemal, askerlik yapmış olsa da gizli “vicdani retçi”, daha doğrusu “vicdani” asker kaçağı!
Övünerek gene yazmış, daha önce de yazmıştı anılarında!
 “Ben askerliğimi yedek subay olarak yaptım. 1967’nin baharında Tuzla Piyade Okulu’nda başladım, 1969’un baharında Trabzon’da tamamladım... Dile kolay, tam 24 ay sürdü benim vatani görev... İyi bir asker olamadım.
Piyade Okulu’nda M-1 piyade tüfeğini ancak üçe bölmeyi öğrenebilmiştim... Disiplinsizdim.
Yedek Subay Okulu’nda ikmale kalan ender öğrencilerden biri olmuştum. Bu hallerim Trabzon’da da devam etmişti... En çok Bando Bölüğü’ne imrenirdim. Çünkü güzel havalarda bando mızıka çala çala Karadeniz’e bakan tepelere doğru gider, denize nazır yemyeşil fındıklıkların arasında tam siper olurlardı. Bir sabah ben de onların arasına davulcu olarak katılmıştım. Kocaman davulu boynuma geçirip tokmağı güm güm indirerek yürüyüşe yön vermek hoşuma gitmişti... Ama öğle vakti dönüşte, alayın nizamiyesinde komutana enselenmiş, üç gün katıksız hapis yatmıştım. Güzel, eğlenceli anılarım da oldu askerlikten. Ama çok uzundu, hem de çok...
Geriye dönüp baktığımda bu iki yılın hayatımdan çalındığını şimdi rahatça söyleyebilirim”
Bu yazdıkları Hasan Cemal’in, kim ve ne olduğunu anlatmaya, yetmez mi?
Hasan Cemal böyle... “Milliyetçilik kazınmalı” diyen Gazi Üniversitesi  “profesörü”  Levent Köker böyle, ordunun yerine  “Nizam-ı cedit” kurulmalı diyen, fırıldak, “ülkücülükten” dönme Mümtaz’er Türköne de böyle. Bir tepenin üstüne çıkıp “Hey vatansızlar!”  desem, sanki birden hep fırlayacaklar. AB uşakları, iktidarın yanaşmaları vb.. Adeta aynı atık su kanalında buluşmuşlar! Nereden, nasıl peydahlandı bu “2. Cumhuriyet” çocukları?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş