Vicdansız retçiler

Altemur KILIÇ

Şimdi “Vicdani Retçilik” moda, insan hakları cümlesinden korkanlar buna sığınıyor. Hatta dernekleri var. Bu vicdansızlara destek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme (AİHM) daha önce ‘angarya yasağı’ kapsamında değerlendirdikleri, inisiyatifini kişilere bıraktığı “vicdani ret” hakkını, özgürlükler arasına aldı, ülkelerden de bu alanda yeni düzenleme istedi. İki ay süre, ültimatom verdi.. Karara göre, halen vicdani retçileri ağır biçimde cezalandıran Türkiye, zorunlu askerlik yapmak istemeyenler için alternatif hizmet yolları üretmezse, seri AİHM mahkûmiyetleri ile karşı karşıya kalacak. Avrupa Konseyi de Türkiye için yaptırım uygulama noktasına gelecek. Yani “zorunlu askerlik” kaldırılmazsa, Türkiye mahkum edilecek..
Bu hükmün AKP iktidarının ordu konusundaki tasavvurlarına uygun olduğu ortada... Mutlulukla uygular...

***


Ben, galiba ayrı bir dünyada, mazide yaşıyorum. O mazide, gençliğimde milletimizin değişmez değerleri vardı.. Babalarımız, analarımız, öğretmenlerimiz, bu değerleri bize aşılarlardı. Her sabah okula başlarken Türk Bayrağı önünde bu değerler üzerinden, ant içerdik. Bu törenler göstermelik değildi, bir anlamı, işlevi vardı...
Çünkü Osmanlının son dönemi, kendi kendimize güvensizliğin, aşırı yabancı hayranlığı, dönemi olmuş; zamanın devlet -hükümet- adamları, her konuda “Düveli muazzama -büyük devletler- ne der?” endişesiyle hareket eder olmuşlardı..
Mustafa Kemal Atatürk, yeni devleti kurarken en başta milletin öz güvenini -Türk olmakla övünmemizi-sağladı. Aşağılık duygusundan kurtulduk... O dönemin sloganlarını hatırlayalım: “Biz bize benzeriz” , “Bir Türk dünyaya bedeldir” ve “Türk öğün, çalış, güven” ... İnandık ve marşlarla şarkılarla biz bunları seslendirdik.
O dönemde başta gelen değerlerden biri de “askerlik” idi... Millet-ordu, ordu-millet anlayışıydı. “Her Türk asker doğar, asker ölür” derdik.. Askerlik görevi kutsaldı.. Sağlık mazeretiyle bu görevi yapmamak acıydı. Askerlik yapmayana kız verilmezdi!
Bu inancın “kıymeti harbiyesi” Çanakkale’de, Sakarya’da anlaşıldı.
Kısacası “askerlik ve ordu” anlayışı ile Türk Ordusu, başka ülkelere nasip olmayan bir nimet idi.. “İdi” diyorum, çünkü son yıllarda bu nimet her fırsatta tepilmekte. Yabancıların Türk Ordusu’na neden garez dolu oldukları belli de ya içerideki işbirlikçileri? Entel ve demokratik ukalalık: Ordunun “vesayetinden” kurtulmak modası!
Gelin görün ki bu “modayı” AKP iktidarı kendi amaçlarına uydurmuş, karşı devrim emellerine engel teşkil eden orduyu pasifize ediyor. Ergenekon davasının asıl anlamı da bu değil mi? Bine yakın Türk komutanı bu sebeple sanki “esir” alındı ve alınmakta...

***


Her fırsatta ülkemizdeki uygulamalar konusunda “insan hakları, adalet” vb.. diye müdahale eden dış mihrakların, en azından “Adaletin gecikmesi” konusunda neden hiç ses çıkartmadıklarını düşündünüz mü? Çünkü Türk Ordusu’ndan kurtulmak, hesaplarına uygun!
 Fakat asıl vahim ve acı olanı, yeni kuşak gençlerin askerlik görevini kutsal bilmekten uzaklaşmaları, “askerliği angarya” saymaları ve “bedelli askerlik” konusunun gençlere yem ve seçim malzemesi olması.. Bizler bir sebeple “askerlik” yapmazsak kahrolurduk.. Şimdiki gençler askerlikten kaçmanın yollarını arıyorlar... Evet, galiba ben mazide kalmışım, “dinozor” olmuşuz. Devir değişmiş, yozlaşmışız...
Kısacası milletimizin erkekliği, yiğitliği köreltiliyor. “Vicdani ret” vicdansızlarının çoğu gençler. Davul zurna ile askere giderken, kaytarmanın densizliği! Bu densizlere Amerika’da olduğu gibi askerlik yerine tuvaletleri temizleme görevi verilmeli!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş