Vur!..

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Kokarcaların korkulu rüyasıydı Bozkurtlar. Sansarlar ve tilkilerin yardımlarına rağmen kokarcalara dağları dar ederdi Bozkurtlar. Onlar operasyona çıktığında soluğu sınır ötesinde alırlardı. Kalanlar silahlarını gömüp şehre iner ya da köylere samanlık sıçanları gibi saklanır, lağım fareleri gibi yerin altına gizlenirdi. Bolu Tugayının adını duyan altına kaçırırdı. Bolu dağlarında eğitim yapıp Güneydoğu’nun dağlarını delik deşik eden yiğitlerin telsiz kodu “Bozkurt” tu. Korkudan altını kirleten, hapçı-esrarcı tayfasının kodları ise kokarca idi. Çünkü etrafa pis koku salarlar hele hele leşlerini kargalar bile yemez dağlarda. Kokarcanın kanına karıncalar bile yaklaşmaz. Ama son dönemde sansarlar gelip dağdaki leşleri toplayıp belediye araçlarıyla alıp paçavralara sararak törenle toprağa gömer oldu.
Günlerce, aylarca dağlarda kokarca kovalayan Bozkurtları arazi şartları, hava durumu yıldırmaz. Onlar için imkansız ya da zor diye bir şey yoktur. İmkansız biraz zaman alır hepsi o kadar. Ama onları en çok üzen, leşlerin belediye ambulanslarıyla taşınmasıdır. Sansarların çaputlarla, bebek katilinin resimleriyle gösteri yapması, tilkilerin başkente gidip Meclis’e sızmalarıdır. Şırnak’ta gül bahçesine giren on beş vatan evladı, operasyondan dönen birliğin artçı timiydi. İntikal halindeki ana birliğin gerisini emniyete almakla görevliydi. Operasyonda önlerine çıkamayan şerefsizler, onları arkadan vurdu. Tıpkı diğer Mehmetçiklerin karşısına çıkmaya cesaret edemeyen melunların mayın döşemesi gibi kalleşçe, kahbece bir yönteme başvurup oradan da sıvışarak sınır ötesine geçmeye kalkışıyorlar. Ne de olsa eskisi gibi sıcak takip yapılamıyor. Irak’ın kuzeyindeki inleri artık başlarına yıkılmıyor. Barzani’nin kucağına sığınıp, conilerin himmetiyle sürüngen yaşamlarına devam etme fırsatı buluyorlar.
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diyenin bir oğlu çürük raporlu, diğeri bedelli yaptığı için tuzu kuru. Ağlayan Emine Hanım değil nasıl olsa. Gözyaşı döken gazinin anası, yüreğine ateş düşen şehidin anası. Babalar ısrarla “teröristleri sevindirmek için ağlamayacağız” diye acılarını yüreklerine hapsederken, bütün askerlerin Yaşar Babası yumruğunu sıkıyor. Askerlerin Filiz Anası dayanamayıp bayılıyor. Kokarcaların İmralı’daki başı semirtilerek koca Marmara Denizi’ni kirletiyor. Sansarlar Doğu ve Güneydoğu’da çevre felaketinin, tilkiler de başkentte küresel pisliğin müsebbipleri oluyor. Bunlar ozon tabakasını delmekle kalmıyor, bizim memleketimizi yakmaya kalkışıyorlar yakmaya...
Peki ya memleketimin insanı ne yapıyor? TV kanallarından sızan gaz insanımızı uyuşturmuş. On beş fidanı şehit edilmiş memleketimde, ABD ve AB muhiplerinin televizyonlarında vur patlasın çal oynasın programlar devam ediyor.  Mübarek Ramazan’a rağmen televoleden vazgeçmeyen TV kanallarının ünlü yöneticileri “beşten az şehit haberini görmeyelim” mutabakatlarını yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorlar.
Hâlâ milli reflekslerini muhafaza edebilen vatandaşlarımızın yükselen tepkisi, Yeniçağ’ın ihaneti ifşa etmesi üzerine paniğe kapılanlar, kameralarını alıp Şırnak’a, Diyarbakır’a koşup, anaların feryatlarını görüntülemeye başladılar. Ama asli görevlerini unutmayarak ekranlara sansarlar ve tilkiler çıkarıp  “barış” tan dem vurdurdular. Ama PKK’ya terörist dedirtemediler. Münasip yerlerine kına yakan işbirlikçi sansarlar, bu katliamı siyaseten bile olsa kınayamadılar.
Bolu Komando Tugayı’nın Komutanı, bütün askerlerimizin babası, ağlayan, yüreği sızlayan sadece Filiz Anne değil. “Ne mutlu Türk’üm” diyen bütün annelerin gözleri sımsıkı sıktığı yumruklarında. Her seferinde havanda su dövülen toplantı masasına vurmaktansa memleket kadar büyük yumruğunu Barzani’nin kellesine, mandacıların çenesine, Damat Ferit’lerin tepesine, mütareke matbuatının suratına vur!..
Senin yumruğun indiğinde, başta Bolu Komando Tugayı olmak üzere elleri tetikte olan Mehmetler, kokarcaları, sansarları, çakalları tek tek vuracak. Conilerin, Damat Feritlerin koyduğu av yasağı kalktığında, tabiata zarar veren bütün haşerat temizlenecek.
Haydi vuur!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları