Vurdumduymaz olmak

A+A-
Ergun KAFTANCI

   DİNİN siyasetten başlayarak her alanda motor güç haline gelmesi AKP'nin İslam'a dayalı siyaset izlemesi yüzünden...

     Zararlı cemaatler iktidardan cesaret alarak azgınlaştı...

     Dayanışma ve yardımlaşma kültürüne sahip halkımız da yurt içinde ya da dışında ortaya çıkan din baronları tarafından her şekilde sömürüldü.

     Deniz Feneri ya da Kimse Yok mu benzeri çatıların altında kümelenen duygu sömürücüleri, Müslümanların iliğini kanını emdi, paraya para demez oldu...

     Bugün o baronlardan içeride olanlar da var...

     ............................

     Duygu sömürüsüne dayalı soygun azaldı demek zor, el altından hâlâ devam ettirenlerin olduğu söyleniyor...

     İktidar, bunları da engellemeli...

     ...........................

     İslam'ı siyasete bulaştırmanın tehlikeli olacağını hep söyledik ama etkili olamadık. Dini ayrı, siyaseti ayrı sahiplenmemizi ya din düşmanlığı ya da demokrasi karşıtlığı ilan ettiler.

     Oysa laiklik, yani dinle siyaseti ayrı tutmak din düşmanlığı değil, din dostluğu demektir...

     Zira laiklik, inancı koruyan bir yöntemdir, inanç özgürlüğüdür, inançlara dosttur. Kişinin özeli olan inancı, güvenlik altına alan bir anlayıştır...

     AKP insanlık hukukunu ve onurunu koruyan bu yöntemi -anlayışı- yaraladı, dinciliğe yol açtı...

     ...........................

     Eğer iktidar, ciddi ve samimi olarak laikliği savunsaydı İslam, dinci ellerde sömürü aracı haline getirilemezdi...

     Cami cemaatinin dışında cemaatler oluşmazdı.

     Bugün cemaatten geçilmiyor...

     Aralarında, laiklik çerçevesinden çıkmadan din kültürünün özümsenmesinde Diyanete yardımcı olanı pek az.

     Tekrarlıyorum; İslam, siyasal düzleme çekilmeseydi güzel bir inanç iklimi sağlanabilirdi, dincilik de yaygın hale gelmezdi...

     .............................

     Fetullahçı cemaat dinci ortamdan fırlamış bir topluluktur..

     FETÖ de, meteorolojik değil fakat "Dineorolojik" koşulları içeren ağır ortamın en korkunç ve iğrenç ürünüdür.

     Zamanında "Kandırılmasaydık" ve gerçekleri görebilseydik, ilkokul mezunu bir vaizin ilahiyatçı değil iblis olduğunu da anlardık...

     Gerçeğin ne olduğu gösterilir, kimse de hipnotize edilmiş gibi iblisin peşinden gitmezdi...

     Bugün Fetullahçı terör belasıyla mücadele etmek zorunda kalıyorsak

nedeni AKP'dir. İktidar partisi, oy'unu artırmak için iblis ve cemaatiyle  ortaklık yapmasaydı, açıkçası vurdumduymaz moduna yatmasaydı bunlar gelmezdi başımıza diyorum...

     Bundan böyle devlet, cemaatleri daha dikkatli ve yakından izlemeli, dindarlığı ekarte ederek yerine dinciliği ikame edenlere engel olmalı...

     Bu nasıl yapılır bilemem; çözümü ilâhiyatçılar düşünsün...

Zeka ürünü tavır

---------------------------------------

     ÖNCEKİ gün pazardı. Herkes hafta sonunu dinlenerek geçirirken Türk Silahlı Kuvvetleri'ne mensup personel a'dan z'ye görev başındaydı...  

        Şemdinli bölgesinde konuşlanmış bölücü terör örgütüne mensup silahlı grupların üzerine hava harekâtı düzenlendi ve onlarca terörist etkisiz hale getirildi...

      Harekât sonrası basını bilgilendiren, tatil gününde bile görevinin başında bulunan Genelkurmay Basın Ve Halk Daire Başkanı Tuğgeneral  Ertuğrulgazi Özkürkçü'ydü...

      Ne yalan söyleyim, bu "Etkisiz hale getirildi" açıklamasını çok seviyorum. Eli kanlı katillerin, vatan, millet ve devlet düşmanlarının ortadan kaldırıldığı ancak böyle kısa bir ifadeyle duyurulabilir...

     Asker bunu hep yapıyor; teröristlerin hayattan uzaklaştırılmasını bile ince bir ifadeyle duyuruyor.

     TSK'ya ait zekâ ürünü bu tavır, umarım bütün kurum ve kuruluşlarımız tarafından da benimsenir...

         

   Dolarlar cebe...

----------------------------

      ODATV'de açıklandı...

      İblisin kanadı altında düzenlenen Abant Toplantıları'na katılan gazetecilere her defasında zarf içerisinde iki üç bin dolar ödeme yapılmış...

      Paraları alanlar arasında kimler yok ki...

      Mehmet Altan var, Ahmet İnsel var...

      Murat Belge, Cengiz Çandar, Etyen Mahçupyan, Ergun Babahan, Oral Çalışlar, Aydın Engin, Nazlı Ilıcak, Eser Karakaş, Tarhan Erdem...

      Hepsi zarflara yumulmuş...

      Hiç beklenmedik isimler "Hakkı huzur" adı altında verilen paraları cebe indirmiş...

      Onlardan Şahin Alpay tutuklandı ama Fetullahçı kanalda birlikte program yaptığı iki profesör Mehmet Altan ile Eser Karakaş'a dokunulmadı. Ne o, profesörlerin de mi dokunulmazlığı var..

      ...........................

         Vaktiyle Ergenekon ve Balyoz davalarından yargılanan tutuklu askerlere neredeyse "Oh olsun" diyecek noktaya gelen gazeteciler şimdi nerede...

       Ali Bayramoğlu, İsmet Berkan, Ahmet Altan, Fatih Altaylı, Hilal Kaplan askere kurulan kumpası alkışlamak suretiyle Fetullahçı Terör Örgütü'ne arka çıkmış olmadılar mı...

      Hangisi sorgulandı...

      ...........................

      Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a kulak verilseydi iktidar gazetecisi Ersoy Dede, Turgay Güler ve Mehtap Yıldız'ın da Fetullah iblisini öven tweetlerini görmüş olurlardı...

      Yoksa gözlerimize perde mi indi!

      .........................

      Merak ediyorum; iktidar yanlısı gazetecilerin ikircikli halleri iş mi, yoksa sipariş mi bir türlü kestiremiyorum...

RASTGELE

----------------------------

        AKP canibinde içsel didişme dinmiyor. Şimdi de Bakan Akif Çağatay Kılıç ile iktidar gazetecisi Salih Tuna'nın arası açıldı. Tuna'nın eleştirilerini "Ya akıl tutulması ya da körlük alâmeti" diye yerden yere vurmaya kalkan Kılıç gazeteciyi, çalıştığı Yeni Şafak gazetesinin yönetimine şikâyet etti... Bakalım bu didişmenin sonu nereye varacak... 

       *

       BAKAN açıkladı; tam 32 diplomatımız kaçmış, başka ülkelerden sığınma talebinde bulunmuş. Merkeze çağırılan Bangladeş'te görevli üç diplomattan ikisi Amerika Birleşik Devletleri'ne uçmuş, oraya iblisin yanına sığınmış. Üçüncü diplomatımız ise yurda dönmüş. Fetullahçı Terör Örgütü'nün nerelere el uzattığı yavaş da olsa bir bir ortaya çıkıyor. İblisin el atmadığı kurum kalmamış gibi...

       *

       RİO 2016 Olimpiyat Oyunları'nı izliyor musunuz bilemiyorum; ben bazen sabaha kadar izliyorum. Boks karşılaşmaları ilgimi çekiyor. Serde biraz da boksörlük var ya... Dün gece Azeri boksörle Fransız boksörün maçını izledim... Çok garip bulduğum bir hususu açıklayım; Fransız boksör Kuzey Afrikalı bir Müslümandı, herhalde Cezayirli olmalı, Azeri boksör de Latin Amerikalı bir Hıristiyandı... Bu tabloyu seyrederken Dünya tersine dönüyor vehmine kapıldım, inanın çok korktum. Tek dünya devletine mi gidiyoruz ne...

BİR SÖZ

-----------------------------

     LÂF olsun diye içini dökme, döktüklerini sonra toplayamazsın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları