Vurun yaralı aslana!

Altemur KILIÇ

“Ankara içinde vurdular beni... Ölmeden mezara koydular beni”
“İnternet ortamına” her nasılsa düşürülen ses kayıtları konusunda E. Orgeneral eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in yaptığı açıklama bir açık yüreklilik ifadesidir. Paşa lafı evirmemiş çevirmemiş, gerçekleri teyit etmiştir... “Kayıtlar” Genelkurmay’da olağan bir “iç eleştirinin” kayıtlarıdır. Fakat asıl vahim olan “çok gizli” -kozmik- olan bu konuşmaların nasıl kaydedildiği ve kimler tarafından sızdırıldığıdır ve bunun milli güvenliğimize verdiği zarardır... Asıl, öncelikle, önemle üzerine gidilmesi zorunlu olan da budur... Eğer fail veya failler bulunursa, kayıtlardakilerden fazla şey ortaya çıkar...
Ve en acısı, yaralı aslan yerde yatarken, sıçanlar etrafında oynayıp alay ediyorlar... Aslan “Hiçbir şeye yanmam bu sıçanlara pençe atamadığıma yanarım” der...
Orgeneral Işık Koşanar’e ait olduğu söylenen ses kayıtları ortalığa çıkınca, müzmin ordu düşmanları, Ahmet Altan’ın deyimiyle “anti- militarist”ler, sıçanlar vuruyorlar “yaralı aslan”a!

***


Bu komplonun, Türk Ordusu’na karşı çoktandır sürdürülen bu psikolojik savaş atağının arkasında kimler var?.. Bu işleri bilen Mahir Kaynak’ın dediği gibi, “ABD ve Avrupa servisleri var... ” Hep tekrar ettiğim gibi, “Kontrol edemedikleri gücü” dize getirmek için... Ne acıdır ki suç ortakları da, bu rezalete milli çıkarlar açısından kızacağı ve üstüne gideceği yerde -AKP, iktidar- bu durumdan nemalanıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ordunun sözde “başkomutanı” . Bu sıfatla yarın 30 Ağustos’ta tebrikleri kabul edecek. Ama bu konuda, ondan tepki yok!

***


Kaynak soruyor: “Bu yabancı istihbarat kuruluşlarının yerli partneri var mıdır?” Ve cevabı: “Şu anki istihbarat kuruluşlarının yapısını tam olarak bilmiyorum. Geçmişte bize müdahale edenlerle düşmanımız ortaktı. Beraberce de çalışıyor olabilirler” . Bu sözleri PKK ile temaslar konusunu hatırlayarak siz deşifre edin!
Evet şu sırada sıçanlar bayram ediyorlar... Ahmet Altan, Taraf’ta “Hep ordu konusunda yazdıklarımızda haklı çıktık” diyor. Mümtaz’er Türköne de “TSK’nın örgütlenme modeli çağ dışı. Genelkurmay karargâhının kapısına kilit vurulmalı. Kuvvet komutanlıkları kapatılmalıdır. Yeni bir Nizam-ı Cedid ordusu kurulur gibi, ordunun her dişlisinin, her vidasının elden geçirileceği bir reform gerekiyor” diyor. Ve bu sıçanlar, şempanzeler, “anti-militaristler”  yaralı askerin etrafında cirit atıyorlar... Bu durumda, ben Mustafa Kemal’in atlılarının Türklüğün mâkûs talihini yendiği gibi, bu adamların hadlerinin bildirileceği günü bekliyorum ve göğsümü gererek diyorum ki “Evet ben militaristim, askerciyim ve sonuna kadar da, her ne olursa olsun, Ordumun yanında ve içindeyim; öyle de öleceğim!”
 Ve bugün 29 Ağustos: Mustafa Kemal’in, Fahrettin Altay’ın süvarileri zafere doğru doludizgin ilerliyorlar... Ben heyecanla, bugün Harp Okullarındaki yemin törenleri ve
30 Ağustos’ta olacakları-olabilecekleri
bekliyorum... “Ya zafer ya ölüm!” diye... 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş