Washington görüşmesinden sonra

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Başbakan Erdoğan ile Başkan Bush görüşmesinin, uluslararası medyada gerçekten de geniş biçimde yazılarak tartışıldığına tanık oluyoruz. Erdoğan’ın Washington dönüşü üç gün için İtalya’ya uğraması da gösteriyor ki Başbakan bu görüşmeden ciddi sonuçlar almış değil. Genelkurmay İkinci Başkanı ise yaptığı açıklamada  “Bush’u kararlı gördüm” diyor.
Bize göre, Washington buluşması PKK ve Kuzey Irak konusunda Ankara’ya ciddi açılımlar getirmeyecek. Yalnız Washington kulislerinden sızan bazı haberlere göre Bush, Erdoğan’ın deyimiyle savaş değil ama bir operasyona sıcak bakıyor. TSK olası bir büyük PKK terör saldırısının ardından Kuzey Irak topraklarındaki kamplara hava bombardımanı ya da küçük çapta sonuçsuz bir hareket düzenleyebilir.
Bu arada gözden kaçan, üzerinde pek durulmayan bir başka gelişme ise Türkiye’nin hızla Rus, İran güzergahına itildiği şeklinde eski koordinatör, emekli general Ralston’un söyledikleriydi. Ermenistan’ın haber sitesi Panarema’da Ermeni siyaset bilimci Sergey Sakaryants’ın general Ralston’u destekleyen ilginç bir analizi yayınladı(bkz: Dünya Gündemi 11 Kasım Pazar) Sakaryants da aynı görüşleri savunuyor hatta daha da ileri giderek şunları yazıyor:
 “Güney Kafkasya’nın yanı başında gelişen olaylara bakıldığında, bölgemizdeki durum bu yıl sonuna kadar ciddi şekilde gerginleşecek gibi  görünüyor. Bütün bunlar bölgede beklenmedik olayların gelişmesine neden olabilir.”
ABD’nin Türkiye-Gürcüstan-Azerbaycan ekseninin oluşturulması programından şimdilik vazgeçtiğini ve bu ülkelerdeki durumu istikrarsızlaştırmak istediğini de söyleyen siyaset bilimci, bunun üzerinde ciddi biçimde durulması gereken gelişme olduğunun da altını çiziyor:
 “Amerikalılar daha önceki programlarını gözden geçiriyor. Bu yüzden onlar, Gürcistan’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin daha geç yapılması gerektiği halde 2008’de yapılması gerektiğini kabul etti. Aynı şey Türkiye için de geçerli.
Eğer Şakaryants’ın istihbaratı doğruysa ABD İran harekatı hazırlıkları karşısında  Kafkasya’da bir savunma duvarı oluşturmaya çalışırken bu duvarın daha inşa edilmeden  çökme tehlikesi göstermesi olgusu karşısında Ankara-Tiflis-Bakü eksenini kullanmaktan vazgeçmek zorunda gibi görünüyor. Geçen yazılarımdan birinde Putin’in girişimiyle gerçekleşen Hazar’a kıyısı olan ülkelerin biraraya geldikleri Tahran zirvesi’nde alınan kararları anlatmıştım. Hem Bakü hem de Ankara kesinlikle ABD’nin İran harekatına karşı lojistik destek vermeyeceklerini kesin dille açıklamış durumdalar.
Gürcistan’da ise Şaakaşvili’nin koltuğu sallanıyor. Yani ABD  açısından Tiflis’i denetlemek daha da zorlaşıyor.
Böyle bir durumda Bush-Erdoğan görüşmesi Türkiye ile ABD ilişkilerindeki bozulmanın noktası olmasa bile noktalı virgülünü koyabilir diye düşünüyorum.
Washington’ın şu an görünen tek kaygusu, Ankara’nın İran harekatı sırasında ABD’nin askeri operasyonuna yönelik Tahran ve Moskova ile birlikte engelleme çabalarını gerçekleştirmemesi.
AKP hükümeti Batı’da ABD’de de giderek yalnızlığa itilirken Doğu’da kritik kapıların eşiğinden girmeye hazırlanıyor.

Yazarın Diğer Yazıları