Washington’un taşına, gözlerimin yaşına bak

A+A-
Savaş SÜZAL

Artık anlaşılan atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Bırakın Üsküdar’ı Ümraniye’den de ilerideler. Didik didik Atatürk devrimleri ve eserlerini yok ediyorlar, büyük bir intikam ve hırsla. Yolda bir üniversite öğretim üyesi ile sohbet etmiştik de yaptığı benzetme, Türkiye konusundaki tanımlama, çok hoşuma gitti sizlere aktarayım istedim.
Profesöre göre Mustafa Kemal, Türk halkı için Batı’nın, uygarlığın elbisesini giydirmek istemiş. Ancak bizim halka bu elbise bol gelmiş ve üzerine uymamış, işte bu yüzden üzerindeki elbiseyi dolduracağına her zaman olduğu şarklılığımız üstün gelmiş ve eski partal elbisesini giymiş. Hocaya göre bugün bu partal elbisenin kendisine çok yakıştığını düşünerek geziyormuş.
Neyse Ankara’daki saçma sapan tartışmaların anlamsız gürültüsü arasında birçok önemli nokta geçiştiriliyor. Mesela bu hafta Washington’da olanlar. BDP’liler ABD’de kendi sorunlarına çare olması için temaslardalar. Ama şu anda Obama yönetimi, beklentilerini Erdoğan hükümetinden dibine kadar hâlâ almadıkları için, Amerikan yönetiminden yüz bulmuşa benzemiyorlar. E, ne de olsa kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez derler ya.
Öncelikle Ahmet Türk, Washington’da federasyon ve öteki beklentilerini açıklamış bile. PKK içinde bırakın terörist demeyi özgürlük savaşçılarına yakın bir tanımlama yapmışlar. Ama yönetimden tembihli olan Kongre üyeleri de BDP heyetini kabul etmemiş. Yalnızca iki Kongre üyesinin yardımcısı ile konuşmuşlar. Çok merak ediyorum, yönetime yakın olduğunu ileri süren ABD’deki kankaları Henry Barkey ve Graham Fuller neden etkili olamamışlar acaba?..
Gene Washington’da bir zamanlar ABD başkentini ziyaret eden PKK temsilcilerine tercümanlık yapan Brookings Enstitüsü uzmanı Ömer Taşpınar tarafından sunumu yapılacak bir toplantıda konuşacaklar. Duyduğumuz kadarı ile Musevi lobisi ile de dirsek temasında bulunmuşlar; kokusu birkaç gün sonra çıkar ortaya. BDP heyeti daha sonra California’ya gidip San Fransisko’da temaslarda bulunacaklar. Bilin bakalım California’da kim var. Kani Gulam. Hani uzun süre Washington’da PKK temsilciliği görevi yapan American Kurdish Enformasyon Merkezi’ni kurup yıllarca Türkiye aleyhine lobi faaliyeti yapan kişi.
Amerika’ya gelişini önce basit bir öğrenci çabası sanmıştım. Ama şimdilerde işin bu kadar basit olmadığı, bu getirilişte bazı istihbarat örgütü görevlilerinin büyük katkısı olduğu konusunda giderek kuvvetlenen bilgiler var. Ne acıdır ki bu işte rol alan kişiler şu anda Türkiye’de. Kani’nin ağabeyi (o da Türk vatandaşlarının vergileri ile burslu okumuştu) bir uçak kazasında ölünce para, pul, her şey, arkadaşa kaldı. O zamanlar kravat bile takamayan, bugün ipek gömleklerle geziyor. İşte BDP heyeti onun yanına gidiyor. New York’ta da temaslar yapacaklarmış.
Tabii bu arada bizim boyalı basının görmediği veya daha doğrusu görmek istemediği bir başka nokta, Ali Babacan’ın Washington’daki açıklamaları. Başbakan Yardımcısı Babacan, Amerika ile daha derin bir ortaklık istediklerini söyledi. Atlantik Konseyi’nde konuşan Babacan ABD ile Türkiye’nin Orta Doğu’daki çıkar ve hedeflerinin aynı olduğunu söylemiş. Yani ABD ne kadar Müslüman ülkeyi karıştırmak istiyorsa Babacan da diyor ki biz iyi karıştırırız ve bizi Müslümanların üzerine salmaya devam edin, daha fazla görev verin.
Bu arada Ankara’da tam bir kayıkçı kavgası var. Başbakanı yardımcıları, araştırmadan üstün körü bilgilerle muhalefetin üzerine salıp duruyorlar. Son olarak, CHP’nin İzmir’de kapattığı söylenen camiyi de kapatanın Rum azınlık olduğu ve camiyi onarıp hizmete açanların da CHP olduğu ortaya çıktı. Normalde Batılı ülkelerde siyasiler yaptıkları bu tür hataların ardından çıkar ve özür dilerler. Ama bizde nerdee.
Beni en çok üzen ise 23 Nisan tiyatroları. Bu arada resepsiyonda, askerin başındaki kişinin Kılıçdaroğlu ile Başbakan arasındayken Erdoğan’a bakışı var ki yürek sızlatır, bu yüzden içine düştükleri duruma şaşmamak lazım. Yeni bir Hilmi Özkök’ümüz var. Yeni “hocam”  yani!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları