Westerwelle niçin geldi?

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Alman Dışişleri Bakanı, Alman Liberal Partisinin eski genel başkanı Guido Westerwelle 29-30 Haziran 2011 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etti. Basın bu ziyaretin Türk-Alman ilişkileri ve fantezi kısmını yansıttı. Oysaki ortada acil bir durum yokken Alman Dışişleri Bakanının iki gününü niçin Türkiye’ye ayırdığı ve bu ziyaretin arka planı atlandı. Bu ziyaretin asıl nedeni Almanya, Arap Baharının ABD-İngiliz ve Fransız Baharına dönüşmekte olduğunu gördü. Bu üçlünün yeni bir emperyalist-sömürgeci cephe oluşturduklarının farkına vardı, aynen 19. yüzyılda olduğu gibi bir sömürge paylaşımı yaşanmakta olduğunu ve Almanların yine bu oyunun dışında kalacağını fark etti. Libya’nın Amerikan-Fransız ve İngiliz kıskacına düşmesinin ardından sıranın Suriye’ye geldiğini gören Almanlar elini çabuk tutarak Türkiye-Rusya ve İran’ın desteklediği Esad rejimini demokratikleştirerek ayakta tutma çabasına destek vermeye gelmiştir. Aslında bu işbirliğinin Esad rejimini kurtarmayla bir ilgisi yoktur, amaçları Amerikan-İngiliz ve Fransız üçlüsünün Suriye’ye girmesini engellemektir.
Sarkosy’nin Libya politikası çok kabaca, hiçbir incelik taşımamaktadır. Emperyalist bir amaç taşıdığı açıkça görülmektedir ve bunu da saklama ihtiyacı hissetmemektedir. Fransa yeni politikasıyla belki Libya’nın zenginliğinin paylaşımından yararlanır ama Fransız-Arap ilişkilerini bozar. İngilizlerin Arap bölgesinde sicili temiz değil, Arap halkı ve eğitimli yurtsever Araplar İngilizlere hep şüpheyle ve antipatik olarak bakmıştır. Günümüzde İngiliz - Arap ilişkileri aslında Körfezin zengin Arap liderlerinin paralarının saklandığı ve çocuklarının eğitim aldığı bir ülkedir. Yani İngiliz Arap ülkeleri ilişkileri genelde İngiltere ile seçkin Arap yöneticileri ve Arap burjuvaları arasında bir ilişkiden söz etmek gerekir. Arap ülkelerindeki özgürlük hareketleri gerçek özgürlüğe dönüşürse bundan en fazla zarar görecek ülke İngiltere, Fransa ve ABD’dir.
Libya muhalefeti iktidara gelecek gözüküyor ama şimdiden İngiliz-Fransız ve ABD emperyalizmine teslim olmuştur. Hiçbir Arap ülkesi de sesini çıkartmıyor. Kaddafi diktatördür ama ülkesini hiçbir emperyalist ülkeye sömürtmemiştir. Petrol ve gaz zenginliği tamamen millidir. Türkiye’deki sözde dindar gazeteci ve yazarlar ABD-İngiliz emperyalizmine karşı olan geleneksel tavırlarını ne hikmetse göstermiyorlar. İktidarda Demirel veya Ecevit olsaydı ideolojilerine sahip çıktıklarını görürdük ama AKP iktidarında adeta dillerini yutmuşlar gibi.
Arap Baharı olayı, uluslar arası ilişkilerin ve Batılılar arasındaki dengenin yeniden oluşmasında  önemli bir faktör olabilir. Libya’daki Çin yatırımlarını bombalayarak önemli zararla birlikte göz dağı veren batılılar, Suriye’deki Rus ve Türk çıkarlarını da oyuna getirmişler, Suriye’yi de işgal planları Alman, Rus, İran ve Türkiye işbirliğine neden olmuştur. ABD-İngiliz ve Fransız işbirliğinin başarısız bir sonuç verdiğini ve yarattıkları karşı bloktan çok rahatsız oldukları muhakkaktır. Türkiye, Almanya, Rusya ve İran’a rağmen ABD-İngiliz ve Fransız üçlüsünün Suriye’ye girmesi imkansızdır. Belki de en kötüsü istemedikleri halde Türk-Alman-Rus aksı yaratacaklardır. Zira bu üçlünün Orta Doğu’da, hatta diğer bölgelerde daha fazla itibar görecekleri muhakkaktır. En azından bunların sicilleri diğerlerinden daha temizdir.
Almanya Birliğini yani bugünkü Almanya’yı 1871’de Otto von Bismarck, olağanüstü beceri ve gayreti ile sağladığında 19.yüzyılda paylaşılan sömürge devletlerinden payını alamadı, zira geç kalmıştı. Bu gün geç kalmak istememektedir. 1990 sonrası Balkan ülkelerinin paylaşılmasına karşı çıktı ve hepsini Avrupa Birliği üyesi yaparak sömürgeyi önledi. 2009’da Fransa’nın kendine özgü bir imtiyaz alanı yaratma girişimi olan Akdeniz Birliği fikrine Almanya şiddetle karşı çıkmış ve bu projenin ölü doğmasına neden olmuştur. Şimdi ise yine kendisini dışlayan benzer bir olaya karşı çıktığını görmekteyiz. ABD-İngiliz-Fransız üçlüsünün Almanya’yı dışlayarak yeni emperyalist planlar yapması zordur. Aksi takdirde Almanya, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ülkelerle işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktır.
Suriye olayı bunun bir göstergesidir. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları