WikiLeaks’in gölgeleri altında!

A+A-
Altemur KILIÇ

“Allahın sopası büyüktür” demiştim... “Kapıları dinleme, senin de kapını dinlerler” ve “İnsanlar sonunda, kendi kazdıkları çukura düşerler” derler! Şu sırada “WikiLeaks” sızıntılarıyla, bu sözler denk düşüyor. Kısacası, aylardır “kapıları” gözleyip dinleyen, masum insanları mağdur edenler, buna izin verenler ve yanaşmaları, kendi kazdıkları çukura düşüyorlar...
Bu “sızıntılardan” rahatsız olanların tepki ve yorumları ilginç. “Bunlar dedikodu, deli saçması” diyorlar... Eğer saçma olsalardı bu kadar büyük kıyamet kopar mıydı ve bazıları bu kadar rahatsız olur, alelacele savunmaya geçerler miydi? “Savunma” ne? Bizde de öteden beri uygulanan taktik; WikiLeaks yöneticisi, Avustralyalı Julian Assange, Interpol tarafından  “taciz suçundan kırmızı bültenle aranıyormuş”. Ona belgeler satan er Manning de eşcinselmiş...
“WikiLeaks bombası”, dünyada ve Türkiye’de bütün sorunları gölgede bıraktı, sorunlara başka ve gerçekçi boyutlar kazandırdı. Ülkemizi ilgilendiren alanlardaki,  “açıklamaların” Türk-ABD ilişkilerine başka bir veçhe ve realizm getirmesi kaçınılmaz. PKK, Güneydoğu konusunda da öyle!
Ama belki en önemlisi bu belgelerdeki bazı kayıtlar, “darbe ve balyoz” iddialarını, doğru yerlere oturtacaktır:
Mesela, AKP İktidarının Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tasavvurlarının, Türk ordusunun komutanlarının paranoyası değil de, gerçeklere dayandığı sabit olur ve TSK’nın da bu tehlikeyi sezdiği için, asli görevi olan TC’yi  “korumak-kollamak”, gereği bazı “ihtimal” planları yaptığı ve fakat uygulama safhasına geçmekten özenle kaçındığı anlaşılırsa ne olur?
Bu gerçekler, “Ergenekon” vb.. davalarda, kanıt teşkil eder, davaların seyrini değiştir mi? Bilemiyorum, ama en azından, ilahi adalete inananların tezini güçlendirir... 
Zamanında. Genelkurmay 2. Başkanı olan Orgeneral Ergin Saygun’un “darbe”  söylentileri hususunda Amerikalı generallere, “tankları indirmek gücümüz var, ama bunu yapmayız” demesi, komutanların, demokrasiye ve sivil otoriteye saygılarının, bir “özenin” ifadesi idi. Bu “aşırı özen, aşırı iyi niyet”, tarihçiler için eleştiri konusu olur!

 
Ve bugün 
Şimdi de yeni olaylar; örneğin üç değerli komutanın açığa alınmalarıyla, ordunun sabrı sınanmakta! Ancak Genelkurmay gene, sabır ve tevekkülle, bu konuda olayların gerçek seyrini madde madde, hatırlatmakla iktifa ediyor!
Cumhuriyete ve Türk ordusuna karşı tehditler -şartlar- oluştuğu halde,  muvazzaf komutanların, sabır göstermeleri acz değil, demokrasiye saygılarından ve “ordunun vesayeti”  safsatalarından bıktıklarındandır!
Ancak gerçek şu ki AKP iktidarı, sanki TSK’yı, PKK’dan fazla düşman sayıyor! Dünyada kendi ordusuyla böyle “savaşan”  başka hükümet var mı?
Bu mücadeleyi sürdüren hükümetin, söz konusu generallerin, “terörle mücadelede, sözde yeteneksizliklerinden”  dolayı açığa alındıkları iddiası bölücülere, yabancı düşmanlara umut vermez mi? Bu oyunun içinde, başka bir oyun var. Açığa alınan generallerin, yerlerini dolduracak, yüzlerce yetenekli genç subayın bulunduğu gerçektir, ama belli ki, bu sözlerin asıl amacı, şark kurnazlığıdır. Genç subaylara acilen terfi umutları vererek, seslerini kısmak için! Genç subayların da astsubayların da bu nifak oyunlarına düşeceklerini sanmıyorum.
Başka oyunlar, komplolar da tezgâhta, “alternatif ordu” ...Orduevlerini, askeri hastanelerini, TSK’nın elinden alıp, ranta ve spekülasyonlara açmak gibi!
Fakat asıl büyük “mega” proje; Başbakanın talimatıyla, Genelkurmayın, “Pentagon örneğine” göre düzenlenmesi... Üç ayrı kanaldan, başta bu konularda “iyi haber almakla” maruf, Taraf gazetesinden verilen bu haberi, Başbakanlık hemen yalanladı... Ama, “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” ; böylesi bir proje, öteden beri  “ateşe” konulmuştu, fakat anlaşılan, “kadayıfın”  altı, henüz kızarmamış! Hele bundan sonra, Başbakan ne derse desin, WikiLeaks sızıntıları yüzünden, zaman ve zemin hiç müsait değil. Projeler şimdilik - “işarı âhire”  kadar- buzdolabına veya derin dondurucuya konulur!
Bu yazıyı yazarken Başbakan Erdoğan’ın WikiLeaks konusundaki öfkeli ve muhalefete karşı, ağır ifadelerle konuşmasını dinledim... Erdoğan’ın hedefinin, aslında ABD olması gerekirdi ama “eşeğini dövemeyen semeri döver.” “Seçim malzemesi yapıyorlar” dedi ama kendisi de bunları inkâr etmeye başlamakla, “malzeme”  yapmaya başladı bile! Soru; eğer sızıntılarda orduyu ve CHP’yi MHP’yi ilgilendiren bilgiler, ağırlıkta olsaydı, kendileri bunları  “malzeme” yapmaz mıydı?  “Sükût ikrardan gelir” , ama böylesine acele ve öfke de,  “ikrardan” gelebiliyor...  “Yarası olanlar gocunuyor”  ve  “öfkeyle kalkanlar, zararla oturur”  !
Son söz: Dünya, “etme bulma dünyasıdır” !

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları