Ya benimsin, ya kara toprağın...

A+A-
Adnan İSLAMOĞULLARI

Ferdi Tayfur dinlemenin yan etkileri midir bunlar bilmiyorum fakat durum aynen böyle, "ya benimsin, ya kara toprağın..."

Keşke Ferdi Tayfur yerine bir Sezen Aksu dinleyicisi olsaydı en azından müzik adına, "Beni yak, kendini yak, her şeyi yak, bir kıvılcım yeter ben hazırım bak..."

Her şeyi yakmaya hazır bir ruh hâli ile elindeki kibriti sallıyor...

Zihin kontrolünü kaybetmiş, muhasebe melekeleri körelmiş, olanı biteni anlamak istemeyen ve olan biten her şeyi komplo teorilerle izah eden, âdeta sürekli takip edildiğini zanneden bir şizofren gibi paranoyalar üreten ve karşısında bir düşman varmışçasına yalınkılıç saldıran bu hâlet-i ruhiyenin mâkûl cümlelerle izahı artık mümkün değil...

Neron'un Roma'yı yakma sebepleri arasında bile mâkûl sebeplerden bahsederken tarihçiler, bizleri bugün bir tek mâkûl cümle kurmaktan âciz bırakıyor...

Hiçbir siyâsî diskur ile, hiçbir politik argüman ile, hiçbir etik endişe ile, hiçbir sosyolojik done ile, hiçbir felsefî hikmet ile yani hakikate çarpan hiçbir kavram ile ve aklî en ufak bir izah ile mevcut durumu tercüme edemiyoruz...

Kifâyetsiz birkaç muhterisin etrafını çevirdiği ve bir esir gibi...

Yolun sonuna geldiğini anlamıyor...

Genel Başkanlık vazifesini sosyal medya aracılığıyla deruhte ediyor...

Tehdit ediyor, hakâret ediyor, çelişkilerle dolu...

"1.000 (Bin) imza da getirseniz kongre yapmayacağız, mahkemeye gidin" diyor...

Mahkemeye mürâcaat ediliyor...

"Ülkücü hareketi mahkeme kapılarına düşürenler..." diye başlayarak hakâretler savuruyor, bunu yapan aynı kişi, aynı zihinden çıkıyor bu iki cümle...

"Bizim teslim edilecek partimiz yoktur..." diyor, hemen ardından "Yargı kararını beklemek MHP'nin temel ilkelerindendir" cümlesi dökülüyor aynı ağızdan... Herhalde ne dediğini hemen fark etmiş olmalı ki "Ve karar ne olursa olsun işte her şey asıl o zaman başlayacaktır" diyor...

Yargıtay kesin kararını verdiğinde başlayacak olan nedir?

Savaş mı ilan edecek, partiyi ateşe mi verecek?

Ankara'da polisin bütün tedbirlerine, genel merkezin bütün çağrılarına, havuz medyasının bütün manipülasyonlarına rağmen on binlerce ülkücü olağanüstü tüzük kurultayı için toplanıyor ve meydan "Bahçeli istifa" sesleriyle inliyor, "Hareketin engeli Devlet Bahçeli" sesleriyle çınlıyor...

Ülkücü irâde gerekli imza sayısının iki katıyla kurultay istiyor...

Yaşanan hukuk rezaletlerinin ardından kurultay toplanmasına imza vermeyen pek çok delege meydanda imza veriyor hâzirûn cetveline...

Fakat kendileri "ya benimsin, ya kara toprağın" diyor partisi için...

Oysa aylardır ve o gün Ankara'da meydanda söylenen şarkı tam tersini söylüyor:

"Arkanı dön ve çık, istenmiyorsun artık..."

Not 1: Genel Başkan adaylarından biri bir mutabakattan ve o mutâbakatın bozulduğundan bahsediyor, on binlerce ülkücünün kurultay çağrısıyla toplandığı ve ülkücü irâdeyi haykırdığı Ankara'da, alana birlikte girip birlikte çıkmak mutabakatından... Bu mutâbakat alanda ülkücülerle birlikte olmak mutâbakatıydı, alana girip selâm verip gitmek mutâbakatı değildi, iddia külliyen hakikat dışıdır.

 Not 2: Dün yaptığı grup konuşmasında 'eskiçağ' diyerek gazetemizi işâret ediyor Bilge(!). Evet kadîm zamanların yeni sesi Yeniçağ Gazetesi. Kadîm değerlerimizin savunucusu Yeniçağ Gazetesi. Kadîm ülkücülüğün müdâfii Yeniçağ Gazetesi. Ülkücü irâdenin sesi Yeniçağ Gazetesi. Sizi de seçen irâdenin taleplerinin sözcüsü Yeniçağ Gazetesi. Oslo'nun, Habur'un, açılım süreci denen ihânetin, âkiller denen ihânet müfrezelerinin karşısında bir vatan savunmasının siperi Yeniçağ Gazetesi. Sizin küçük iktidarınızın hık deyicisi değil, ama ülkücü irâdenin sesi Yeniçağ Gazetesi. Size havuz medyasıyla saadetler diler Yeniçağ Gazetesi...

  • Yorumlar 19
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları