Ya bu kanı durdurun ya millet durduracak

İsrafil K.KUMBASAR

Bölücü terör örgütünün güpegündüz 400 kişi ile sınırı geçip, 10 kilometre içerideki Aktütün Karakolu’na saldırıp 17 Mehmetçiği şehit etmesinin ardından başlayan tartışmalar şiddetlenerek devam ediyor.
AB uyum yasalarından cesaret alan hainler, yeniden ‘Kürt sorunu’ olarak tarif ettikleri meseleye, “acil ve kalıcı bir siyasi çözüm’ bulunması gerektiğinden bahsetmeye başladılar.
Bugüne kadar atılan ‘hamasi’ nutuklardan bıkan Türk milleti ise, ülkeyi idare edenlerden artık ‘etkin’ ve ‘kalıcı’ bir güvenlik paketinin tatbikata geçirilmesini bekliyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, önceki gün Ankara’da terörle mücadele ve uluslararası strateji konularında fikir üreten kuruluşlarda görev yapan uzmanlarla tam 6 saat süren bir toplantı düzenledi.
Terörle mücadelenin ‘askeri’, ‘psikolojik’, ‘siyasi’ ve ‘diplomatik’ boyutlarının masaya yatırıldığı toplantıya, TSK’ya karşı sert eleştirilerde bulunan uzmanların da katılması dikkat çekti.
‘Kuvvet komutanı’ saatlerce süren ‘çatışmadan’ habersiz TSK, ciddi bir ‘strateji değişikliğine’ gidecek mi, yakında hep birlikte göreceğiz.

* * *

Asıl işi ‘savaşmak’ olan asker, teröre karşı ‘çözüm’ yolları arıyor.
Peki, asıl işi ülke meseleleri için ‘çözüm’ üretmek olan hükümet ne yapıyor?
Aynı toplantının bir benzerinin, ‘daha kapsamlı’ bir şekilde hükümet tarafından düzenlenmesi gerekmez miydi?
Mesela ‘Başbakanlık’ makamında oturan zatın, ‘bütün siyasi parti genel başkanlarını’ ve hatta ‘sivil toplum örgütlerini’ de yanına alarak, terörle mücadele uzmanları ile bir masa etrafında, ‘yapılması’ gerekenler konusunda bilgi alışverişinde bulunması gerekmez miydi?
Ama o zat, ‘icraat’ yapmak yerine ne yazık ki sadece ‘mazeret’ üretiyor.
Neymiş efendim, ‘asker her ne istediyse vermişler’ de, ‘teknik konulara uyarlarmış’ da, ‘oraya buraya uyarı yapıyorlarmış’ da, ‘eğer açıklamalar uygulamaya geçmezse o zaman bazı yaptırımlara girme durumunda kalabilirler’ imiş.
Aktütün’de toprağa düşen 17 Mehmetçik de ‘yaptırımlara’ girmeleri için yetmedi mi?
Altınova ve Adana’da yaşanan olaylar, ‘yaklaşan tehlike’ hakkında bir ipucu vermiyor mu?
Daha neyi bekliyorlar?

* * *


Bugüne kadar, bir vatan evladı toprağa düştüğünde millet “Vatan sağ olsun” diyerek bağrına taş basıyor; olanları tevekkülle karşılıyordu.
Çünkü milletin yöneticilere ‘güveni’ vardı.
Ama artık millet, ciddi bir ‘güvensizlik’ problemi ile karşı karşıya.
Başta ‘Cumhurbaşkanlığı’, ‘Başbakanlık’, ‘Bakanlık’ makamlarında oturanlar olmak üzere, bütün devlet erkanı her görüldükleri yerde protesto ediliyor, yuhalanıyor.
Mesele ne “malî imkânsızlık” ile, ne “yetkimiz yok” sözleri ile, ne ‘teröre lanet okuma’ suretiyle, ne de başka mazeretlere sığınılarak, savsaklanacak türden bir mesele değildir.
Ne yapılacaksa bir an önce yapılmalıdır.
Millet, bir daha “Bölücü örgüt şunu yaptı”, “Saldırı emrini şu hain verdi”, “Silahlar şu ülke malı” türünden masallar dinlemek istemiyor.
Millet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarının başındakiler ‘ne’ yapıyor, onu ‘bilmek’ ve ‘görmek’ istiyor.
Bıçak geldi, ta kemiğe kadar dayandı.
Ya bu akan kanı durdurun.
Ya da millet durduracak.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş