Ya gergedanlaşmak ya da ‘teslim’ olmak!

İsrafil K.KUMBASAR

Yahudi kökenli yazar Eugene Ionesco, ‘Le Rhinoceros’ (Gergedan) isimli tiyatro eserinde, ‘değişim’, ‘dönüşüm’, ‘başkalaşım’ olarak lanse edilen süreçte, insanların nasıl ‘kendi benliklerinden’ koparılarak, ‘tek kalıba’ sokulduğunu çok çarpıcı bir dille anlatır.
Eser, Fransa’daki bir taşra kasabasında, telaşla cafeye dalan Bèrenger’in, şaşkın bakışlarla sorduğu şu soru ile başlar:
- “Sokakta bir gergedan geziyor, gördünüz mü?”
Cafedekiler, adamın hayal gördüğünü, olayı fazla abarttığını söylerler. Hatta “Medeni bir yerleşim yerinde gergedanın ne işi var” diye dalga geçerler.
Derken, ‘gergedan’ gördüklerini söyleyenlerin sayısı hızla çoğalmaya başlar.
Hatta sokak ortasında bir kedi, gergedanlar tarafından ezilerek öldürülür.
Ama ahali söylentilere bir türlü itibar
etmez:
- “Yok canım mümkün değil, öyle değildir.”
Oysa, gerçekten kasaba gergedanlar tarafından istila edilmeye başlamıştır.

***


Peki bu istila ne şekilde gerçekleşmektedir?
İnsanlar, önce sağda solda tek tük gördükleri gergedanların ‘cezbedici’ bir takım hareketlerinden ve tavırlarından etkilenmektedirler.
Ve bu insanlar, önce yavaştan ‘benzemeye’, sonra giderek ‘değişmeye’, ardından da artan bir hızla gergedana ‘dönüşmeye’ başlarlar.
Tabii bu dönüşüm sürecini ‘dehşet içerisinde’ izleyenler de vardır. Amma velakin zaman içerisinde bu kişiler de, “Değişime ayak uydurmak, çağdaşlığın bir gereğidir” diye söze girip gergedanların erdemlerinden dem vurmaya başlarlar.
Hem kendilerini, hem de başkalarını ikna edici bir tavırları vardır:
- “Geçen gün yanlarından geçiyordum, dokunmayınca hiç de zararlı
değiller.”
Bir gün, bir gergedan kasabadaki devlet dairesine dalar. İçeridekilerin can güvenlikleri tehlikededir. Madam Boeuf, derisi kalınlaşıp ses tonu değişen gergedanı hemen tanır. Ona ‘sevgi’ ile böğüren gergedan, kocasıdır.

***


Kasabanın yöneticisi Botard, başlangıçta hiç aldırmadığı olayın telaşı içerisindedir:
- “Ben biliyorum sorumluların kimler olduğunu. Beni aldatamazsınız. Hainleri açıklayacağım.”
Ama sonunda “Değişime ayak uydurmak, çoğunluğa uymak gerek” diyerek o da gergedanlaşmayı seçer.
Geride gergedanlaşmaya karşı direndiği için sürekli aşağılanan, hatta en yakın dostlarından bile baskı gören Bèrenger ile onu çok seven nişanlısı Daisy kalmıştır.
Günün birinde Daisy de katılıverir gergedanlaşanlar kervanına:
- “Belki hatalı olan biziz. Onlardan fışkıran şu müthiş enerjiye bak. Adeta birer tanrı gibiler. Bèrenger’i o kadar da sevmiyorum.”
Bir ara umudunu iyice kaybeden Bèrenger, çaresizlik içinde kurtuluş olarak gergedanlaşmayı bekler. Ama bir türlü beceremez.
Nihayet, tek başına da olsa direnmeye karar veren Bèrenger, perde inerken şöyle haykırır:
- “İnsanım ben, sonuna kadar da böyle kalacağım. Asla teslim olmayacağım.”  

***


Oyunun yazarı Eugene Ionesco, dünyanın sürüklenmekte olduğu yeni dönem ile ilgili endişelerini aynen şu cümlelerle izah eder:
- “Birdenbire ortaya çıkan bir düşüncenin bulaşıcı bir hastalık gibi yayılması. Yeni bir din, bir öğreti, bir fanatizm sürükleyiveriyor insanları. İnsanlar sizin düşüncelerinizi paylaşmıyorsa eğer, işte o zaman sanki canavarlar ile karşı karşıyaymışsınız demektir. Örneğin gergedanlarla. Gergedanların saflığı, aynı zamanda acımasızlığı var onlarda. Onlar gibi düşünmüyorsanız göz kırpmadan öldürebilirler sizleri.”

***


Siz siz olun, sabah her kalktığınızda bir kez daha aynaya bakın.
Yoksa siz hâlâ gergedanlaşamadınız mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş