Ya gidecek, ya da gidecek...

İsrafil K.KUMBASAR

Eş başkanlığını üstlendiği Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında başlatılan malum ‘Arap Baharı’ operasyonlarına yardım ve yataklık eden Sultan hazretleri, fırtınanın dönüp dolaşıp bir gün kendi sarayının da kapısına dayanacağını bilmiyor muydu?
Bir zamanlar, “Sokaktaki insanların sesine kulak verin, halkınız ile uzlaşın” diye esip gürleyen ekselansları, şimdi kendisi ‘aynı çağrılara’ muhatap olunca şaştı kaldı.
Önce ‘birkaç çapulcu’ diye olayın ciddiyetini kavrayamayan, ardından “Tencere tava, hepsi hava” diye dalga geçmeye çalışan hazret, nihayet ‘yumurtanın kapıya dayandığını’ anlamış olacak ki, ‘dış mihraklardan’, ‘yabancı ajanlardan’, ‘yerli işbirlikçilerden’ dem vurup avazı çıktığı kadar bağırıyor:
-“Faiz lobisi hükümete karşı harekete geçti. Bu faiz lobisi borsada spekülasyonlara giriyor. Bu milletin alın terini onlara yedirtmeyeceğiz.”
Yok ya, hani Erbakan Hoca seni ‘faiz lobisine hizmet etmek’ ile itham ederken, “Öyle bir lobi mi varmış” diye dalga geçiyordun.
Şimdi mi aklın başına geldi.
Geçmiş olsun sultanım.

 


***

 


Bugüne kadar ortaya çıkan her gerginliği ‘kendi lehine’ çevirmeyi başaran Sultan hazretleri, ‘Davos dönüşünü’ hatırlatan mizansen karşılama törenlerinin ardından, Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek mitingler ile direnişe katılan vatandaşlara ‘göz dağı’ vermeye hazırlanıyor.
Ona ‘mideden’ bağlı olanlar da, “Yaptığı birçok işe biz de karşıyız. Ama bu bir ortamda Tayyip Bey’e sahip çıkmak milli bir görevdir” diye akıllarınca ‘milli duyarlılığa sahip’ insanları gaza getirmeye çalışıyor.
Güvenlik güçlerinin boca ettiği onca gazın ardından, memlekette artık bu türden gazları ciğerlerine çekebilecek bir ‘koyun’ kaldı mı bilemiyoruz.
Tabiatın ‘siyaset’ ile ilgili değişmez kanunlarından biridir:
Nasıl geldi isen, aynen öyle de gidersin.
Bir zamanlar, iktidar koltuğuna oturabilmek için Washington kapılarında ‘icazet’, Brüksel kapılarında ‘şefaat’ arayanların, ‘son kullanma tarihleri’ geçtiği için kağıt gibi buruşturulup ‘deliğe süpürüleceklerini’ anlayınca milletten ‘medet’ ummaya kalkışmaları artık pek inandırıcı gelmiyor.

 


***

 


‘İleri demokrasi’ adı altında dayatılan ‘post-modern saltanat’ düzeninde ezilen, hor görülen, dışlanan, gelecekleri karartılan, ‘kimlikleri’ ile oynanarak başkalaştırılmak istenen vatandaşlar, oy verdikleri partilerin de aslında ‘sistemin bir parçası’ haline geldiğini anlayınca, meydanlara inip ‘anayasal haklarını’ kullanmaya başladılar.
Otoriter iktidarları alaşağı eden hareketler, ‘dört aşamalı’ bir süreçten oluşuyor.
1. aşamada, iş başındaki iktidarlar, ‘demokratik tepkilerini’ ortaya koymak için sokağa inen vatandaşları ‘görmezden gelmeye’, ‘yok saymaya’ çalışıyor.
2. aşamada, her geçen gün daha da ‘politize’ olan ve ‘örgütlenmeye’ başlayan vatandaşlara “Gelin görüşelim, taleplerinizi karşılayalım” çağrıları yapıyor.
3. aşamada, artık ‘iş işten geçtiğini’ fark edince ‘varlıklarını’ devam ettirebilmek için son çare olarak ‘kuvvet kullanmayı’ devreye sokuyor.
4. aşamada, ‘vatandaşın üzerine’ sürülen güvenlik güçleri ‘vatandaşın yanında’ yer alınca mecburen ‘kaçacak delik’ aramaya başlıyorlar.

 


***

 


‘Cin’ şişeden çıkmış...
Sultan hazretleri için artık ‘çıkış’ yolu kalmadı; ya gidecek, ya da gidecek.
Ama bu gidişin, rahmetlinin deyimi ile ‘kanlı’ mı yoksa ’kansız’mı olacağına yapacağı seçim ile ’kendisi’ karar verecek.
Peki, onun yerini yine programı ‘okyanus ötesinde’ yazılan bir başka oluşum mu dolduracak, yoksa ‘yerli’ ve ‘milli’ bir iktidar mı kurulacak?
Buna da ‘millet’ karar verecek.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş