Yabancılara kızmayalım, kendimize bakalım

A+A-
Mustafa ERKAL

Ortaya çıkan gelişmeler tek taraflı tavizlerle yürütülmeye çalışılan Ermeni açılımının istenen sonuçları vermediğini ortaya çıkarmıştır. Tek taraflı barış ve istikrar sağlanamaz. Ermeni tarafı, dış desteklerle de   tezlerinden vazgeçmemiş, hatta Türkiye’nin tavizkâr tutumunu görünce  daha da katılaşmıştır. Diasporanın elinden açılımlar yoluyla Ermenistan’ı alabileceklerini ve etkileyebileceklerini sananlar yine yanılmışlardır. Yanlış yapa yapa, yanıla yanıla bir türlü doğruyu bulamayanlar ülke yönetimine de layık olamazlar.
ABD Temsilciler Meclisinin Dış İlişkiler Komisyonunun Ermeni Tasarısını  kabul etmesi, Yunanistan’ın Osmanlı’dan kurtuluş töreninde Obama’nın yaptığı konuşma ve tavır, uyanmayanları uyandırmalıdır. Türkiye’ye değişik müdahale zemini yaratılmaya çalışılmaktadır. Eski Başkan Bush’un haçlı seferi şeklindeki yaklaşımı devam etmektedir. Dünya değişmiştir. Milli çıkarlar da ona göre şekil almaktadır. Aslında tartışılması gereken  “stratejik müttefiklik”  buharlaşıp uçmuştur. ABD pazarlık gücünü arttırmak ve tavizler alabilmek için Kürtçülük ve dini azınlıklar ile Ermeni kozunu oynamaktadır. Yılmaz Özdil’in dediği gibi,  “oylamada 23-22 yenildik ama ezilmedik” !
Amerikalıları niye yadırgıyoruz. Ülkede siyaset yaptığını, Türkiye’yi açılım maceralarıyla demokratikleştireceğini ve ülkenin itibarını arttıracağını zanneden bazı yöneticilerimiz, Amerikalıları bile geride bırakmışlardır. Farklı etnik kimlikte olanların ülkeden kovulduğunu, faşizan bir yaklaşımla bunların ezildiğini, Mayın Temizleme Kanunu gündemdeyken belirten, maalesef bu ülkenin Başbakanıydı. Bazıları geçmişimizle yüzleşmemiz gerektiğini ifade ederek Devlet düşmanlığını bir demokrasi gösterisine dönüştürmüştür. Devletin kuruluş felsefesiyle değişik şekillerde kavgalı olan bir siyasi iktidar, ancak dış mihraklarca başarılı addedilebilir.
Devletin Ermenilerden özür dilemesi konusunu ortaya atanların arasında maalesef üst bürokraside yer alanlar da vardı. İktidar, soykırımı tasvip edenleri mükafatlandırdı. İktidarın Milli Eğitim eski Bakanı, 2009 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonunda konuşurken, ülkede ırkçılığın ve asimilasyonun olduğunu, tanımamazlık inkarının bulunduğunu ve Türkiye’de çok sayıda ırkın mevcut olduğunu ileri sürmüştür. Herhalde, bu iddiada bulunduğuna göre, bu konuda tek araştırma ve başvuru kaynağının da kendisi olması gerekir.
Her şey dahil, istihbaratın bile özelleştirilmeye gayret edildiği, MGK dahil devlet kurumlarına karşı alternatif ve rakip kurumlar yaratılmaya çalışıldığı, MİT’in bile devre dışı bırakıldığı ortamda, darbe maceraları dış kaynaklı bazı sözde yerli basından ve dış çevrelerden öğrenilebilmektedir.
2007 yılında 35 ABD’li istihbaratçının Türkiye’ye girdiği ve faaliyet gösterdiği iddiaları ortada dolaşmaktadır. Aslında onlara gerek bile yok. İhtiyaçtan fazla yerli işbirlikçiler var. Eskiden bunlar utanır, kendilerini saklardı. Şimdi ise, tam tersi oluyor. Biz yıllardır kendi kurumlarımızı hedef tahtası yaptık, devre dışı bıraktık, bunların yerini başkaları doldurdu. Şimdiki hedef ise, “darbeler tarihi” ni gerekçe göstererek TSK olmaktadır. Ankara’da askere ait mühimmat taşıyan sivil bir kamyonun polisçe takibi ve konunun hemen TRT’de deşifre edilmesi hem çok çirkin, hem gülünç ve hem de çok düşündürücü bir örnek olmuştur. Acaba bu ihbar da yurt dışından mı gelmiştir? Sınırlarımızın korunmasını bile asker dışında özel güvenliğe emanet etmeye kalktık. Dostlarımızın hazırladığı senaryolar ve Türkiye ile savaş oyunları el değiştirerek TSK’nın üstüne yıkılıyor. Sayın Mesut Yılmaz’ın dediği gibi, darbeleri ABD yaptırıyor ise, yeni darbeler ABD’ye karşı niye yapılsın ki?
Siyasi niteliği olmayan, kendini savunamayan kurumların karalanması karşısında siyasiler susuyor. Bazen de tam tersi karalamaya ortak oluyorlar. Demokrasinin temeli ve altyapısı milli ve üniter devlet ve milli mutabakatlardır. Gerisi havada şato kurmaya benzer. Devletin yıpratıldığı, çatının çökertildiği bir yerde demokrasi de kalmaz. Çöken bir binaya hangi renkte badana yaptırılacağı tartışılabilir mi? Asıl yapılması gereken, rövanş almayı, siyasi hırs ve hırçınlığı bir tarafa bırakıp milli değer ve çıkarlarda dış yörüngelerin dışına çıkarak iktidar ve muhalefetiyle uzlaşabilmektir.  Osmanlı’nın son dönemlerini yaşamak hiç istemiyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları