Yağmalama canımı sıktı!

Afrin'de yağma görüntüleri çok can sıkıcı.

Afrin'i önce PKK/PYD'nin çapulcuları soydu. ABD'nin ve Rusya'nın öncülüğünde kendilerine alan açan PKK/PYD çapulcuları, hangi mekâna girdilerse çalıp götürdüler. İnsanları bizar ettiler. PKK'dan kaçanlar bu soygunları bir bir anlattı. Askerimizin elinde daha bilmediğimiz ne bilgiler vardır.

Şimdi Afrin'de Türk askerleriyle birlikte harekâta katılan ÖSO'nun adamları maalesef, Afrin'de soyguna giriştiler. Halktan birini durdurup altındaki motosikleti bile almaya kalktılar.

Üzücü, çok üzücü...

Bu maceracılar çok azdır. Önüne geçmek de öyle kolay değil. Soygunculara mutlaka sert müeyyideler uygulanmalıdır.

Batılılar, Afrin'e yıkmadan girmemizi görmüyor, ÖSO içindeki azlık bir grubun soygunu dünyanın gözüne sokuyor.

Ordumuz hemen yetti, yolları tuttu. Malların kaçırılmasına izin vermedi.

Soygunları sadece ÖSO'nun çapulcu grubuna yükleyemeyiz. PKK'lılar kaçarken, ne götürebildilerse almışlardır. Çevreden gelen hırsızlar da boş durmamışlardır.

Biz bu topraklarda halkı kazanmalıyız. Tutunabilmemiz; ancak, halkın bizi tercih etmesine, bizi "kurtarıcı" görmesine bağlıdır.

Nihaî olarak masaya oturduğumuzda, karşımızdakilere: "Halk bizi istiyor. İsterseniz plebisit yapın." diyebilmeliyiz.

Bundan böyle bir bütün hâlinde Suriye'den bahsedemeyiz. Sırtını Moskova'ya, Tahran'a ve hatta Lübnan Hizbullah'ına dayayan bir Şam Hükûmeti'nin ülkenin bütününe hâkim olabileceğini aklınız alıyor mu? Öyle saldırdılar ki, taş taş üstünde bırakmadılar. Çok kan akıttılar. Binlerce çocuğu, binlerce kadını, binlerce yaşlı insanı katlettiler. Milyonlarca insanı toprağından göçerttiler. Ve sen çıkıp bunların yakınlarıyla mutlu, huzurlu bir bütünlük sağlayacaksın! Geçmiş olsun! En fazla "Lazkiye Devleti" kurarsın!

Afrin'de, bir teyzenin üstelik Türkçe, "İyi ki geldiniz. Siz kalın!" mealinde konuşmasını ekranda görmüşsünüzdür. Bu talepleri çoğaltmalıyız.

Öncelikle, yerli halkla beraber idarî bir sistem kurmalıyız ve düzenli ordu teşkili için çalışmaları hızlandırmalıyız.

Bir şey daha; o yörede aşiret sistemi güçlü ve herkes aşiretiyle birlikte hareket ediyor. Aşiret yapısını kıracak bir yol takip edilmelidir. Ne zaman gruplaşılırsa o zaman ikilik çıkar, o zaman iç çatışma çıkar. Biz bu köşede, cemaat-tarikat yapılanmaları üzerine sık yazdık. Her cemaat, her tarikat bir yeni "din" demektir. Her aşiret de kendi başına bir yeni "devlet" demektir. İslâmın gelişi, aşiret hegemonyasını kırmıştır. (Şu da bir gerçek ki, aşiret yapısıyla İslâm güç kazanmıştır. Bu hâli İbn Haldun'un yazdıklarından hareketle birkaç defa burada zikrettik. Hz. Peygamber nihaî olarak, "Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü mevzubahis olamaz." demiş, evrensel mesajını bizlere iletmiştir.)

İstiklâl Harbimizde eğer Çerkez Ethem ve benzerlerini düzenli ordu içine alma çabamız olmasaydı, ülkemizin ne hâle geleceğini tasavvur bile edemiyorum.

Son söz: Kendimizi sevdirmeliyiz ve ora halkının bizsiz yapamayacaklarını idrak ettirmeliyiz.

218902.jpg

Yazarın Diğer Yazıları