Yahudi düşmanlığı

A+A-
Altemur KILIÇ

Yeniçağ okuyucularımın hassasiyetlerini bilirim. Ama kendinden emin olduğum, “Sabetayist-dönme” filan olmadığım için, bu konuda kompleksim yok ve “Yahudi düşmanlığı” konusundaki düşüncelerimi, bazı okuyucularımın tepkisini çekmek pahasına, açıkça yazmak durumundayım.
Baştan söyleyeyim; ben “anti-semitist” değilim -daha doğrusu, Türkiye kapsamında Türkiye’nin, tarihi, güncel koşullarında, Yahudi düşmanı -anti-semitist- değilim. Asırlardır, dünyada diasporada -anayurtlarından kopuk- yaşamış Musevilerin nihayet, “vaat edilmiş topraklara” kavuşmaları haklarıydı. Nitekim bu nedenledir ki, TC, İsrail Devleti’ni tanıyan ilk devletlerden biri olmuştu.

İsrail devleti
Bunları söylerken hemen eklemeliyim. Bundan sonra, İsrail devleti, sanki asırlarca bütün dünyada ve özellikle Nazi Almanyası’nda Hitler’in gerçek “soykırımının” hıncını alırcasına, bütün dünyada ve Türkiye’de, Yahudi düşmanlığının azmasına çanak tutmuştur! Yahudi imajı değişmiş, “çizmeli” Alman SS askeri olmuştur! Buna karşılık topraklarını Musevilere satan Araplar, İsrail’in cüretkârlığına karşı birleşememişlerdir! Ve bugün de birlik değiller. Gazze olayından sonra mazlum Filistinlileri savunmak, Türklere düşmüştür.
Ama diğer taraftan Araplar-Arap devletleri hiçbir hayati konumuzda -mesela Kıbrıs davasında- bize destek vermediler! Acı bir hakikati de tekrarlamak zorundayım: Maalesef Mossad, PKK’ya yardımcı olmuştur, İsrail’in çıkarları için!

Ayırmalı
Bu gerçekleri, Türkiye’deki “Yahudi gerçeğinden” ayırmak gerekiyor. Özetle; İsrail devleti ve “Siyonizm” başka, Türkiye Musevileri başka! Türkiye Musevilerinin de, İsrail’in hareketlerini, hele Gazze’de yaptıklarını tasvip etmedikleri de muhakkak! Bunun için de, İsrail’in, Filistin’de, Hamas terör örgütüne karşı  “meşru savunmayı”  aşan acımasız güç kullanımının Türkiye’de Yahudi düşmanlığını tahrik etmesinden, 1955 yılındaki 6/7 Eylül gibi olayları tahrik etmesinden endişe ederim!  

Kaldı ki, Türkiye Musevileri, başka azınlıklardan, gruplardan çok farklı olarak, Türkiye’ye asla ihanet etmemişlerdir. Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya mali destek vermişler ve hatta “azınlık” sayılmayı da kabul etmemişlerdir. Kısacası, 500 yıl önce, 1492’de, İspanya Engizisyonu’ndan kaçan Musevilerin, ülkemize sığınmalarına Osmanlı Padişahı’nın müsaade ettiğini ve bu ülkede gördükleri hoşgörüyü unutmamışlardır. “500. Yıl Vakfı” bu anlayışla kurulmuş ve Jak Kamhi, İshak Alaton ve öldürülen Üzeyir Garih, Amerika ve dünyadaki “Musevi lobilerinin” “Ermeni soykırım tasarılarına” karşı çıkmalarına, önayak olmuşlardır. Ve Kamhi’nin dediği gibi, “Türkiye’ye vefa borçlarını” ödemeye, beş yüz küsur yıl önce, Musevilere gösterilen sığınma hoşgörüsüne mukabele etmeye çalışmaktadırlar.

Benim bildiklerim
Türk Musevilerinin Türkiye’ye sadakati konusunda, benim de bazı bildiklerim var... Mesela mütareke yıllarında Beyoğlu’nda, Polis Başkomiseri Musevi asıllı Samuel Efendi’nin (Sanayici Neyir’in babası), o zaman orada “Kanun” (İnzibat) subaylığı yapan babamla birlikte Rum eşkıyası Hrisantos gibilerle mücadelesini ve Anadolu’ya silah kaçıran “Karakol” teşkilatına yardımlarını! Ve Atatürk öldüğü sabah okulda kahvaltıda, Musevi sınıf arkadaşımız Pepo Parali’nin, “Babamız öldü” diye içtenlikle çığlık atmasını!
Türkiye’den İsrail’e göç eden Museviler de, Türkiye’ye bağlılıklarını unutmamışlardır. Duvarlarında, Türk bayrakları ve Atatürk resimleri vardır.
Ben İsrail’in, İsrail ordusunun yaptıklarını asla tasvip etmemekle beraber, işte bu nedenlerle “Yahudi düşmanı” değilim... Tıpkı, bu vatana bağlı, Türklüğü benimsemiş, Kürt, Arap vb. vatandaşlarıma da düşman olmadığım gibi! Düsturu “Ne mutlu Türk’üm diyene” olan, Atatürk Milliyetçiliği de  “Yahudi düşmanı”  değildir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları