Yahya Kemal ve Türkçe...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Bugün Yahya Kemal’in ölüm yıldönümü... 1 Kasım 1958’de kaybettiğimiz büyük şairin 50. ölüm yıldönümü dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı 2008’i Yahya Kemal Yılı ilan etmişti. Yıl boyunca devam eden Yahya Kemal’i anma etkinlikleri sanırım kasım ayının ilk günlerinde daha da yoğunlaşacaktır.
Yahya Kemal şüphesiz ki büyük bir şairdir. Çünkü o, “Yeryüzünde yegâne ihtirasım, milletimin lisanında, istediğim gibi, birkaç manzume vücuda getirmektir” diyebilen ender şahsiyetlerden biridir. Ancak, ne zaman onun adı anılsa benim ilk aklıma gelen şairimizin şu sözü oluyor: “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.”
Nâbî ne güzel söylemiş: “Sözde darb-ı mesel îrâdına söz yok ammâ //Söz odur senden kala bir darb-ı  mesel.” Atasözünün Türkçedeki yeri çok önemlidir, âmennâ... Ama -Nâbî’nin dediği gibi- esas olan sizden geriye bir atasözünün kalmış olmasıdır. Kim bilir, belki de Yahya Kemal’i büyük üstat yapan onun atasözü niteliğindeki beyit ve vecizeleridir.
Dilerseniz Yahya Kemal’in Türkçeye dair söz konusu ettiğimiz vecizesinin geçtiği satırları birlikte okuyalım:
“Vatan fikri bizde daima vardı; fakat Namık Kemal’in, bu fikri kalbimizde yeni bir nefesle uyandırdığı günden beri daha uyanığız. Onun vatan fikrini uyandırdığı gibi, bir diğer Türk şairi çıkıp da lisan fikrinin kutsîliğini uyandırsaydı, bize gösterseydi ki bizi ezelden ebede kadar bir millet halinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar; Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın kendi gövde ve rûhu Türkçedir.” (Yahya Kemal: Edebiyata Dâir, İst. 1971, s. 83)
Evet, vatanın rûhu Türkçedir. Ve nerede o rûh varsa orası vatandır. Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya’da nice toprak parçası var ki bugün bizim fizikî hudutlarımız dışında kalmıştır. Ama oraları gidip geziniz, nerede Türkçe konuşan varsa orasını vatanınız, etrafınızdakileri de kardeşleriniz olarak göreceksiniz. Bu halet-i rûhiyeyi bizzat yaşayanlar eminim Yahya Kemal’in “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır” sözünü çok daha iyi anlayacaklardır.
Yazımızın başında Yahya Kemal’in büyük bir şair olduğunu söylemiştik. Bu büyük şairden ilk anda hatırlayabileceğim bir şiir ne olabilir acaba, diye hafızamı yokladığımda şu beytin zihnimde canlandığını gördüm:
“Ölenler öldü, kalanlarla mustarip kaldık, // Vatanda hor görülen bir cemâatiz  artık.” Bu beyti, gençliğimizde heyecanla takip ederek yayımlandıkça alıp okuduğumuz “1000 Temel Eser” serisinden Yahya Kemal’in “Eğil Dağlar” adlı eserini tanıtan Nihad Sami Banarlı’nın, söz konusu kitaba yazdığı takdim yazısında görüp ezberlemiştik. Beytin devamında şair şöyle diyordu:
“Kalanlar, ortada, genç, ihtiyar, kadın, erkek // Harâb olup yaşıyor tâl’in azâbıyla,// Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyla.” Burada sözü edilen düşman, mütareke yıllarında vatanımızı işgal eden Îtilaf Devletleri’nin güçleriydi. Yani Yahya Kemal vatanda haricî düşmanları seyretmekten mustaripti. Ne garip bir tecellidir ki bugün bizler vatanda hem dış düşmanları hem de iç düşmanları görmekten mustaribiz.
Sözün özü; Yahya Kemal: “Bu dil ağzımda annemin sütüdür” dediği güzel Türkçesini özellikle 20. yüzyılın ilk yarısında acımasızca tasfiye edilmeye çalışılan millî rûhun emrine vererek şiir ve nesirleriyle kültürel değerlerimizi korumaya çalışmış ve bu mesaisinde de büyük ölçüde başarılı olmuştur. Vefatının 50. yıldönümünde Yahya Kemal’i rahmetle anıyoruz. Ruhu şâd olsun... 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları