Yakın plan; Nusaybin gerçeği...

A+A-
Ahmet TAKAN

Nusaybin... Meskûn mahal operasyonlarının devam ettiği en sıkıntılı noktaların başında geliyor. Çok şehit veriyoruz. Acılarımız çok büyük. Fakat gerçeklerin de üstü kapatılacak gibi değil. İktidarın geçmişten kaynaklanan ihanet derecesindeki hatalarının üstünü kapatmak için kopardığı asker ve polisimizin moralini büyük ölçüde bozan "paralel" cayırtıları artık gına getirdi.

"Nusaybin özel" dosyasını bugün ve yarın açıp, bölgedeki kahramanlarımızın da morallerini bozmamaya azami ölçüde dikkat ederek sizlere bilinmesi gereken gerçekleri aktarmaya çalışacağız.

İlk olarak; Nusaybin'de 14 Mart'ta başlayan büyük operasyon öncesinde, "İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün kaç defa operasyon yapmak için izin istediğini ve bunların niye kesintiye uğratıldığını" anlamsız şekilde çok kısa süreli uygulanan sokağa çıkma yasakları ile birlikte soralım. Çünkü; Cizre, Silopi ve Sur'un ardına, "tamamlanan" operasyonların ardından ilçeye giren güvenlik güçleri gördüler ki; terör örgütü yaşadığı büyük kayıplar sonrasında tecrübesini(!) Nusaybin'e aktarmış. Açılan hendeklerin derinliği ve genişliği, kurulan barikatların büyüklüğü ve yapısı, tuzaklanan el yapımı patlayıcıların çeşitliliği gösterdi ki 3-4 noktada temizlik sürerken kahpeler Nusaybin'de müthiş bir yığınak yapmış.

Daha da açık hale getirelim;

Nusaybin'de, Abdülkadirpaşa, Fırat, Dicle ve Yenişehir mahalleleri tamamen örgütün elindeydi. Terör örgütü, halkın terk ettiği evleri, hastane, karakol, silah deposu ve barınak haline getirdi. Bombalı tuzaklar iyice güçlendirildi. Büyük operasyon başlatılmadan önce devletin ilçedeki alan hakimiyeti tamamen kaybedilmişti. İl çapında yapılması gereken güvenlik toplantılarında büyük ölçüde aksamalar yaşanıyordu. Bazı yetkililerin talepleri ve önerilerinin hiç dinlenmediğine ilişkin tepkiler Ankara'ya kadar ulaşıyordu. İstihbarat raporlarına duyarsız kalınıyor günü kurtarmaya yönelik tedbirlerle idare ediliyordu.

Ve sorular;

1- Nusaybin'de Emniyet İstihbaratın kaç elemanı var(dı)? PKK'ya bakan kaç eleman var? Kaç tanesi Kürtçe dil biliyor?

2- Haber elemanları neden haber getirmiyor? Neden taraf değiştiriyorlar?

3- Mardin'de patlamalar olurken neden önleme yapılmadı?

4- Emniyet istihbarat yetkilileri konularına ne kadar hâkim?

5- Vali, neden Nusaybin'de bazı operasyonlara zamanında izin vermedi?

6- 3 ay önce örgütün hâkim olduğu alan ne kadardı? Bu süre geçtikten sonra örgüt ilçenin ne kadarında hâkimiyet kurdu?

7- Nusaybin'e neden tecrübesiz ve birikimi olmayan kadrolar atandı?

8- Nusaybin'de ilçenin arka tarafı sınır ve örgüte lojistik buradaki tünellerden gelmeye devam ediyor. Bunu nasıl kesmeyi düşünüyorsunuz? Zamanında neden kesmediniz?

 9- Nusaybin'de 150 ton civarında yerleri hâlâ net olmayan patlayıcı olduğu söyleniyor. Bunlar buraya gelirken yetkililer ne yapıyorlardı?

10- 2014 yılında Nusaybin Dağiçi ve Eskihisar köyleri yakınlarında bulunan kırsal alanda terör örgütü sözde şehitlik kurdu mu? Kuruldu ise izin alındı mı, izin kimden alındı? 2013 ve 2014 yılı haziran ayında örgüte muzahir kitle burada festival adında etkinlik yaptı mı? Etkinliğe kim izin verdi? Etkinlikte kaç genç kaldırılarak terör örgütüne katıldı? Bu bölgede Mardin Büyükşehir Belediyesi çalışma yaptı mı? Yaptı ise hangi amaçla yaptı? Yaptığı çalışma kanuna uygun mu?

Nusaybin'de Haziran seçimleri sonrası tansiyon hiç düşmeden sürekli yükseldi. Örgüt, korsan gösterilerde kullandığı molotof, havayi fişek ve küçük çapta olan demir talaşı ile parça tesirli hale getirilmiş el yapımı bombalardan, uzun namlulu, uçaksavar mermisi atan zırh delici keskin nişancı silahlarına, roketatarlara ve tonlarca patlayıcı ile güçlendirilmiş her yere tuzaklanan patlayıcılara kadar yükseltti kullandığı silahları...

Sonra, örgüt adeta Nusaybin polisi ile oyun oynar gibi köprüleri patlatıyordu. Motosiklete tuzaklıyordu EYP'leri. Sonra, araçları bomba yükleyip bıraktılar en işlek caddeye ve ardından tandırları keşfettiler. Ve o tandırlardan birine tuzaklanan bomba ile üç kahramanımız toprağa verildi. Nusaybin'in süreçteki ilk şehitleriydi onlar. Keşke sonuncuları da olsaydılar. Artık, güvenlik güçleri, güvenip bindikleri zırhlı araçların eleğe dönebileceğini, delik deşik olabileceğini görmüştü. Ne hikmetse, bütün mahallenin bildiğini istihbarat birimi bilmiyordu. Sonra, ilçede Jammer dönemi başladı. Hiçbir ekip Jammer cihazı olmadan bir yerden bir yere intikal etmez oldu. Türkiye'nin her yerinden benzer saldırı haberleri polislerin iyice moralini bozmuştu. (Arkası yarın...)

Yazarın Diğer Yazıları