Yalan mı büyük, yalancı mı?

Savaş SÜZAL

Ülkede ciddi sayılması gereken her şey çivisinden çıkmış. Sanki yabancı bir gezegende, hiç tanımadığım uzaylılar arasındayım. Bunlar yalnızca
izlenimlerim.
Biliyor musunuz, bazı özelliklerimizin farkına yeni varmaya başladım. Bende de bir şeyler ters. Bu aralar hep soruyorum, “Acaba hep mi böyleydik, ben fark etmedim, yoksa ülkeden ayrıldıktan sonra, bıraktıkları yerde otladım kaldım da mı, koptum” diye. Belki de her ikisi.
Mesela yalan önemli bir meziyet haline gelmiş. İlk kez yalanı ve yalancıyı ne kadar sevip bağrımıza bastığımızı fark ettim. Ama literatüre bakarsanız, ne yalan söyleriz, ne de yalancıyı severiz. Dinimizde bile yalan yasak. Her an, herkes, olur olmaz, lüzumlu lüzumsuz, her şey üzerine yalan söylüyor. İmam cemaate, cemaat imama. Karı kocaya, koca karıya. Baba oğula, oğul babaya. Anne komşulara, komşular anneye. Yetkili, yetkisize, yetkisiz yetkiliye. Siyasetçi halka, halk siyasetçiye. Asker sivile, sivil askere. Futbolcu yüksek transfer ücreti aldığı takımın taraftarına. Rekorsa basında, her on günde bir kansere çare buluyor.
Herkes birini tanımakla övünüyor. Gittiği doktor, pratisyen hekim olsa bile anlatılırken hocaya, profesöre dönüşüyor. İş yaptırırken, o kurumun başına efeleniyor, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” diye. İşsiz ve okulu zar zor bitiren çocuklarımız birer dahi. Öteki ülkelerin eğitim sistemini beğenmiyoruz ama çocuklarımızı hep dışarıda okutma hayalleri kuruyoruz. Kızlarımızı kimler istemeye gelmiyor ki. Sohbetlerde, önünde takla atılan bakanların nasıl azarlandığı anlatılıyor. Salla gitsin.
Ülkenin sırları, geleceği ve dostlukları da yalan üzerine. Bir bakana, asker suikast düzenledi diye ülkenin kripto odalarına girilerek, en gizli sırları ortaya dökülüyor. Suikastçılar garson ve aşçı çıkmış ama soran yok, “kardeş senin suikast işi ne oldu” diye. “Ben teröristle masaya oturmam, oturan şerefsizdir” diyenler adına Avrupa’da bir yerlerde barış pazarlıkları yapıldığı anlaşılır. Başlar sıkıştıkça her hafta bir yere köprü, öteki noktaya deniz
getirilir.
Bizim liderler kime, canım ciğerim, birlikte pikniğe gidip, karpuz kesip bir mangal yapalım dese, daha sonra mangalda sucuk yerine kelle kızartılır. Kimsenin iç işine karışmam deniyorsa o iç iş, orta malı olmuştur. Bizi herkes sever, akşama bize gelecek diyorlarsa, evden gene dedenin bir eşyası, arsası satışa çıktı demektir. Askerimizin uçağı yok olunca, düştü mü, düşürüldü mü, büyü mü yapıldı bilinmez. Hoş soran merak eden de pek yok ya, unutuldu gitti.
Her gün yavrularımızı teröre ve katillere kurban verirken “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye bağırırız. Oysa şehitlerin sayısı 50 bini geçmiş, vatan ise lime lime bölünmüş durumda. İş yapma yerine slogan atarız. Bir kısım Türklükten bile sıkılmış, Ermeni olduğunu iddia eder. Şimdilerde ise nerelerin kime verileceği, nerede hangi ülke kurulacağı tartışılıyor.
Özgürlük, adalet, demokrasi desen, en süperi bizde. Dünyaya örnek olmuşuz bir kere, ama kimsenin haberi yok. Baharını yaşayan bizi örnek alır, sonra bizi dolandırıp kaçar. Diktatörleri kınarken kendimize padişahlar yaratırız. Suçlu yaratmak için delil üretip yasalara rağmen yıllarca yargılamadan içerde insanları tutar, iş kolaylaşsın diye yeniden oturup anayasa yazarız.
Ekonomi ise muazzam. Krizler teğet, bunalımlar ıska. Dünyada kimse akaryakıta zam yapmazken biz yaparız. Bir zamanlar Avrupa’nın buğday ambarı olan ülkede ekmekler küçülür. Eskiden komşulara sürülerle hayvan kaçıran ve dünyaya sebze meyve üreten köylü borçtan kırılır, ekonomi büyük ya. Enflasyon çift haneli ama tek hanenin kırıntısı memura işçiye verilmez.
Pirinç tepsisinde taş hesabı, Türk futbolcu barındıran takımların oyun kalitesi ortada. Halk korkunç vatansever, futbol takımı için gösteri yapar, ülke için kılını kıpırdatmaz. Sporu sever ama spor yapmaz. Her ilkbahar rejime başlar, dikkatle beslenir, ama ağzı beş dakika boş durmaz. Araba ve cep telefonu sosyal sınıf işareti. Okumuşsunuz şu olmuşsun önemli değil. Önemli olan altınızdaki araba.
Nasıl bunlar size yabancı mı? Sanmam, siz bu gezegeni ve uzaylıları çok yakından
tanıyorsunuz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş