Yanan nedir?

Agah Oktay GÜNER

Hikmetler deryası Mesnevi’den bir hikâye ile söze başlayalım. Adamın birisinin evinin duvarı çatlar, hemen çamur karar ve çatlağı kapatırmış. Çatıda, temelde bir çatlak olduğunda bu samanlı çamurdan nasib alır, malayla düzeltilirmiş. Yıllar hep bu yolla yenisine ulaşmış. Adam bir akşam işten eve dönmüş, bir de ne görsün evin yerinde sadece enkazı var. Yıkıntının başına çökmüş, başlamış ağlamaya; ah evim kırk yıl birlikte oturduk. Haber vermeden yıkılmak olur mu? Enkaz dile gelmiş: “Sevgili sahibim ne zaman ağzını açıp derdimi söyleyecek olsam, dinlemedin. Çamurla ağzımı kapadın ve her şey bitti.”
Evet, bu güzel mesajı iyi anlamak ve bu pencereden âleme bakmak lazım. Karşı fikre tenkide tahammülleri olmayanların kaderi hep böyledir. Ummadıkları bir enkazla karşılaşır, yıkılırlar.
Hapishanelerde insanlarımız yanıyor. Her suçluda toplumun da suçluluk payı vardır. Bir cemiyet şu hırsızı, bu kanuna isyan edeni dinleyelim, anlayalım demeden mahkûmiyet verirse, sorumluluğunu unutur. Hiç şüphesiz bu tutumla verilen her mahkûmiyet, bir diğerini davet eder.
Cezadan maksat insandaki suçluyu ıslah etmektir. Ne yazık ki bizde cezaevlerinde, cezanın ıslah boyutu bitmiş, hükümlü daha beter suç ortamına sokulmuştur.
On kişilik yere otuz kişi konursa bu iş bitmiş demektir. Cezaevlerinde her türlü kesici alet, silah, esrar, eroin, kumar kol geziyor. Irza geçmeler, adam dövmeler basit olaylar olmuştur. Yangın, cezaevi politikamızın enkâz bilançosudur. Yananlar bizim insanlarımız.
Avrupa Birliği masalı ile toplumun bütün yivlerini yalama yaptık. Her türlü milli hassasiyet dumura uğratıldı. Teröre karşı emniyeti ve silahlı kuvvetleri eli kolu bağlı hale getirdik. Ne zaman bu konudaki yanlışlarımızı görüp düzelteceğiz? İran ve Suriye gibi dünya çapında terör teşkilatına sahip iki komşuyu karşımıza aldığımızdan beri Türkiye’de terörün ne kadar arttığını görüyoruz.
Eğitim hayatımız tam bir enkaz... 8 yıllık eğitimden 12 yıllığa geçerken sadece hükümetin ideolojisine göre ayarlama yapmak doğru mudur? Önce hangi insan tipini istiyoruz? Düşünen insanı, araştıran insanı nasıl yetiştirmeliyiz? Bu insan nasıl verimli olacaktır? Nasıl üretici olacaktır? Tedbir alınması gereken çare, düşünülmesi icap eden sorular bunlardır! Türkiye’de hocalık etmiş ve Türkleri seven bir İngiliz profesörü şöyle diyor: “Bakıyorum sevimli Türk çocukları başka ülkelerde gördüğüm akranlarından çok daha zeki şeyler. Ama merak ediyorum, sonra hangi metodu kullanıyorsunuz da bu zeki küçüklerden şu farklı büyükleri elde ediyorsunuz?”
Bütün bunlar sakin akılla konuşulmalıdır. Duygular ve öfkeler aklın önüne geçtiği zaman en makul, en haklı tenkitler bile dinlenilmez olur. Güç sahipleri, kendilerine doğruyu söyleme gayretinde olanların ağızlarına çamur doldurmakla bu işin yürümediğini bir gün görür. Ama ne yazık ki o gün artık her şey için çok geçtir.
‘Sağlıkla işleyen bir iktidar, muhalefet görüşme üslubunun olmaması’ ülkemize hem zaman, hem kaynak kaybettiriyor ve hem de siyasi iktidarı yıpratıyor. Çoğunluk benim, ben doğru bildiğimi yaparım, çoğunluk sahibi olma hakkımı kullanıyorum, üslubu ile dert üstüne dert yığdığını hükümet edenler artık görmelidir. İşte Özel Yetkili Mahkemeler. Muhalefet ve insan olma onurunu satmamış kafalar dinlenilse idi AKP’nin yurtdışındaki sempatizan çevreleri bile bu mahkemeler sebebiyle bugünkü tenkitleri yapmazdı. İktidarlar bu gerçeği ne yazık ki çok zor öğreniyor.  “Size hücum eden düşmanlarınızdan korkmayınız. Size dalkavuklukla yaklaşmak isteyen dost görünenlerden sakınınız.” 
Eğitim çocuğumuza, gencimize, milletin ve insanlığın değerlerine saygıyı öğretmelidir. Bunların başında milletin yetiştirdiği şahsiyetlere hürmet gelir. Hiç kimse dünyaya geldiği gün büyük adam değildir. Büyük adam; zamanın merhametsiz darbelerine direnerek, kendi gerçeğini var kılmış şahsiyettir. Günümüzde bazı çevrelerde moda haline gelen Atatürk’ü yaralama gayretleri tam bir zavallılıktır. Çocuklarımıza değerleri yok etmeyi değil kendi güzelliklerini büyütmeyi öğretmeliyiz.
Dış politika, terör, ekonomi, bütünüyle ülke sorunları çözüm bekliyor. İktidar enkaz görmek istemiyorsa sakin, gerçekçi, sabırlı bir üslupla muhalif çevreleri dinlemelidir. Türkiye, tarihi boyunca insana saygı duyarak yönetildi. Düşünceye hoşgörü, milletimizin büyüklük sırlarındandır, mayasında vardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş