Yaratık ortada kaldı

Altemur KILIÇ

Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” kitabının daha yayınlanmadan savcıların talimatıyla basılıp, toplatılması, bütün dünyada ve tabii Türkiye’de tepkilere yol açtı... AB, bu yüzden, Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınacağını bildirdi. İktidarın yanaşmaları ve yalakaları bile isyan ediyorlar.
Ancak her konuda, her kurum konusunda “Ben; benim” diyen “Ergenekon fahri savcısı” Başbakan Erdoğan,  “Yargının tasarrufudur” deyip, sorumluluğu kendi üzerinden atmak, bu işin içinden sıyrılmak gayreti içinde... O da Cumhurbaşkanı da “Bu konuda, bizim bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz, savcıların, her halde bildikleri gerekçeleri vardır” diyesiler. Tabii inanırsanız!
  Fakat çok ilgi çekici, ibret verici bir durum var. Kitabın kahramanı olduğu söylenen kişi, kitabın, böyle toplanmasını tenkit ediyor ve kitaba rağbeti artırmasından şikâyetçi. Cumhurbaşkanı Gül de aynı kanıda: “Bu PR çalışmasıdır. Kitap basılırsa, yüz binlerce satar” diyor. Doğru! Ama bu “PR çalışmasını” acaba kim, kimler organize etti?.. Kısacası “yaratık” , Dr. Frankenştayn’ın canavarı gibi ortada kaldı. “Cini tekrar şişesine” sokmak güç. En iyisi “cini-yaratığı” , “nesebi gayrı sahih” bebek gibi, birisinin kapısına bırakmak... Kimin kapısına? O da malum ve kolay; “Ergenekon kapısına” !.. Ergenekon davalarının, iddianamelerinin hararetli taraftarları, şimdi, bu işin zıvanasından -şirazesinden- çıkmasının ve acıları olmasa, gülünç hale gelmesinin, kendi amaçlarına zarar verdiğini görerek çıkar yolu bulmuşlar. Bu da “Ergenekon çetesinin taktiği, böylelikle süreci durdurmak istiyorlar” diyorlar.Yani yaratık, kendi kendisini yiyecek. Sonunu, bekleyeduralım. Ahmet Şık, Nedim Şener’le birlikte 25 gündür içeride. Hatırlayalım; Mustafa Balbay, Tuncay Özkan da
756 gündür “içeride” geç kalan “adaleti” bekliyorlar!


Seçim fırtınaları
Genel seçimlere de 73 gün kaldı. Bakalım bu sürede ne dalavereler, ne oyunlar, ne çalımlar göreceğiz!.. Ülkenin sorunları, çıkarları, tehlikeler askıda. Her şey, seçim ve oy için!..
AKP’de oyun çok. Sonuncusu “kör gözüne parmağım” bir oyun... AKP’nin, TBMM’ye getirdiği yasa teklifiyle, Hükümete 6 ay süreyle Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilecek...
Masumane kılıf hazır; Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, “Seçim sonrası zaman darlığı yüzünden, devlet işleri inkıtaa uğramasın” diyor. Bağışlasınlar beni; bunu sakalıma
anlatsınlar!
Gerçek şu ki oy çokluğuyla kabul edileceği peşinen muhakkak olan bu teklife göre TBMM, milli irade devre dışı kalacak.
14. Louis gibi “Devlet benim” diyen Başbakan Erdoğan, hem “devlet” , hem de “tek irade” olacak.
İngiliz siyaset bilimcisi Lord Acton’un sözlerini hatırlatalım; “İktidar ifsat eder; mutlak iktidar muhakkak ifsat eder” . Şimdi aynen!..
Dört yıl kadar önce, Erdoğan’ın ülke gemisini müsademe rotasında götürdüğünü yazmıştım. Kayalara çarpmasından, devletin altındaki “fay hattının” kırılmasından, endişelerimi ifade etmiştim de, bana dava açıp tazminata mahkûm ettirmişti... Bugün korkularım, her zamankinden fazla! Tarihimizin en hayati ve kırılgan dönemecinde devlet, iktidar “cehaletin cesaretiyle” hareket edenlerin elinde... Daha açıkçası Erdoğan, milletimizin, devletimizin varoluşunu, kaderini tayin edecek iradeyi kullanmaya ehil mi?.. Libya konusundaki “bir öyle, bir böyle” yalpalamaları, bir gün söylediğini ertesi gün nakzetmesi dünya kamuoyunu da şaşırtıyor. Daha da acısı gülünç oluyor!
Bütün bunları bir tarafa bırakalım, Erdoğan’ın, Japonya’daki radyasyon felaketine rağmen nükleer santraller kurulmasındaki ısrarı, “nükleer santral” patlamasını “tüp gaz” patlamasıyla kıyaslaması, “nükleer radyasyonun” , yıllar boyunca doğmamış çocukları bile etkileyeceğini görmemesi, nasıl izah edilebilir?
Başka konulardaki cesur ve pervasız icraatının Türk milletine ve çıkarlarına, yüz yıllar boyu vereceği kalıcı tahribatı da ya görmüyor ya da umursamıyor. İnsan, ister istemez, “acaba başka çıkarlar mı var” diye düşünüyor! “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” denecek bir durum.
Ancak, seçimlerde oylarıyla Cumhuriyetimizin kaderini tayin edecek halkımız “kıyametin” farkında değil...
Ne çare ki, Churchill’in dediği gibi “Demokrasi, rejimlerin en kötüsü” ama şu sırada daha iyisi de yok! “Her millet layık olduğu hükümeti bulur” deyip kaderimize katlanmak zorunda mıyız? İşte “var olup olmamak” meselesi de bu!


Mini yorum
Bu yazıyı yazarken televizyondan duydum; Ergenekon Davası’nda görev yapan Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz’ün özel yetkileri kaldırılmış. Bu gelişme çok su ve yorum getirecek. Hukuki neticeleri ne olacak? Ergenekon davalarına nasıl yansıyacak? Bilemem ama şunu biliyorum; Öz’ün giydiği çizme bol gelmiş ve “çizmeyi” aşmıştı... Artık birileri de rahatsız olmuş olacaklar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş