‘Yargı’ ve ‘ordu’ planının ardında aslında ne va

İsrafil K.KUMBASAR
Sık dişini Türkiye’m iki derdimiz kaldı:
Biri ‘yargı’, öbürü de ‘ordu’.
Hamdolsun, hükümet ikisine de el attı. Bugün değilse bile yarın mutlaka ‘ordu-yargı’ ve sair ‘oligarşik bürokrasi’ belasından kurtulacağız.
Ama gelin görün ki, bu mücadelede bir-iki ‘ayak bağı’ inatla direnmeyi sürdürüyor.
Bakınız bir ‘açılım rüzgarı’ bile memleketi nasıl bir anda ‘bayram yerine’ çevirdi.
Daha da ilerisi için ne gerekiyor?
Elbette ‘daha fazla’ demokrasi ve ‘bürokrasiden’arınmış bir yönetim biçimi.
Bunu sağlayacak olan da yeni bir ‘Anayasa’.
İşte bu nedenledir ki, AKP iktidarı kolları sıvadı ve Anayasa’yı şöyle bir ‘silkelemeye’ başladı. Tam da bu sırada kahrolası ‘oligarşik bürokrasi’ ayaklandı:
- “Olmaz!.. Anayasa değiştirilemez!..”
‘Muhalefetin’ durumu malum. Ama bu ‘yüksek yargı’ namıyla maruf kitlenin aslında derdi başka. Değişikliğe karşı çıkışlarının ardında bir ‘bit yeniği’ var.
Nedir o?
‘Yandaş’ medyamızın koyduğu teşhis şu:
Yüksek yargı, ‘belli bir mezhebe’ mensup olanların elinde. Evlerinden, kışlalarından toplanıp kodeslere doldurulan askerler de ‘aynı mezhebin’ üyeleri.
***
Tabii kalkıp da, “Yahu hani siz din, dil, ırk ayrımı gözetmeden herkesi birinci sınıf vatandaş yapmak istiyordunuz” diye sormaya gerek yok. O işin ‘jelatin’ kısmı, ambalajı. Kimsenin ‘yediği’ falan da yok.
İki ‘menfaatperesti’ yanınıza alıp, “Açılım, açılım” diye yırtınacaksınız, öte yandan memleketi getirdiğiniz durumu sorgulayanları “Tamam bunlar da o takımdan” diye, damgalayacaksınız. Sahi, bu müthiş ‘analiz’ yeteneği sizi kurtarır mı sanıyorsunuz?
Şimdi vatandaş oturup ‘açılım’ masalına mı inanacak, yoksa yandaşlarla birlikte yürütülen ‘damgalama’ operasyonuna mı?
Hani hak hukuk? İnternette çarşaf çarşaf ‘fişleme’ listeleri. Fısıltı gazetesi üzerinden ‘mezhep’ kışkırtıcılığı. “Çaycılar bile onlardan” yaygaraları.
Anlamak zor elbette, her konuda ahkam kesip, ‘hitabet aslanı’ kesilenlerin iş bu noktaya geldiğinde sus-pus olmalarını.
Muhalefete mi hak vermek gerek yoksa.
Hani şu ‘günü geldiğinde hesap verme’ korkusu mu sardı yüreğinizi? O yüzden mi böylesine daralıp, bir gün içinde ‘birçok fırıldak’ çeviriyorsunuz?
***
Hükümetin ‘el kesesinden hovardalık’ yaptığı birçok konu gibi, Anayasa değişikliği de aslında ‘görünen’ ve ‘gizlenen’ iki yüze sahiptir.
Muhalefetin ‘hesaptan korkuyorlar’ tezini bir kenara bıraksak bile. Yargıda bir ‘mezhepsel’ kadrolaşma olduğu iddiasını kabul etsek bile.
‘Değişiklik’ konusundaki ısrarın ‘arka planını’ anlamamıza yetmez bunlar. İşin özünde yatan, dinmek bilmeyen bir ‘iktidar’ ihtirasıdır. 
Bu öyle bir ihtirastır ki ‘gasilhanedeki’ üç aylık memuriyet bile, bir anda insanlara genel müdürlük kapısını açabiliyor.
Öylesine önüne geçilmez bir tutkudur ki, ‘31 günlük’göstermelik hizmet, insanı Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine taşıyabiliyor.
Hayatında eline ‘kaval’ almamış birini, ‘konservatuvarda yönetici’ olarak  görmek mümkün bu ihtiras fırtınasında.
Zurnanın zırt dediği yer de işte burası.
‘Münhal’kadrolar artık hayal. ‘Çöpçü’kadrolarında bile yer kalmadı paylaşılacak.
Siyasetin ‘atama’ yapamadığı iki kurum kaldı sadece: Biri ‘yargı’, diğeri ‘ordu’.
***
Şimdi diyorlar ki:
-  “Kalk ayağa ey ehl-i vatan!..”
- “Ne olacak?”
- “Biz oturacağız. Boşta koltuk kalmadı. Aksi halde yakında birbirimizi yiyeceğiz.”
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş