Yargı, yargıç, yargılama ve suskunluk!

Özcan YENİÇERİ

Kadın dediğiniz, annedir, abladır, kızdır, teyzedir, sevgilidir, eştir ve nihayet insanları doğurandır. Yalnız erkekleri değil kızları doğuran da kadındır. Dünyadaki bütün beşer türü, kadının ürünü. Bu dünyada doğuranlar yani kadınlar olmasaydı doğanlar da olmayacaktı.
Kadınlar için biz erkekler neler yapmadık ki? Biz onlardan hoşlandık, yeri geldi evlendik yeri geldiğinde de boşandık. Kimilerine anne dedik  “ayakları öpülesi”  diye yücelttik. Kimilerine eş dedik uğruna cinayetler işledik. Kimilerine aşık olduk kaçırdık. Kimilerine sevgili dedik uğruna şarkılar, türküler besteledik. Bazılarını aldattık, bazılarını anne, bazılarını metres bazılarını köle yaptık. Mahrem dedik, sakladık. Şeytan dedik haşladık. Namus dedik taşladık.
İçimizden birileri  “kadının adı yok” dedi. Kimisi kadının ruhunun olmadığını iddia etti. Kimisi cadı dedi yaktı, kimisi de şeytan dedi, kaldı.  Sonuçta kimisi sevdi, kimisi hem övdü hem de dövdü. Bazısı da öldürdü.
Velhasıl başta hayatımız olmak üzere her şeyi borçlu olduğumuz kadınlara zulmettik. Merhametsiz davrandık. Bizi, hepimizi doğuranları hepimiz elbirliğiyle katlettik.


Öldürülüşü Sergilemek
Son zamanda kadınların katledildikleri yetmiyormuş gibi bir de kadının öldürülüşünü teşhir etmek gibi bir alışkanlığımız oldu. Kadının katledilişinin iğrenç teşhiri, kadının da ötesinde ölüye saygısızlığın kanıtıdır. Banyoda sırtından bıçaklanmış bir kadın, beline saplanmış bıçakla birlikte, kanlı iğrenç görüntülerini bir gazete sürmanşetten yayınlıyor. İğrenç görüntüleri yayınlayanlar  “Ona yapılanı herkes görsün. Erkek egemen toplumun kadına uyguladığı şiddeti görsün ve bu şiddete karşı sessiz kalınmasın”  diyerek savunuyorlar. Ardından da bu iğrenç fotoğrafın Twitter’da dünyada en çok konuşulan 2’nci konu olduğunun haberini yayınlıyorlar. Bir anlamda yaptıkları iğrençlikle övünüyorlar!
İşin bir de öbür yanı vardır. O da ‘insan birini ezdiğinde aslında kendisini de ezmiş olur’. Nitekim kadını ezen,  “erkekleri de zincire vuran kendi egemenlikleridir”. Çünkü ezilen  “kadın, özvarlığına yaslanmasına izin verilmediği için, olan ağırlığı ile erkeğin sırtına biner” . (H. Kılıç, II. Cilt,s.78).
Hiçbir dürüst erkek, kendisine sağladığı bakım ya da toplumsal gücüyle satın aldığı kadının sevgisiyle övünemez. İnsanlık onuru taşıyan hiçbir erkek, özgürlük içinde verilmeyen sevgiyi kabul etmez.
Olan biteni iyi okuyanlar, kadına yönelik şiddetten etkili sonuçlar çıkarabilir. O da kadına yönelik şiddet, yasa değiştirerek, iğrenç ölüm fotoğrafları yayınlayarak ya da kadına yönelik şiddet konusunda raporlar veya duyarlılıklar artırarak gerçekleştirilemez. Kadına yönelik şiddet sosyal bir sorundur. Derin ahlaki, dini ve kültürel kaynakları vardır. Hiç kimse kusura bakmasın ama çeşitli sebeplerden dolaylı toplum kadına şiddeti onaylamaktadır. Kadına şiddetin toplumda karşılığı vardır. Toplumun bu konuda mevzuatlara değil sağlıklı rehabilitasyon programlarına ihtiyacı vardır. Tek tek kadınları koruyarak ya da tek tek insanları ikna ederek kadına yönelik şiddeti önlemek mümkün olmaz. Sorun erkeklik, kadınlık, ahlak, namus, inanç gibi değer yargılarıyla yakından ilgilidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş