Yarın bugün değildir!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Herhangi bir suç örgütüyle gerçekçi bir mücadelede yürütebilmek için hedef büyültmek değil hedef küçültmek esastır. Mücadelede strateji bilmeyenler hedef büyütür. FETÖ'yle gerçek mücadele bu anlamda tabanı değil tepeyi, sosyali değil siyaseti sorgulayarak yapmak mümkündür.

Fetö'nün kesin inançlıları!

5 Haziran 2010 tarihinde Arınç, Fethullah Gülen'le ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: "Hocaefendi her zaman olduğu gibi doğruyu söylüyor... Hocaefendi 12 seneden beri Türkiye'nin dışında, haksız bir şekilde ülkesinden hicrete mecbur edildi' diyor.

20 Mart 2014 tarihinde 17/25 Aralık girişimi yaşanmış, MİT Müsteşarına operasyon yapıldıktan sonra da Bülent Arınç, 'Fethullah Gülen'i tartışmanın merkezinden çıkarmak gerektiğini, ona saygısının hâlâ devam ettiğini' belirtiyor.

Süreçte "Hocaefendi bize yol gösteriyor, ikaz ediyor. Allah razı olsun. Deniz feneri gibi önümüzü aydınlatıyor" diyor!

15 Temmuz 2016 alçak darbesinden sonra "Ne kadar da ahmak bir insanmışsın, herkes bunu söylüyordu, sen itiraz ediyordun diyebilir. Silahlı terör örgütünün Fethullahçı olması o gece ortaya çıkan bir olaydır. Ben o gece öğrenmiş olabilirim" diyor.

FETÖ'cülük ihale ediliyor!

İlginçtir, Melih Gökçek henüz başkanlıktan istifa etmemiştir. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Melih Gökçek'in yaptırdığı Melike Hatun Camisi'nin açılışını yapmaktadır. Törene Bülent Arınç da davetlidir. Erdoğan konuşmasında Bülent Arınç'a da 'caminin isim babası olduğu için' teşekkür eder. Gökçek yaptırdığı camiinin açılışına çağırılmamıştır. Böylece Arınç, Gökçek'e karşı avantajlı duruma gelmiş olur. "Sabrettim. Kazandım" der.

Cumhurbaşkanı nezdinde kredibilitesinin sürdüğünü gören Arınç, "ahmaklık" konusunu bir kenara koyarak yapmış olduğu güncel değerlendirmeyle yeniden aslına rücu eder. Arınç, günah çıkarır gibi şu açıklamayı yapar: "Ben şundan çok eminim, bu 80 milyonluk kitlede belki 80 kişi haricindeki herkes Fethullah Gülen'e bir sempati beslemiş olabilir. Ama o 80 kişi hariç, hiç kimse 15 Temmuz gibi bir ihaneti düşünmemiştir".

Arınç'ın bu konuşması bir çok soru işaretinin kafalarda doğmasına neden olmuştur. Birincisi Arınç resmen '80 milyon yanıldı ben de yanıldım, ne var bunda' diyor. Bu tespit doğru değildir. Aksine seksen milyon içinden ancak seksen kişi Fethullah'a gerçekte Arınç gibi inanmıştı! Kaldı ki sıradan vatandaşlarla Arınç arasında bazı farklar vardır; Bir defa Arınç Türkiye'de Meclis Başkanıdır, Başbakan Yardımcısıdır, devleti yönetmiştir, yetkili olduğu kurumları FETÖ'cü unsurlarla ağzına kadar doldurmuştur. Kendisini yargılamıyor, sorgulamıyor. 15 Temmuz alçaklığı sonrasında da bile FETÖ'yü seksen milyona ihale ediyor.

 İkincisi 15 Temmuz hariç Fethullah Gülen'in dini lider olarak insanlar tarafından sempatiyle karşılandığı tezi ise hiç doğru değildir. Haddini fena halde aşarak Vatikan'da İslam'ı Papa'ya pazarlayan, Haçlıları kutsayan, 1915 olaylarına soykırım olduğunu söyleyen, Mavi Marmara girişimi için önceden İsrail'den izin alınmasını öneren birisine seksen milyonun sempati beslediğini iddia edilmesi dahi Türk Milletine hakarettir.

Bir suçu, ihaneti ya da fiili normalleştirmek için önce onu kitleleştirmek gerekir. Arınç seksen milyonu işin içine katarak aslında bunu yapmaktadır. Seksen milyonu işin içine katarsanız suç takip edilemez, müeyyide uygulanamaz hale gelir. Böylece fiili durumlara hukuki bir kılıf uydurulmak zorunda kalınmış olur. Çoğu zaman suç örgütünün mensupları ya da üyeleri kendilerini meşrulaştırmak için bütün kitleyi işin içine katar. Arınç'ın yaptığı da budur.

Arınc'ın sözleri daha çok su kaldırır. Takibatı, soruşturulması, yargılanması yapılamıyorsa bu sözleri edenlerin bugün aynı zamanda iktidarda olmaları ve FETÖ'nün 15 Temmuz öncesi suçlarının da ortağı olmalarındandır. Unutmayın yarın bugün değildir!

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları