Yaşar Kemal ve "sorun"!

Altemur KILIÇ

Yaşar Kemal, eğer kabul ederse, eski dostumdur... 27 Mayıs darbesinden sonra tutuklu iken, bana sahip çıkmasını hiç unutmadım... Hiç kuşku yok,  “İnce Mehmet”  gibi yiğit bir adamdır... Anasının Türk olması da, aslında  “Güneydoğu-PKK”  sorununun, ne kadar muzır hatta yapay -yapılma,  bir sorun olduğunun ve Kürt’le Türkün,  et-tırnak gibi ancak kanatıldıktan sonra, ayrılabileceğinin simgesidir. Yaşar’ın bu konuda gerçekten samimi olduğundan, -içtenlikle - bağrı yanarak konuştuğundan eminim...


Olimp dağından inmişti
Tarihini unuttum; birkaç yıl önce Ali Kırca’nın bir  “Siyaset Meydanı”  programında aynı konu ele alınmış ve sevgili Yaşar Kemal adeta Zaradusta gibi veya Olimp dağındaki bir tanrı gibi,  “Ben konuştum, düşüncelerimi söyledim, burada saksı gibi oturamam”  demiş, kalkıp gitmişti... Ben de o zaman orada ve yazılarımda bu tavrını eleştirmiştim. Kaçınılmaz oldu;  “İyi şeyler açılımı”  alevlenince, romancılığımızın bu  “tanrısına”  başvurdular ve o da, bu defa, uzun konuşuyor. Yaşar Kemal özetle der ki  “Türklerle Kürtleri birbirinden hiçbir güç ayıramaz... Bunu düşünmedik. Vatandaşlık ödevlerini bekledik de, devletin vatandaşlarına vereceği hizmetleri vermedik... Çözümün ne olduğunu herkes biliyor: Uygar dünyanın vazgeçilmez olarak kabul ettiği insan haklarının tanınması”. “Tek kültürlü devlet”  kurmak Türkiye’nin aleyhinedir’ 
Ve Yaşar Kemal’in “dizisi” romantik  -roman gibi, temennilerle devam ediyor. Tabii ona kulak vermek gerek. Acıları kendi yaşamış ve doğru şeyler de söylüyor! Ama şu sırada gerçekler başka- bu sorunun- gerçek adıyla  “bölücülük-PKK sorununun” , içli dışlı tarihi realiteleri üzerinde kitaplar yazılır! (Ben yazdım: Bakınız  “Büyük Kürdistan- Küçük Türkiye” - Akasya Yayınları)


Asıl sorun
Kısacası  “sorun” , sadece Yaşar’ın söylediği gibi,  “Türk Devletinin zavallı Kürtlere yaptığı haksızlıklara - Kürtlerin kimliklerini aramalarına ve ima ettiği, ” Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” tekerlemesine, yani   “Kürtlerden çok şey istedik, ama onlara hiçbir şey vermedik” iddiasına indirgenemez, eğer ortada bir suç varsa, Kürt kardeşlerimizin de yabancı tahrikleriyle, işledikleri büyük suçlar var... Tarihte ve günümüzde kim başlattı ve tahrik etti, bu mücadeleyi? Cevabı o kadar basit değil! Hem Kürtlerin diğer etnik guruplardan ne ayrıcalıkları var ki ayrı bir   “Halkmış” gibi özel imtiyazlar istiyorlar. Eğer çözüm isteniyorsa önce onların ayrı bir “halkmış” gibi değil de, ülkede yaşayan Lazların, Boşnakların, Çerkezlerin, Arnavutların yaptıkları gibi, bu vatanın ve Türklüğün (evet Türklüğün) ayrılamaz bir parçası olduklarını kabul ve ispat etmeleri gerekiyor. Ama sorun şimdi Güneydoğu dağlarından Mustafa Kemal’in, milleti birleştirmek için ifade ettiği, “Ne mutlu Türküm diyene” sözlerinin silinmesi talebine kadar dayandı!
Ve sorarım “Büyük Kürdistan” artık bir hayal olmaktan çıkmadı mı? Kürt Gençleri için çekim merkezi değil mi? Kısacası sorun artık iş-aş-kimlik meselesi olmaktan çıktı -adıyla sanıyla Türkiye’yi bölmek “Büyük Kürdistan’ı”, Türk toprakları üstünden gerçekleştirmek sorunu oldu! Bu realiteye karşı, güzel temennilerin ne anlamı kalıyor!
Bugün, maalesef acı gerçek, Yaşar Kemal’in “romanının” karşısında ve üstünde,   “PKK ve APO realitesi”! -bu eşkıya başının, 15 Ağustos’ta - başlattığı kardeş kavgasının yıldönümünde açıklayacağı “yol haritasında.” Bunun da ilk işaretleri belli, Musevilere Tanrı’dan nazil olan “evamiri aşere” (On Emir) gibi talepleri!
1-Kürtçe eğitim ve öğretim dili olarak kabul edilsin. Anayasa’da yer alsın...2-Ateşkes devam etsin. Koşulsuz bir genel af ilan edilsin. 3-Akil adamlar geçiş döneminde üstünlük alsın. 4-Siyaset yapma özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın. 5-Affedilen PKK’lılar dâhil herkes siyaset yapma hakkına sahip olsun. 6 -Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit kaldırılsın. 7- Yerel yönetimler güçlendirilsin. 8 Demokratik özerklik kabul edilsin. 9- Çatışma döneminde işlenen faili meçhul cinayetler başta olmak üzere o dönemde meydana gelen olayları araştırmak için Hakikatler Komisyonu kurulsun. 10 -Koruculuk kaldırılsın.
Romanda değil, hakikatte, bu soruna  “Kürt Sorunu” demek yanlış: bu sorun Türkiye’nin sorunu; Türk milletinin var oluşu sorunu! Acı olan şu ki, iktidar ve yalaka yazarlar çözümü -Yaşar Kemal’in “romanında”  daha da acısı İmralı ilahı APO’dan nazil olacak “yol haritasında” arıyorlar ve itiraf etmeseler de muhatapları APO, referansları da, onun haritası! 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş